Ensar A.Ş.

Ensarmışız. Siyasal İslamcılar öyle söylüyor. Suriyeli, Afgan, Fars, Afrikalı bize gelmeli ve biz onlarla ekmeğimizi bölüşmeliymişiz. Yeri geldiğinde evlerimizi açmalıymışız. Elbette bundan Şiilik -Alevilik mezhebine mensup Türkleri muaf saymalıymışız. Hatta mümkünse bütün Türkleri yok saymalı, kendimizden taviz vermeli ve bunlara sahip çıkmalıymışız.

Bunların kendilerine sahip çıkamadığını söylediğimizde de faşist oluyormuşuz. Bunun dinde yeri yokmuş.

Daha nice birçok laf…

Hepsi de boş, sinir bozucu, öfkelendiren, agresifleştiren mantıklı izah ve idrak etmekten yoksun laflar.

Bu Ensar A.Ş.’nin yönetim kurulunda sadece fakirler mi var acaba?

-Yok canım!

-Başka kim var?

-Filanca zenginin on bin lira yardımı oldu mesela. Çok dindardır o filanca zengin.

-On bin lira Suriyeli’ye verince dindar oluyorsa, 17’lik sevgilisine 100.000’lik araba alınca ne oluyor o zaman?

Hayır…

Çok zengin olanların yarısı “Çalış senin de olur.” diyemez. Diyenlerin bir kısmı da buruk bir şekilde söyler. Çünkü bilir ki zenginliğe adım atarken laik, zenginliği artarken İslamcı çevrelerde gezinmiştir. Ensar A.Ş. değil, Sansar A.Ş. yani…

-Sayın Valim ben vergi veriyorum, o vermiyor!

-Olsun o ümmet…

-Ben neyim?

-Sen ensarsın.

Telaferli Müslüman Türk’ün gidecek yeri yok. Suudi Arabistan’a gidemez. Türkiye’de siyasal İslamcı istemez. İran siyasi piyon olarak kullanmak ister. Ama ensarlık hala yaşıyor (!) Öyle mi? Bence ensarlık yok, sansarlık var!

Demokrasiyle idare edilen (?) Türkiye’de de insanların ezici çoğunluğu bunlara mazlum gözüyle de bakmıyor. Çünkü biliyor ki 3 kişi mazlumdur, 30 kişi mazlumdur, 300, 3000, 30.000 insan mazlumdur. Ama bırakın 5-6 milyonu, 300.000 mazlum olamaz! Eğer bir ülkeden bu kadar insan ayrılmış ya da azalmışsa, orada ya kaçkınlık, ya katliam ya da her ikisi birden olmuştur.

Suriye’de ne oldu?

“Irkçılık insanları bölüyor.” diyenler, Avrupalıların, Amerikalıların, İsraillilerin fitnesiyle birbirini vahşice katleden Müslümanlar arasında taraf oldu; zararın boyutu büyüdükçe büyüdü.

Konudan uzaklaşmadan noktalayalım. Suriyeli para getirdiğinde, doğal olarak parası olanla muhattap oluyor. Parası olmayan da gariban vatandaşla musallat oluyor. Bir farkla: Zengin daha zenginleşirken, hakkı olmayan mal sahibi oluyor, hakkı olan daha da fakirleşiyor ve birileri de onu ensarlık masalıyla uyutmaya devam ediyor.

Uyusun da soyulsun, ninni…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone