Eski Türk Dini-2

Eski destanlarımızın veya çeşitli metinlerin incelenmesi, eski Türk dinine dair birçok fikirler verebilir. Destanları olağanüstü oldukları için hepten yok saymak doğru değildir. Bir destan tamamen Erlik ve Kayra Han’ın eylemlerini konu alıyor olsa dahi satır aralarından, dörtlüklerden, yakarışlardan bir fikir elde etmek de mümkün olabilir.

Oğuznameler, Oğuz Türkleri için manevi bakımdan önemli kaynaklardandı. Halen öyledir. Oğuz Kağan’ı ve savaşlarını konu alan bu destan, sadece Türk töresine dair fikir vermez. Destanın iki varyantı vardır. Biri İslam öncesi, diğeri İslam sonrasında ortaya çıkan bu varyantlarda ana konulardan biri, Oğuz’un baba ve amcalarının eski töreye ve Türk dinine aykırı hareketlerde bulunmaları, farklı inançları benimsemeleridir. Kara Han, Kür Han, Küz Han, Or Han Oğuz’a yenilirler; amcaları Oğuz’un kabul edilmesini istediği inancı benimsemezler ve onun tarafından sürgün edilirler. Kimi kaynaklar, Moğolların Oğuz’un amcalarının nesli olduğunu yazar.

Oğuz destanındaki “inancı bozulmuş toplum” bize yeni fikirler verebilir. Şahsi kanaatim, özellikle Hindistan’dan gelen çok Tanrılı inanış, tek Tanrılı inanışa çeşitli zamanlarda veya çeşitli Türk yurtlarında hakim olmuştur. Bunu iki metinden örnek vererek açıklamak isterim. Birinci metin Begre yazıtındandır:

“1.Üç oğlumdan ayrıldım, ne acı! (Onlara) doymadım. Çalışın (çabalayın).

2.(Ben) Tör Apa’ya bağlıyım (mensubum). On beş yaşımda aldığım eşimden (ayrıldım), ne sıkıntı! (Onlardan) ayrıldım, ne yazık! Güneş ve aydan ayrıldım.

3. Sekiz ayaklı malım mülküm için, at sürüm tükeninceye kadar gittim! Onlara doymadım, ne acı! Soylu ve avam (halkımdan) ayrıldım.

4.Yerimden (ayrıldım) ne acı! Suyumdan ayrıldım. Ne sıkıntı! Ne yazık! Ne acı!”1

Yazıttaki metin bu kadarla sınırlı değil. Fakat şimdilik bu kadar alıntıyla yetinelim. Görüldüğü üzere güneşten, aydan, yerden ve sudan ayrılmaktan söz ediliyor. Fakat bunlardan “tanrı” diye bahsedilmediği gibi, öyle bir vasıf yüklenmediği de açıktır. Ancak bunlara değer verildiğini anlıyoruz.2

Şimdi bir de şu Uygur metnine göz atalım:

“Tan tanrı geldi,

Tan tanrı kendisi geldi,

Tan tanrı geldi,

Tan tanrı kendisi geldi.

Kalkınız, bütün beyler,

Kardeşler,

Tan tanrıyı övelim!

Gören güneş tanrı,

Siz bizi koruyun!

Görünen ay tanrı,

Siz bizi kurtarın!

Tan tanrı,

Güzel kokulu, misk kokulu,

Parıltılı, ışıltılı,

Tan tanrı,

Tan tanrı.

Tan tanrı,

Güzel kokulu, misk kokulu,

Parıltılı, ışıltılı,

Tan tanrı,

Tan tanrı.”

Bir şiirden çok muhtemelen ayinlerde okunan bir ilahi gibi duruyor. Turfan kazılarında ortaya çıkarılan şiirin 7-8.yy’da yazıldığı düşünülüyor. Mani dinine mensup Uygurlar tarafından yazıldığı biliniyor. Eğer eski anlayış çerçevesinde bu ifadeler “Güneşi, ayı, göğü yaratan tanrı” anlamında söylenmiyorsa -bu biraz da zorlama olur- inancın çok tanrılı hale geldiği açık biçimde görülmektedir. Elbette bunu Manici Uygurlar için yazıyorum. O devirlerde yaşayan her Türk boyunu ayrı ayrı incelemek gerekiyor.

Bütün Yenisey yazıtlarını incelemedim. Fakat şu ana kadar incelediğim metinlerde tek tanrılı inancın aksini gösteren bir ifadeye de rastlamadım. Eğer böyle bir şeye rastlarsam ilerleyen yazılarda mutlaka yazacağım. Şahsi görüşüm, özellikle de Oğuznamelerin sandığımızdan daha önemli olduğu yönündedir.

1Fikret Yıldırım, Erhan Aydın, Risbek Alimov, “Yenisey-Kırgızistan Yazıtları ve Irk Bitig”, BilgeSu, Ankara 2013, sf.44-45

2Bu konudaki fikrimi ilk yazıda ifade etmiştim.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone