Eğitim Şart- Mert Mengi

eğ

Ülkemizde yılda en fazla 40.000 öğretmen ataması yapılmaktadır. Yılda 40.000 öğretmen ataması yapılan ülkemizde, üniversitelerimizin eğitim fakültelerinin yıllık kontenjanı, 2009 yılı itibariyle 54.000 olmuştur ve bu sayı, her geçen yıl artmaktadır. Her yıl, fazladan öğretmen adayının mezun olduğu ve işsizler ordusuna katıldığı ülkemizde, hâlihazırda 350.000’e yakın “atanamayan öğretmen” bulunmaktadır. Yılda öğretmen ataması yapan Milli Eğitim Bakanlığımın verilerine göre, aynı ülkemizde 126.000 öğretmen açığı da bulunuyor. Bu verilere bakıldığında, ortaya çıkan acı gerçeklerden biri şudur: Milli Eğitim Bakanlığı, yılda öğretmen atamaya devam ederse, atanamamış olarak bekleyen öğretmenler, ancak bütün üniversitelerimizin eğitim fakültelerini 9 yıllığına kapatırsak anlatabileceklerdir. Eğer eğitim fakültelerimiz bu hızla mezun vermeye devam eder ve eğitim bakanlılığımız bu yavaşlıkla atama yapmakta ısrar ederse,  yakın bir tarihte işsiz oranımızın büyük çoğunluğunu, öğretmen adayları oluşturacaktır.

Dönemin başbakanı olan Tayyip Erdoğan, geçen yıl Kasım ayında katıldığı bir televizyon programında, dershanelerin kapatılmasıyla ilgili konuştuğu sırada, öğretmen atamalarının bütçe yetersizliği nedeniyle yapılamadığını belirtmişti. Dershaneler kapatıldığı zaman, ortaya çıkacak 50.000 öğretmeni de yukarıdaki rakamlara ekleyebilirsiniz. Birkaç gün önce Çankaya Köşkü’nün yerine yapılan Ak Saray’ın ve o sarayda oturan şahsın Ana adlı uçağının, hangi bütçeden karşılandığını soran bir mil­letvekiline, maliye bakanının cevap veremediğine düşününce, sadece bu ikisinin maliyetiyle kaç öğretmen atanabileceğini düşünmeden edemiyor insan… Bazı verilere göre, 17 Aralık’ta başlatılan ve sessizce küllenen yolsuzluk soruşturmasında bahsi geçen miktar 247 milyar liradır. Sadece bu parayla bile 300.000 öğretmen atanıp, 30 yıl boyunca da maaşı verilebiliyor. Siyasi liderlerin birbirlerine kıyasıya saldırdığı, hakaret ve küfür ortamlarının, renkli balon ve flamalarla süslendiği bir tek seçim döneminde yapılan masraflar için bulunan bütçeler, yüzlerce sınavla seçilerek, elekten geçe geçe genç yaşta yaşlandırı­lan öğretmenler için -ne hikmetse- bulunamamaktadır.

Atanamayan öğretmenleri çok ilgilendirmesi gereken bir açıklama da bu yılın Ekim ayında, taze başbakanımızdan geldi. Katıldığı bir televizyon programında, tamamen kendilerinin yapılandırdığı paralel yapıyla ilgili atıp tutarken, çok ilginç bir noktaya temas etti: “Onbinlerce insanın girdiği bir sınavda soruları kendi yandaşlarınıza vermeniz yolsuzluk değil mi?” diye sormuş Davutoğlu. “O soruları verenleri yıllardır yandaş bilerek, soruları alabilecek makamlara taşıyanlar yollu değil mi?” diye cevap veresi geliyor insanın…

Pek milli bir tarafı kalmamış olan Eğitim Bakanlığı, bütçe bahanesiyle 40.000 atama yapmak dışında ne yapıyor peki? Sempatik bakanımız o işin de kolayını bulmuş görünüyor. UMEM adını verdikleri bir yol buldular şimdi de… Yıllarca sınavdan geçire geçire ruhunu kuruttukları öğretmenleri atamak zahmetine girmemek için, 6 aylık bir kurs geliştirmişler. Eğitim fakültelerinden mezun olmak için çekmediği kalmamış gençleri, meslek liselerinin sıralarında yeni bir maratona tabi tutuyorlar. Öğretmenlikten umudunu keserek bu kurslara katılmak karşılığında da 2014 yılı değerleriyle tamı tamına 25 lira “harçlık” veriyorlar. Yine demokrasimizin faziletlerinden olsa gerek, bu harçlık işinde karşımıza bütçe sorunu çıkmıyor…

Pekiyi, bu kursu başarıyla bitiren, öğretmenlikten umudunu kesmiş öğretmenlerimize ne oluyor?

Değerli bakanlığımızın çok veciz bir şekilde ifade ettiği gibi söylemek gerekirse “işgücü piyasasının ihtiyaçları ile uyumlu hale getirilmiş” oluyorlar. Yine bakanlığımızın, başka türlü cümlelerle açıkladığı üzere “Bu eğitimler sonucunda UMEM meslek kurslarından başarılı olanlar, işe girme şansı elde edecektir”. Ne kadar da şanslılar! İnsanın kıskanası geliyor. Eğitim fakültelerinden mezun olan ve milyonlarca öğrenci arasından kahreden sınavlar yöntemiyle seçilen öğretmenler, -bir başbakanın ifade ettiği üzere- hileli sınavlarla kamu personeli olamazsa, -selefinin ifade ettiği üzere- bütçe yetmediği için atanamayacak. Bu durumda işçi olabilmek için kendisini mezun eden ve ata­mayan bakanlığın kursuna gidecek. Eğer bu kursta başarılı olursa ve hala şanslı bir insansa, stajyer işçi olacak. Bütün bu engelleri geçerek işçi olma başarısını göstermiş, bakanlığın deyimiyle “şansını yakalamış” insanımız için “genç” sıfatını kullanmak, artık pek mümkün olmasa gerek… Hayırlısıyla işçi olmuşsa, üniversite döneminde aldığı eğitim kredisini ödeyebilir artık; uğurlu kademli olsun.

Diğer tarafta başka bir utanç serüveni devam etmektedir.

En az 9 yıl daha yetecek kadar işsiz öğretmenimiz varken, her yıl 54.000 öğretmen mezun vermeye devam eden fakültelerimiz bütçe sıkıntısı konusu olmayadursun; uyanık eğitim bakanlığımız 126.000 öğretmen açığını gidermenin yolunu bulmuş görünüyor. Bu kadar öğretmen açığının bulunduğu ülkemizde “atanma ama çalış” denilen 70.000 sözleşmeli, 60.000 ücretli öğretmen bulunuyor. Ücretli öğretmenler girdikleri ders saati üzerinden maaş alabiliyor. Aynı işi yapan bir kadrolu öğretmenin maaşının 3/ı’ine razı olmak zorunda bırakılan bir öğretmenden, kendisini 2. Sınıf öğretmen durumuna düşürmüş olan sisteme, sağlıklı nesiller hediye etmesini beklemek beyhude bir fikir olurdu… Yerine her an bir kadrolu öğretmen atanması ihtimali bulunan ve o anda kendisine kapının gösterileceğini bilerek öğretmenlik yapan bu genç insanların hayatı, neresinden bakılırsa bakılsın “diken üstü” tabirinin karşılığıdır. Ücretli öğretmenler konusunda konuşan ve araştırma yapan herkes, -siyasi sorumlular hariç- kendilerinin haksız muamele gördükleri ve psikolojilerinin bozulabileceği konusunda hemfikirdir. Ruh sağlığına türlü eziyetler edilen bu insanlardan, sağlıklı nesiller beklemek de diğer bir beyhude fikirdir. Şahitlerin ifadelerinden anlaşılıyor ki; ders başına ücret alan bu genç öğretmenler, ücret bakımından haksızlığa uğradıkları gibi, sigorta bakımından da haksızlığa uğramaktalar. Bir kadrolu öğretmen kadar derse girdikleri halde, bir ayın yarısı kadar sigortalı gösterilmekteler. Çalıştıkları okulun idarecilerin vicdanına terk edilmiş oldukları için, her an kapının kendilerine gösterilmesi de, yarım ay sigortalı görünmeleri de, bütün angarya işlere koşulmaları da, ikinci sınıf muamelesi görmeleri de olağanlaşmıştır…

İdarecilerin ve ya kadrolu öğretmenlerin “gelip geçici” gözüyle bakarak saygıda kusur edebileceği ücretli öğretmene, öğrenci ya da velisinin de saygıda kusur etmesi, olağanlaşmış fakat midenin kabul edemeyeceği başka bir durumdur.

Açıkta kalan öğretmenlere atama yapmak için bütçe bulamayan bakanlık, ücretli öğretmenliklere “her türlü” bölümden öğretmen atayarak, milletin en değerli servetine, yeni nesillere ne kadar kıymet verdiğini de göstermiş oluyor.

Sonuç elbette ki beklenildiği gibidir. Geçen yıl açıklanan bir araştırmanın sonuçlarına göre, atanamadığı için bunalıma giren 39 öğretmen intihar etmiştir. Bunlardan iki örnek vererek, öğretmen atamasına bütçe bulamadığı halde kendisine yeni saray yaptıran ve özel uçağın biriyle yetinemediği için İkincisini alan siyasi başrolleri, analiz im­kânı sunmak istiyoruz.

1 Kasım 2013’te Aydın’ın Kuyucak ilçesinde sekiz yıldır atama bekleyen Alim Koç adında bir öğretmen, bir portakal bahçesinde iki bileğini keserek hayatına son verdi. 5 yıl içinde intihar eden 39 öğretmenden iri olan Alim Koç, bir yıl önce de aynı girişimde bulunmuş fakat yakınları tarafından kurtarılmıştı.

Bir diğer atanamayan öğretmenimiz de Gamze Filiz Arslan. 35 yaşındaki Gamze Filiz Arslan, yıllarca atama bekledi. Kimya öğretmenliğiyle ne alâkası olduğunu kimsenin bilmediği KPSS’den yeterli puan alamadığı için bir süre İstanbul’da dershane öğretmenliği yaptı. İşsiz kalınca memleketi Sinop’a döndü. Bu yılın Şubat ayında, av tüfeğini çenesine dayayarak kendi hayatına son verdi.

Uzaya, amacı bilinmeyen bir uydu göndermekle iftihar ederken ya da bir yandaş müteahhite yaptırıldığı için birkaç yıl içinde çökecek olan sahil yolunu açarken gözleri tomurcuk tomurcuk olan siyasi başrollere, bu ko­nuda ancak helva yemek düşerdi…

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone