Dur Akit!

Dur Akit!

Bilerek gelip bastığın bu topraktan bir avuç alıp sıksan, Mehmet Akif’in deyimiyle şüheda fışkıracak olduğunu biliyorsun. Bu topraklarda bir değil bin devrin battığını, varlığına varlığını feda eden nice isimsiz kahramanların yattığını da biliyorsun. Üstelik bunun üzerine uzun nutuklar atıyorsun. Osmanlı ceddiyiz, diyorsun.

O halde ne bu hayasızlık? Bu vurdum duymazlık nedir? Peki ya o toprakta yatan şehitlerin başarısını kendine mal etme gibi bir küçüklüğü nasıl tanımlayabiliriz?

Bazı insanlar vardır, bir Allah’ın kulu sevmez. Diğer insanlar onu gördüğünde “Geldi yine…” der, suratı asılır. Bilir ki her mutluluğa, her gurur duyulan olaya limon sıkacaktır. Akit ve benzerlerinin olayı da böyledir. 18 Mart gelir ayrı, 23 Nisan gelir ayrı, 19 Mayıs gelir ayrı, 30 Ağustos gelir ayrı telden çalar. Milletle aynı duyguyu, aynı düşünceyi paylaşmaz. Ancak sorsan, kendi millettir. Fakat Türk değildir; Kavm-i İbrahim’in Yahudi kolundandır. Müslüman’ım diye İslam’a İsrailiyat bulaştıranlardandır.

Akit şimdi de diyor ki: “18 Mart Çanakkale zaferi günü değildir, zafer bugün kazanılmamıştır.” Tel Aviv’de, Washington’da mesai yapmaktan kendi ülkelerine vakit kalmıyor ki! 18 Mart genel bir zafer günü değildir; deniz zaferimize adanmış bir gündür. Bunu bilmiyorsun, bir de utanmadan oturduğun yerden zamanın paşalarına sallıyorsun. Bir elinde çay, bir elinde kitap, yazıyı nerenle yazdığın belli değil; millete ahkam kesiyorsun.

Devrin şartlarını göz önünde bulundurmadan, kendi kabiliyetlerini göz önüne getirmeden, deri koltuklardan üç kıtada savaşıp nam salan Türk paşalarına hakaret veya eleştiri yükseldi mi, Türk genci derhal cevabını vermelidir. “Bir kitapta okudum, 18 Mart’ta paşalar savaşmamış; Fatih gökten evliya ordusuna komuta ederek gelmiş ve savaşı kazandırmış”.

Yüzüklerin Efendisi filminin üçüncü serisini izlemiş, Çanakkale ile karıştırıyor. Siz başka bir Hükümet özelleştirme yapıp Yunan’a, Alman’a, Hollandalı’ya, ABD’lilere ve nihayetinde İsrailli’ye milletin varlığını peşkeş çekecek olsa “Yetiş ya Muhammed, gavurlar geldi!” diyecek olanlarsınız. Cephenizi bilin, kendi tarafınızda dolaşın.

Dur Akit! Sakin ol!

Çanakkale bir film değildir!

Hele asla gökten gelen sarıklılarla da kazanılmamıştır! Sorsak, milletin aşağılık kompleksinde olduğunu, Batılılara karşı kendisini ezik hissettiğini söylersiniz. Sonra İngilizlerin propoganda maksatlı olarak “Biz Türkler ile değil gökten gelenlerle savaştık!” diye ortaya attığı palavrasını savunursunuz. Ne de olsa Osmanlı devrinde yaşayacak olsanız, sarayda olur milleti aşağılarsınız. “Türkler yapamaz be!” dersiniz. Değil mi?

Biz Türkler İslam olmadan önce de sonra da hep “Tanrı buyurduğu için…” demişiz. Siz o olayı bizden olmadığınız için yanlış anlamışsınız.

Haddinizi bilin. Adam olun, Türk ordusunun geçmişine ve bugününe saldırarak geleceğini yok etmek gibi bir küçüklüğe kapılmayın. Bilin ki yol da yapsanız Çanakkale geçilmez. Çünkü o bir ruhtur; fiziken üstünde gezinmeyle toprak sahibi olunamayacağını milyon defa ispatlamış bir milletiz.

İşte er işte meydan. Sarıklılarınızı da alın gelin. Söyleyin gelirken göğe çektikleri o meşhur İngiliz askerlerini de getirmeyi unutmasınlar; açılım yapar, ailelerine verir, müzakere eder, Çanakkale’nin nasıl geçileceğiyle ilgili bir hal çaresine bakarsınız.

O zamana kadar sivri sinek gibi Türk milletinin etrafında rahatsızlık vermeyi bırakın.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone