E-EDİT

KemalOnalir

Geçen hafta içinde önce Başbakan sonra Cumhurbaşkanı darbe hareketini öğreniş şekilleriyle alakalı ilginç açıklamalarda bulundular. Önce Cumhurbaşkanı ‘Darbe olduğunu eniştemden öğrendim’ dedi. Ardından Başbakan ‘Eşimizden, dostumuzdan öğrendik. Gizleme gereği duymuyorum’ diye açıklamada bulundu.

Bu iki açıklamanın hedefindeki kişi Hakan Fidan’dı. İstihbarat zafiyetine vurgu yapmak isteyen devlet erkânı, bu söyleneni kim duyar, kim güler diye düşünmeden çıkardılar ağızlarındaki baklayı.

Burada akla gelen ilk soru şudur; ‘Gerçekten Türkiye’nin istihbarat zafiyeti var mı?’ Bu sorunun cevabı evet ise arkasından sorulması gereken ‘Ne zamandan beri’ sorusu aynı şekilde cevaba muhtaçtır.

Fazla uzağa gitmeden son 3-4 senede memlekette ne oldu bir bakalım.

11 Mayıs 2013, yer Hatay/Reyhanlı, ilçe merkezinde bomba patladı. 52 kişi öldü 146 kişi yaralandı. İstihbarat birimimiz ilgili makamlara bilgi verip önleyemedi.

19 Ocak 2014, yer Adana, 2 MİT tırına operasyon düzenlendi. Delik deşik olmuş, her gün tonlarca kaçak malzemenin yurda sokulduğu sınırdan MİT iki tane tırı sokamadı. Mesele tırların kime gittiği falan değil. Gidememiş olması. Bunun adı başarısızlıktır.

Şubat 2016, yer Ankara. Ankara dediysek tepebaşı bir yeri değil. Genelkurmay binasına 300, TBMM’ye 500 metre mesafede bomba patlatıldı. 28 kişi öldü 61 kişi yaralandı. MİT yine haber alamadı.

Mart 2016, yine Ankara, bu kez Kızılay mevkii. 34 kişi öldü 125 kişi yaralandı. Son 5 ayda Ankara’da yani başkentte patlayan 3. bombaydı. Yetkilerin sesi yine duyulmadı.

28 Haziran 2016, İstanbul, Atatürk Havalimanı, 3 gözü dönmüş IŞİD militanı 45 kişiyi öldürdü 236 kişiyi yaraladı. Dünyanın en güvenli havalimanlarından birine sahibiz ama işi bilgi toplamak olan teşkilatımız uyuduğu için bunlara maruz kalıyoruz.

Güneydoğu’da PKK’lı teröristler henüz yol inşaatları devam ederken bomba döşediler. Her gün patlayan bombalardan şehit olan yüzlerce kolluk kuvveti mensubumuz var. MİT yine ortalarda yok.

Bu liste uzar gider.

Şimdi, durum bu iken adama sorarlar; ‘Bunca olay olurken enişteniz, eşiniz, dostunuz neredeydi?’, ‘Bu zaafı görmeniz için illa size karşı askeri bir harekât mı olması gerekiyordu?’, ‘Sizin istihbarat algınız nedir?’ yahut ‘Devletin en önemli kurumlarından birini kimlere bıraktınız da vaziyet budur?’ diye.

Bakın kardeşim, istihbarat demek, memlekette uçan kuştan haberin olması demektir. Memlekette hangi gruptan hangi adam varsa hepsinin takip edilmesi, denetlenmesi demektir. Terörün kaynağı olan coğrafyada örgütlerin içinde muhbir bulundurmak demektir. Bunlarda bir istihbarat teşkilatından en asgari beklentidir.

Sen beklentini kendi siyasi çıkarların uğruna en alt düzeye çeker, bana laf edeni bul gerisini boş ver dersen, en güvendiğin yerlerde saldırılar olur, her gün vatan evlatları şehit düşer. Memleketin salahiyeti de ‘Enişte-Eş Dost İstihbarat Teşkilatına’ teslim edilir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone