Ertuğrul Özkök’ün Korkuları

yusufhanguzelsoy

Ertuğrul Özkök dünkü köşesinde “Yeni politikamız eski İran mı olmak” başlığı altında şu maddeleri sıralamış:

“Doğu sınırımızda, neredeyse bütün komşularımızla açık veya örtülü bir savaş içindeyiz.

Mısır, Yemen, Ürdün gibi ülkelerle ciddi sorunlarımız var.

Lozan’ı tartışmaya açtığımız için batı sınırımızda bütün komşularımızın kafasına şüphe düşürdük.

Avrupa Birliği’nin neredeyse bütün ülkeleriyle tam papaz olduk.

Suriye ve Irak’ta müttefikimiz Amerika ile tam bir çelişki ve çatışma içindeyiz.

Pakistan gezisinden sonra nükleer silah yapma dedikoduları çıktı.

‘Kapıları açar, hepsini göndeririz.’ türünden tehditlere başladık.

Öyleyse yeni politikamız nedir?

‘Düvel-i muazzama’ya meydan okuyan yeni İran mı olmak… Pardon eski İran demek istiyorum.

Eğer öyleyse doğru yoldayız demektir…”

İşte kendisinin kaleme aldığı muazzam (!) satırlar bunlar…

Milletimiz uzun süredir birtakım korkakların korkularıyla sindirilmektedir. “İran mı olacağız?”, “Şeriat mı gelecek?”, “Din elden gidiyor mu?”, “Vatan bölündü bile!”, “Eyvah! Sam Amca kızdı!”, “Kızlarınız cariye olacak!”, “Camiler yıkılacak!” ve daha birçok hezeyan yıllardır birileri tarafından sürekli dillendiriliyor. Şimdi bir de dünya savaşlarının üçüncüsünün Türkler tarafından çıkarılacağını söyleyen komedyenler türedi. İlk iki savaşı biz çıkarmadık, ama dünya dengeleri bizi yok sayarak kurulacaksa, dünya değil kainat savaşı çıksın isteriz.

Tekrar Ertuğrul Beye gelelim.

Ertuğrul Bey Türkiye’nin Avrupa ülkeleriyle ilişkilerinin kopmaması için nasıl bir politika önerir acaba? Terörün her türlüsüne taviz verip, IŞİD terörünü üstlenmemizi mi? PKK’yı terör örgütleri listesinden çıkarıp Güneydoğu’yu Kürtlere, Doğu Anadolu’yu da Ermenistan’a vermemizi mi? Türkiye’de BND’nin beslediği Avukatları Yargıtay’da önemli görevlere getirmemizi mi? Kokoreçten, aile ahlakımızdan, kültürümüzden vazgeçmemizi mi?

Bunların hiçbirisi kompleks değildir. Ertuğrul Bey AB ve ABD’nin Türkiye’de ne istediğini yakınen bilir. Hele Suriye ve Irak’ta müttefikimiz (!) ABD ile çelişmemek için YPG ve Peşmerge’ye dostane davranmamız gerektiğini bilmemesine imkan yoktur. O kadar dostane davranmalıyız ki teröristler gece-gündüz halay çekip eğlenirken biz gidip onların yerine de savaşacağız; Türkmen soydaşlarımızı öteleyeceğiz. Makul (!) istekler bunlar…

Türkiye Cumhuriyeti “Aman ABD ne der?”, “Aman Avrupa alınır mı?”, “Aman Gürcistan gücenir mi?”, “Aman Ermenistan küser mi?” gibi kuruntularla yaşamak zorunda değildir. Kaldı ki hiçbir devlet böyle yaşayamaz. Pakistan’la nükleer bomba yapacakmışız… Yok mu şu cesur (!) gazetecilerin içinde “Atom bombası kullanmış memleketlere hesap mı vereceğiz?” diyecek bir er kişi? Çok önemli değil gerçi artık birçok Gazeteci için er kişi olmak… Nasıl olsa cenaze namazını er kişi niyetine kıldırıyor İmamlar…

“Lozan’ı tartışmaya açtığımız için batıdaki sınır komşularımızın kafasına şüphe düşürdük.”

Derdine bak adamın!

Lozan tartışmaya açılmadan sürüyle ada işgal edilmiş… Tartışmaya açılınca ilk iş İstanbul dışında Ortodoks ayini düzenlenmiş… Adı sanı duyulmamış ülkeler Irak’ı işgale gelmiş, Suriye’ye gözü dikmiş; Türkiye coğrafyada oyun dışı bırakılmak istenmiş… Bu suretle Musul, Kerkük dış kapının mandallarına teslim edilmiş… Ertuğrul Özkök Avrupalı medeni kardeşlerinin derdine düşmüş!

İstiklal marşımızı aşkla ve anlayarak okumak gerekir. “Korkma!” diye marş okuyup dünyanın en ücra köşesindeki topluluğu incitmekten bile kaçınmak için milli menfaatlerini öteleyen herkes ya gafildir ya da hain… Bunun ötesi yoktur.

Esas soru şudur: Ertuğrul Özkök, çok kutuplu dünyaya karşı mıdır? Türkiye’ye birilerinin mesajını mı iletmektedir?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone