Dünya Kimden Büyüktür?

KemalOnalir

Türkiye’nin iç politikasına bağlı olarak gelişen ve şekillenen bir dış politikası vardır. İç meselelerimizi halledemediğimiz için dış meselelerimize de yetişemiyoruz.

İslam dünyasını liderliğini, Türk dünyasının ağabeyliğini, Balkanların reisliğini istiyoruz. Afrika’nın hamiliğini, Uzak Asya’nın sesini, Kafkasların kartallığına göz dikiyoruz.

Viyana’dan Myanmar’a kadar sınır çekiyor, Tanrı dağlarını, Hira’yı birbirine katıyoruz. Bazen öyle gaza geliyoruz ki, kendi aç karnını doyuramayanlara güvenip; dünya kaçtan büyük, kaçtan küçük onun hesabını yapıyoruz.

Ümmetin lideri sayın reis-i cumhur bey ama İslam İşbirliği Örgütü Musul’da bulunan askeri birliklerimizi çıkartmamızı talep ediyor. Irak’ın Türkiye büyükelçisi; ‘Musul’daki Türk birlikleri Irak’ın bağımsızlığına saygısızlıktır’ diye açıklama yapıyor.

Yahu hani bu ümmetin lideri bizdik? Ya bu lafınız palavradan ibaret ya da bunlar ümmetten değil.

Türk dünyası bizim gönül coğrafyamızdır, her şeyimiz birdir, kardeşiz, ayrılamayız diyorlar. Reis-i Cumhur hazretlerinin nereye baktığı belli olmayan fotoğraflarının yanına ‘Türk-İslam âleminin lideri’ yazıyorlar. Hazretin kendi ifadesiyle; ‘Orhun Harabelerine giden yolu’ bile biz yaptık. Ama gelgelelim Türk dünyasından birkaç ‘devlet büyüğü’ bir Rus uçağını düşürdük diye hasımdan özür dilememiz gerektiğini söylüyor.

Yahu hani bunların abisi bizdik? Bu lafta da bir gariplik var. Hani siz Türk değilsiniz orası başka ama bu ifadelere göre Türk dünyasını da bölmüşsünüz.

Bosna, Kosova, Arnavutluk hep gönül coğrafyamız, ata toprağımız. En çok yardımı biz yollarız, her dertlerine biz koşarız. Ama bir şeye ihtiyaçları olmayınca kimse bizi aramaz sormaz. Allah aşkına cevap verin; Arnavutluk, hâlihazırda bir Arnavut devletiyken, Kosova’da yaşayan Arnavutlar neden ayrı bir devlet kurdular? Dili, soyu, dini bir adamlar, aralarında sınır varken, neden böyle bir saçmalığa imza attılar?

Böyle bir coğrafyaya lider olsak ne olur olmasak ne olur?

Myanmar’da Müslümanlar zulüm görüyor diye tâ Anadolu’da teyakkuza geçiyoruz. Hiç kimse de çıkıp; ‘Yanı başlarında Filipinler var. Onlar da Müslüman neden yardım etmiyorlar’ diye sormuyor.

Filistin’in Arap-İsrail savaşını zorla Müslüman-Yahudi savaşı şeklinde lanse edip, her fırsatta binlerce adamı sokağa döküyor, milyon liralık yardımlarla kervanlar düzüyorlar. O Filistinliler en büyük düşmanlarının cenazesinde salya sümük ağlıyor.

Bir tane Filistin lideri çıkıp; ‘Yahu bu Türkiye bu işe ne der?’ diye düşünmüyor.

Bosna ile alakalı hikâyeler anlatıp onların Türkleri ne kadar çok sevdiklerini ispatlamaya çalışıyorlar. ‘Yahu biz madem bu kadar iyiydik de niye ayrı devlet kurdular, niye vaktiyle bize isyan ettiler’ diye soran yok.

Lafı daha fazla uzatmadan sadede geleyim. Ben her zaman Türklüğün, mazluma sahip çıkmak olduğunu düşünmüşümdür. Türk tarihini okumuş biri olarak bu görevimizi her zaman yapmaya çalıştığımızı rahatlıkla söyleyebilirim.

Fakat…

İyi niyetli olmakla aptal olmak arasında fark vardır.

Suriyeli mültecilere yardım etmek iyi niyettir. Fakat Türk’ten üstün konuma getirmek, Türk’e vermediğin imkânları onlara vermek. Vatanlarını kurtarmak için harekete geçmelerini sağlamamak aptallıktır.

Myanmar’ın Müslümanlarının sıkıntılarını Birleşmiş Milletlere taşımak iyi niyettir. Fakat Filipinlerin yaptıklarını daha doğrusu yapmadıklarını görmezden gelmek aptallıktır.

Filistin meselesine, ‘Ceddimizin toprağı’ diyerek sahip çıkmak vazifedir. Fakat onların senin ülkendeki bölücülerle ve düşmanlarıyla olan garip muhabbetlerine rağmen bunu halen vazife görmek aptallıktır.

Türk dünyasının birlik ve beraberliğini savunmak en mukaddes dava olan Turancılıktır. Fakat bunu temelsiz hareketlerle yaptığını sanmak, Orhun Abidelerinden alıntı yaparken başını, sonunu ‘bilinçli’ bir şekilde kırpmak, milleti aptal yerine koymaktır.

Gereken güce ulaşmadan dünyanın kaç kişiye büyük, kaç kişiye küçük olduğunun hesabını yapmak ham hayal görmektir.

Dış politika hamasetle, sloganla yürümez. Sandığa oy getirme malzemesi olmaz. Kendi milletini düşünmeden hareket edilecek bir mecra, yalancı pehlivanlık meydanı değildir.

Ha ben yaparım dersen, tüm büyüklendiklerin teker teker postayı koyar geçer.

Dünya hazretten(!) büyüktür.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone