Düşman haçının karşına dikilen Türk haçı- Berkant Parlak

berk

eftim

Fener Patrikhanesi ve faaliyetleri hakkında bugüne kadar yazılan yazı ve makalenin çokluğunun aksine Türk Ortodoks Patrikhanesi ve kurucusu Papa Eftim hakkında o kadar azlıkta yazı kaleme alındı ve yayınlar yapıldı.

Kurtuluş Savaşı’nda Papa Eftim’in çalışmaları ve mücadeleye verdiği katkı tartışılamayacak ölçüde büyük olmakla birlikte, hayatının tamamı başlı başına bir konu oluşturmaktadır. Başbuğ Atatürk, Papa Eftim’in Millî Mücadele’ye katkısını “Millî Mücadelede bize bir ordu kadar yardım etti” sözleriyle bir cümlede anlatırken, Eftim de “Düşmanlarımızın her şeyi var. Bizim silah ve cephanemiz yok; amma göğsümüzde imanımız var. Mutlaka kazanacağız! Fener Patrikhanesinin ihanet mumunu söndüreceğiz; muzaffer olacağız!” diyerek, mücadele sahasındaki düşmanlarını tarif ediyordu.

Eftim’in verdiği mücadelenin büyüklüğünü görebilmek için, öncelikle dönemi biraz incelemek gerekmektedir. I. Dünya Savaşı sona ermiş ve yurdun dört yanı işgal altına girmişti. Dışarıdan yapılan işgallerin yanı sıra içimizdeki hain azınlıklar da üzerine birçok cephenin hücum ettiği Türklüğü yıkmak için harekete geçmişti. Ayrılıkçı Ermeni isyanları ve katliamlarıyla birlikte yine ayrılıkçı Kürt hareketiyle baş etmeye çalışan Türkler, bir yandan da Rumlarla uğraşmak durumunda kalmıştı.

Bilhassa İstanbul ve Trabzon merkezli olmak üzere, Doğu Karadeniz’de yaşayan ve işgalin de verdiği heyecanla harekete geçen Rum azınlıklar, silahlanarak uzun zamandır birlikte yaşadıkları Türklere zulüm etmeye başlamışlardı. Hopa’dan Sinop’a kadar Karadeniz Bölgesi’nde birçok Türk köyünü basarak ateşe veren Rumlar, merhum Topal Osman Ağa’nın Başbuğ Atatürk’ün de desteğiyle harekete geçmesine kadar, bu zulümlerini sürdürmüşlerdi.eftim2

Bu zulümlerin başlangıcında, Rumların ayaklanması için Fener Patrikhanesi çalışma başlatmış ve Rumları bu yönde kışkırtmaya girişmişti. İstanbul’daki Rum matbaasında basılan ve Rum Patrikhanesi’nin resmi gazetesi olan Eklisiyastiki Alitya’da, bir makale yayınlandı. Devrin gazetelerinden Akşam’da kaynak gösterilen bu makalede ise şöyle bir ifade geçiyordu: “Rum patrikhanesinin resmi mürevvici efkârı olan Eklisiyastiki Alitya gazetesi Türk gazetelerinin neşriyatından bahisle diyor ki: (…) bu gazeteler aldanmasınlar. Bir milletin müsavat valileriyle iğfal edildiği zamanlar geçmiştir. Patrikhane imtiyazatının iade-i merliyeti hakkındaki vaitler artık kimseyi müteessir etmiyor. Bu nazeriyat devresi kapanmıştır. Onlar anlamalıdır ki büyük hastalıklara, müessir ilaçlar lazımdır. Bu devlet yıkılıyor. Bu köhne ve hayide vaitlerle devlet toplanamayacaktır. (…)Haritaları tertip edenler unutmamalıdır ki, Rum unsuru birçok yerlerde ekalliyette ise baba mirası üzerindeki tarihi ve içtimai hukukunu gaybedemez.” [1] Yazıdan anlaşıldığı üzere Türk topraklarını “baba mirası” olarak görerek, Patrikhane’nin de galeyana getirdiği İstanbul ve Trabzon’daki Rumlar, Türklere saldırırken; Anadolu içlerindeki Rumlar ve Ortodoksların bu propagandaya kapılmamasına gerekçe olarak ise yine Papa Eftim’in etkisi gösterilmektedir.

DİNE VE MİLLÎYETE BAKIŞ AÇISI

eftim31884 yılında Yozgat’ın Akdağmadeni kazasında dünyaya gelen ve asıl adı Pavlos Karahisarithis olan, ancak daha sonradan Zeki Erenerol adını alan Papa Eftim, küçük yaştan itibaren yaşamını okumaya ve bilgiye adamıştır. Gösteriş ve şahsî övünmeyi zül kabul eden Papa Eftim, kendisinin Ortodoks Hıristiyan olarak doğduğunu belirterek, “Ana dilim Türkçe’dir. Rumca, Ermenice, Fransızca, Arapça, Farsça da öğrenmeye çalıştım. Dinimin ve kilisemin ana dili olan Rumca ile mukaddes kitabı ezberlediğimden, bu dili çok iyi anlarım. Diğer yabancı dilleri ise unutmuş gibiyim” [2] sözleriyle ana dilinin Türkçe olduğunu ve bildiği diğer dilleri sıralar.

“…Millî ve dinî duygularımın sağlamlığı; milliyetimin Türk, din ve mezhebimin ise Ortodoks olduğuna beni hiç bir zaman şüphe ve tereddüde düşürmemiştir” diyen Eftim’in, milliyet anlayışını ise şu sözleriyle apaçık bir biçimde anlıyoruz: “…Dinini değiştiren bir ferdin mutlaka milliyetini de, ırkını da değiştirmesi gerekmez. Esasen buna imkân da yoktur. Din değiştirmek bir arzu ve irade meselesidir. Irk ve milliyet ise, insanın arzu ve iradesine değil, dile, kültüre, tarihî münasebetlere bağlıdır. Din, Allah’a ait ve vicdana merbut bir hadisedir. Milliyet ise tamimiyle içtimaî, tarihsel bir vakıadır. Aynı milliyet içinde çeşitli din ve mezhepler olduğu gibi, aynı dine mensup olanlar da ayrı ırk ve milliyet duyguları taşıyabilirler.” [3]

Papa Eftim, yine kendisinden “Türk dostu” diye bahsedilmesine de, “Ben, her zaman her yerde Türk olduğumu beyan ettim. Bir yabancı Türk dostu olabilir. Fakat benim gibi halis bir Türk’ün, bir yabancı Türk dostu gibi gösterilmesinden incinmemek ve teessüf duymamak mümkün değildir. Bana Türk demeyip Türk dostu diyenleri hiçbir şekilde affedemem!
Biz Hristiyan Türkler de, bütün milletimizle beraber milli istiklalimize kavuştuk ve şimdi övünüyoruz. Ne mutlu Türk’üm diyene” sözleriyle tepkisini dile getirerek, asıl düşüncelerini ifade eder.

RUM PATRİKHÂNESİ İLE MÜCÂDELEYE GİRMESİ

‘Türk oğlu Türk’ Papa Eftim, işte bu düşüncelerle birlikte ihanet içerisine giren Rum Patrikhanesi’ne karşı mücadeleye başlar. Anadolu’ya yapılan saldırıların Müslümanlar kadar Hıristiyanları da müteessir ettiğini açıklayan bir bildirge yayınlayan Eftim, “[…] Mezhebimizi şerre alet ederek, Türk olduğumuz halde Elenizm propagandasıyla iğfal edilerek güya aslen Yunanlı imiş ve aslına rücû edermiş gibi ekalliyet hukuku iddiasıyla mezhebi millete karıştırarak bir taraftan bizi Yunan âmaline alıştırmak desiselerini istimal ve diğer taraftan da umumî vekilimiz imişcesine hakkımızı istiyoruz der gibi vaziyetler alarak Avrupa’ya karşı hükümetimizden müşteki sıfat ve vaziyetiyle göstermeye kalkıştılar…” ifadeleriyle, yurdun işgal edildiği yıllarda harekete geçen Rum Patrikhanesi’nin karşısında yer aldı. Eftim’in Türklüğe yakışır davranışları, sonraları Patrikhane tarafından, zamanın satılık Damat Ferit hükûmetine şikâyet konusu olmuş ve Eftim’in tutuklanması istenmiştir.

BAĞIMSIZ BİR PATRİKHANE KURMASI

Fener Rum Patrikhanesi’nin ihanetine karşı çıkmasıyla birlikte, mevcut yapıdan bağını koparan Eftim, Anadolu’da bağımsız patrikhane kurmaya karar verir. O sıralarda kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden de izin alan Papa Eftim, Kayseri’de bir kongre düzenler ve Türk Ortodoks Patrikhanesi kurulması sürecini başlatır. Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin TBMM ile yazışması ise, Patrikhane’nin yeni kurulan Ankara Meclisi’ni tanıdığını ve bağlılığını bildirdiği anlamına gelmektedir. Yunanistan ile yapılan mübadelenin ardından, İstanbul’a giden Papa Eftim, Fener Rum Patrikhanesi’yle bir takım görüşmeler yaptı. Rum Patrikhanesi’nin teklifi üzerine gerçekleşen görüşmelerde Eftim, Türk düşmanı bir kişinin patriklikten çıkarılmasını istedi. Bir süre devam eden görüşmeler olumsuz sonuçlandı.

Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin kurulması sırasında, “Fener Patrikhanesi ile kati olarak dine ve dünyaya ait bütün alâkaların kesilmesi” kararı alınırken, sonraları ise Türk Ortodoks cemaatinin sadece dinî yönden ayrıldığı ve bunun dışında Müslüman Türk vatandaşlar ile hiçbir ayrılıkları olmadığı belirtildi. Eftim’in başardığı bu mücadeleye Patrikhane ancak, Papa Eftim’i uyduruk iddialarla mahkemeye vermek gibi ucuz yöntemlerle karşılık vermeye çalıştı. Eftim, mahkemelerin hepsinden beraat etti.

DUA VE İLÂHİLER TÜRKÇE OKUNDU

Bir süre sonra Türk Ortodoks Patrikhanesi’nde yeniliklere giden Papa Eftim, dua ve ilahileri, yâni ibadeti Türkçe yaptırmaya başladı. Bu durum, Fener Rum Patrikhanesi’nin Eftim’e yeniden saldırmasına yol açtı. İbadetin Rumca dışında herhangi bir dille yapılamayacağını savunan Rum Patrikhanesi, bu saldırısında da başarılı olamadı. Rum Patrikhanesi’nin yobaz savunucularının daha sonrasında ise Eftim ailesine iftira ve hakaretler ettiği de iddia edilir.

KIBRIS OLAYLARINDAKİ TAVRI

Kıbrıs’ta başlayan Enosis hareketiyle birlikte Türklerin katledilmesi ve bu olayla ilgili başı Makarios adlı bir Ortodoks Başpiskoposu çekmesi, Papa Eftim’in sessiz kalacağı bir konu olmazdı. Eftim bir toplantı düzenleyerek, “Kıbrıstaki Türk ırkdaşlarımıza yapılan haksız ve yolsuz taarruz ve tecavüzün din ve Ortodoks mezhebimize ve insanlığa aykırı görüldüğünden; başta, dinî siyasete alet edip, bütün kötülüğün müsebbibi olan katil Makarios’u ve ona uyan ve Hıristiyan adını taşıyan her türlü teşekkülü tel’in etmeğe ve medenî âleme karşı bu namertçe hareketin protesto edilmesine” karar verildiğini açıklar.

DEDEM EFTİM BÜYÜK BİR TÜRKÇÜ’YDÜ

İşgal yıllarında, Anadolu’daki Hristiyanlara katliam yapıldığı yönünde başlatılan kara propagandayı açığa çıkarmak için var gücüyle çalışan Papa Eftim’in torunu ve hepimizin yakından tanıdığı Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin 1991 yılından bu yana basın sözcülüğünü yapan Sevgi Erenerol, dedesini büyük bir Türkçü olarak tanımlıyor. Kendisindeki ‘milliyetçilik’ duygusunu da dedesine bağlayan Sevgi Erenerol tam olarak şöyle diyor: “Dedem Eftim de büyük bir Türkçü’ydü. İnsanın ülkesini, milliyetini kendisinin seçmediğini ama dinini seçebildiğini söylerdi. Böyle bir milliyetçi aileden de gelince ister istemez milliyetçi oluyor insan.”

Sevgi Erenerol ise Fener Rum Patrikhanesi başta olmak üzere Ermeni Patrikhanesi ve birçok azınlıklara istediği yerde ayin, mülkiyet iadesi ve ruhban okulu dayatmalarının yaşandığı günümüzde; bir soruşturma kapsamında 2008 yılında tutuklanmış ve 6 yıl 2 ay sonra geçtiğimiz günlerde özel yetkili mahkemelerin kapatılması ve tutukluluk süresini 5 yılla sınırlayan kanunun yürürlüğe girmesiyle özgürlüğüne kavuşmuştur.

Kaynakça:

Fener ve Türk Ortodoks Patrikhanesi – Hikmet Yavuz Ercan

Dipnot:

1- 4 Kasım 1918 Akşam – Eglisiyastiki Alitya’dan alıntı.

2- “Papa Eftim’in Kıbrıs Hakkındaki Görüşleri”. Bu kitapçık 1958 yılında Papa Eftim tarafından yayınlanmıştır.

3- Aynı kitapçık

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone