Emrolunduğun Gibi!

2016 yılı içinde düzenlenen canlı bomba saldırılarında 350 kişi hayatını kaybetti, 1500’den fazla insanımız yaralandı. PKK, IŞİD, TAK bu hareketleri yapan örgütlerin başında geldi.

24 Ağustos’ta Fırat Kalkanı Harekâtı başladı. ÖSO ve TSK’nın ortak yürüttüğü operasyonlarda 45 kilometrelik hat IŞİD’den temizlendi. Bunda daha mühimi bu harekât sırasında Türk askerleri şehit ve gazi oldu, kaçırıldı. Rakamlar mühim mi?

Fırat Kalkanı Harekâtı sırasında Türk askerlerinin ikmal sorunları yaşadığı gerçeği de defalarca haberlere düştü. ‘TSK envanterinde bulunan, taşınabilir duşlar, ısıtıcılar ve diğer önemli malzemeleri neden kullanmıyor?’ sorusuna hiç kimse cevap vermedi.

Türkiye OECD yani Ekonomik Kalkın ve İşbirliği Örgütü’nün düzenlediği ve PISA ismiyle bilinen bir sınava katıldı. He ülkenin çocukları bu sınava kendi dillerinde katıldılar. Okuduğunu anlama, matematik ve fen dallarında sınav oldular. Altımızdaki iki ülkeyi saymazsak sonuncu olduk.

Yıl içinde yükselen döviz ve altın fiyatları yılsonuna doğru hız kazandı, rekor üzerine rekor kırdılar. İnsanlarımız yükselenin dolar değil, alçalanın ‘milli paramız’ olduğunu bir türlü anlamadılar. Merkez Bankası, dış mihraklar, ekonomik darbe ve tabii ki 15 Temmuz derken Cumhurbaşkanı millete; ‘Dolar bozdurun altın alın’ çağrısında bulundu. Bu da böylece geçti.

29 Kasım 2016 tarihinde Adana’nın Aladağ ilçesinde bir kız öğrenci yurdunda yangın çıktı. 11 öğrenci ve 1 eğitmen hayatını kaybetti, 22 öğrenci yaralandı. Daha sonra yurdun ‘Süleymancılar’ diye bilinen cemaate ait olduğu ortaya çıktı. Can kayıplarının sebebi ise ihmal ve ‘öğrenciler kaçmasın’ diye kilitlenen yangın merdivenleri olduğu anlaşıldı.

18 Kasım tarihinde meclisten alelacele bir yasa geçirildi. Basın adını, ‘Tecavüz ve cinsel istismar yasası’ koydu, öyle anıldı. Adalet Bakanı bu meseleye bir şerh yaptı; ‘Bu yasayla 18 yaşından önce evlenen çocukların rızası var mı yok mu onu öğreniyor, eğer varsa mağduriyetlerini ortadan kaldırıyoruz’ dedi. Evet ‘çocukların’ ve ‘evlilik’ kelimelerini aynı cümle içinde hiçbir problem yokmuş gibi kullandı. Hepimiz de duyduk.

12 Kasım 2016 günü Ensar Vakfı diye bilinen şer yuvasının Karaman şubesinde 45 çocuğa tecavüz edildiğini öğrendik. Bu rezaletten daha ağırı olamaz diyorduk ki yanıldığımızı öğrenmemiz uzun sürmedi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu (evet kendisi bir kadın) lafı ağzımıza tıktı. “Bu olay bizim hizmetleriyle her zaman gurur duyduğumuz vakıfla ilişkilendirilmek istendi ki bu vakfımızda bir süre görev yapmış onun da ne kadar olduğunu vakıf çalışanları açıkladı. Bu, bir kere rastlanmış olması, hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz” dedi.

Biz buradan şunu anladık; bir vakıf kuruyorsunuz, bir iki faaliyet yapıyorsunuz, sonra ‘bir defaya mahsus olmak üzere 45 çocuğa tecavüz ediyorsunuz, sonra her şeye kaldığınız yerden devam ediyorsunuz.

15 Temmuz günü askeri darbe kalkışması oldu. Millet sokağa döküldü, 16 Temmuz günü her şey eski haline döndü. Fakat o gece darbe yapmak için kışlalardan çıkartılan askerlerin ellerinde bulunan tüfekler, üzerlerinde bulunan mühimmatlar ne oldu sorusuna halen cevap verilmedi. Bundan daha önemli olanı, o gece katledilen, kemerlenen askerlerimizin hesabı halen sorulmadı.

Her zaman olduğu gibi bu liste böyle uzar gider. Dileyen vaktiyle yazdığım ‘Alay Ediyorlar’ ve ‘Bir Garip Memleket’ başlıklı yazıları okuyabilirler.

Tüm bu olaylar karşısında biz ne yaptık?

Asıl önemli olan işte bu.

Noel Baba kılığına soktuğumuz adamın kafasına silah dayadık, 25 Aralık, 6 Ocak, 7 Ocak veya 19 Ocak günü kutlanan Noel bayramını yılbaşı kutlanan bir şeymiş gibi gösterdik. Öyle Müslüman olduk ki yılbaşı çekilişi için hazırlanan biletlerin tamamını satın aldık.

Son sözü ben değil Tanrı söylesin. ‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol’ yani dosdoğru olun. Ya adam gibi vatanı, milleti dolayısıyla dini alakadar eden konularda ortaya bir ciddiyet koyun. Ya da iki yüzlülük yapmayın.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone