En Büyük Mücadelemiz

Komünizm,İslamcılık,Kapitalizm, siyasetçiler; dalkavuklar,iki yüzlüler, samimiyetsizler…
Türkçü’nün mücadele sahasını oluşturan bu liste daha uzar gider.
Günümüzde bir Türkçü,hangisine ya da hangilerine diğerlerinden daha fazla mücadele sarf etmeli ?

Komünizm olabilir mi?

Vaktiyle, belli bir yerde salgın hastalığın insanları ele geçirdiği gibi milletlerin bir kısmını esir almış, milletler bu beladan kurtulabilmek için varlık-yokluk mücadelesi verip, çok kan akıtmak zorunda kalmıştır.
Bugün, bu kadar tehlikesi olmamakla birlikte, tamamen sökülüp atılmış da değildir. Etnikler, Türkiye’de Türklüğe düşmanlık gütmeye devam ettikçe, yani var oldukları müddetçe, komünizm en büyük silahlarından biri olup, Türk gençlerini Türklüğe karşı kullandırmaya çalışmaktan geri durmayacaklardır.
Avrasyacılık masalı okuyanlar, “Türk Sosyalizm”i tekerlemeleri sallayanlar eski komünistlerdir. Allayıp,pullayıp farklı fikir gibi milletimize sunmaktadırlar.

Bunlara rağmen,Türklüğün karşısında İslamcılık bugün komünizmden daha revaçtadır.

İslamcılığın büyük bir düşman olduğu konusunda hiçbir Türkçü’nün şüphesi yoktur.
“Türk diye bir ırkı yoktur” diyenler;
Türklüğün bir faydasını görmediğini cızırdayanlar;
Milliyetçiliği ayaklar altına alıp, Türk yurdunda, Türk milliyetçiliği ile diğer etnik milliyetçilikleri aynı kefede tutanlar hep bu güruhtan çıkmıştır.
Ayrı bir yazı değil, kitap konusu bile olmuş islamcılardaki Türklüğe karşı “Karın Ağrısı”nı fazla uzatmayalım.

Bugün iktidar ve güce sahip oldukları için, Türklüğe karşı besledikleri kinleri açıkça ifade edebilmek cüretini gösterebiliyorlar.
Bu menfaate düşkünlükleriyle hiçbir zaman, Türkçülüğün en büyük mücadelesini hak etmiyorlar.

Kapitalizm?

Ferdiyetçilik fikriyle birlikte şahlanan kapitalizm sadece ekonomik model boyutuyla değil, insanın kişisel ihtiraslarını sürekli tetiklediği için en sinsi düşmanlarımızdandır. Dolayısıyla büyük mücadele gerektirmektedir.

Peki,en büyük mücadelemizi nereye vermemiz gerekiyor?

Bu soruya hakkıyla cevap verebilmek için, içinde bulunduğumuz durumu değerlendirmemiz gerekiyor.

Atsız bey vaktiyle şu tespitte bulunmuştu:
Bir toplumdan müşterek ülküyü kaldırın, insanların hayvanlaştığını görürsünüz.”

Gazete haberlerini baktığımızda:

Çocuk istismarı,tecavüz ve cinayet haberleri..
Her gün kaybettiğimiz vatan evlatları..
Güçlünün yanında olan adalet düzeni..
Ve de,yazının başında bahsettiğimiz düşman fikirler,alçak durumlar…

Görüyoruz ki, Türk milletinin ülküsü,Türkçülük gönüllere yerleşmedikçe, Türklüğün ilerlemesi şöyle dursun, milletimizin çektiği acılar katlanarak devam edecek.

Soruya dönersek;
Böyle geçen zaman aleyhimize işliyorsa, biz en büyük mücadelemizi ‘şimdi’ye karşı veriyoruz.

Şimdi dediğim zaman dilimi, biyolojik olarak yaşamımızı devam ettirmek için yaptıklarımızın dışında kalan ve şu an gerçekleşen zaman dilimidir.

Geçen her ‘şimdi’yi iyi değerlendirmek ve her gün üstüne katarak ilerlemek zorundayız.
Okuduğumuzda,bildiğimizde, teşkilat işlerimizde, öğrenim durumumuzda;
yetiştiğimiz ve yetiştirdiklerimizde dün ile bugünümüz aynı olmamalı.

Kısa, orta ve uzun vadeli; hem teşkilatlar bazında hem kişisel planlı ve disiplinli hedefler koymalıyız.
Sosyal ve fen bilimlerinde yetişkin kimseler aramızdan çıkmalı ve her Genç Atsız bu alanların en az birinde uzmanlaşmaya çalışmalı.

Türklüğe yararlı olmak ve diğer fikirleri etkisiz kılabilmek ‘şimdi’ ne yaptığımız ile ilgilidir.

Bugün, milletçe ataların kemiklerini sızlatacak bir durumda isek, kanımıza karışan her nefes bizden mücadele beklemektedir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone