Etekleri Tutuşanlar ve Erem Şentürk’e Cevap

YusufhanGuzelsoy

Darbe girişiminin herkesin hizmet ediyor sandığı; devletin içeride ve dışarıda destekleyip dizginleri eline verdiği cemaat tarafından gerçekleştirilmiş olması, diğer birçok cemaat mensuplarını şeyhinden müridine paniğe düşürdü. Bizzat hükümet kanadından “Diğer cemaatler müsterih olsun.” şeklinde açıklama gelmiş olması da bu paniği ortadan kaldırmadı. Kimi çirkefçe “Kemalistler heveslenmesin.” diye utanmadan siyasete müdahil olduğunu göstermekten kaçınmıyor (Buna da sıkışan köpeğin sağa sola saldırması diyoruz!), kimi de “Cemaatler faydalı, ama bunlar faydasız çıktı. Cemaatlere yönelik algınız değişmesin.” diye savunuyor.

Cemaatlere karşı algı artık bir zahmet değişsin!

Devlet kurumunda çalışacak bir kişi için, önce o kişinin hangi cemaate mensup olduğu değil, Türk olup olmadığı ve sonra da o göreve layık olup olmadığı önemlidir! Oysa cemaatlerde bu durumun böyle olmadığını gördük. Ayırt etmeksizin bütün cemaatlerde geçerli olan, müritlerin devlet görevlisinden önce “mürit” olduğu ve emirleri de öncelikli olarak şeyhinden alacağıdır! Çünkü en basit mantıkları şudur: “Ne olmuş devlete yönelik tehlikeleri göremiyorsak? Ahretliğimizi bunlar mı kurtaracak?”

İngiliz ordusu için fetva veren İskilipli Atıf, bir zihniyet olarak devlet kurumlarına sızıyor. Siyasilerin hiçbiri de bu İskilipli Atıf’ın zihniyetini devam ettirenleri istiklal mahkemelerinde yargılayacak cesarete sahip değildir! Onlar yine diğer cemaatleri teselli etmeye çalışmıştır. Dün cemaat konusunda gaflette olduklarını söyleyenleri dinlemeyen siyasiler, bugün Fethullah konusunda tavır değiştirmiş ancak hala “uyanmamıştır”.

Toplumda da böyle saçma sapan bir algı vardır.

İslam dinini öğrenmek için, ille de etek öpmenize, şeyhlerin önünde secde etmenize gerek yoktur. Kur’an-ı Kerim’de de bunların size ahretliğinizde hiçbir fayda getirmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Bu sebepledir ki saltanatının yıkılmasından korkan şeyhler, kendini Mehdi ilan edenler, bugün toplumun Kur’an’ı okumasına karşı çıkıyor ve kendileri olmadan, uydurma hadislere başvurulmadan İslam’ın anlaşılmayacağını iddia ediyor. Kur’an’dan öğrenilen dini de sapkınlık sayıyor. Burada ciddi bir “mantık hatası” vardır; fakat aklını çalıştırmayan toplum bu mantık hatasını anlamaktan acizdir.

Türk düşmanı putperest Emevi-Arap hayranı cemaatleri bitirecek açık ayetler Kur’an’da şunlardır:

“Biz ortak koşuculara öğüt almaları için, gerçekleri Kur’an’da her fırsatta / türlü biçimlerde, detaylı / ayrıntılı olarak açıkladık.” (İsra, 41)

“Yemin olsun! Biz Kur’an’da insanların anlamaları için, her türlü örneği ayrıntılı bir biçimde verdik.” (İsra, 89)

“Biz kitapta / Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” (En’am 38)

“Anlayan bir toplum için, ayetleri en ince ayrıntısına kadar / tam bir biçimde ayrıntılı açıklamış bulunuyoruz.” (En’am 98)

“Allah size kitabı / Kur’an’ı en ayrıntılı bir şekilde / açıklanmış olarak indirmişken, Allah’tan başkasının hakemliğine / sözlerine mi uyayım?” (En’am 114)

“Dili Arapça olarak bilinen bir topluma, anlamaları için, Arapça bir Kur’an olarak ayetleri açıklanmış / ayrıntılı kılınmış bir kitaptır bu.” (Fussilet 3)

Sadece bu ayetler bile cemaatleri bitirecek ayetlerdir. Aslına bakılırsa bütün bir Kur’an böyledir ve zaten ayetlerde de bu bildirilmektedir. Fakat özellikle Fussilet 3’ü dikkate almayan, daha doğrusu okumayan toplum, şeyhlerin dizinin dibine “Kur’an tam olarak çevrilemez.” bahanesiyle kul yapılmıştır.

Şeyhlerin “Foyamız ortaya çıkacak!” korkusuna bir örnek daha var. O da Türkçe ezan meselesidir. Türkiye’de hep şu söylenegelmiştir: “Ezan çevrilmiş, ancak felah kelimesi çevrilmemiştir. Ne için ‘kurtuluş’ anlamına gelen kelime çevrilmemiştir? İnsanların ezanı anlamaması mı istenmiştir?”

1-O dönemin insanları felah kelimesinin ne anlama geldiğini biliyordu.

2-Hadi bilmiyordu, diyelim. Ezanının tamamını çevirmeyenler, tamamen Arapça okutanlar ne istedi? “Allah büyüktür.”, “Peygamber onun elçisidir.” gibi cümleler anlaşılmasın diye mi?

Hayır!

Arap taassubuyla yetişen şeyhlerin saltanatı yıkılacak diye…

Türk devleti siyasal İslamcılara demokrasinin emaneti olabilir, bize de atalarımızın emanetidir. Mevlana öğretileriyle bütün hainlere “gel” diyen bu zihniyetin açtığı bütün yaraları ancak Türkçülük iyileştirecektir!

Erem Şentürk’e Cevaptır!

Etekleri tutuşanlardan biri de Erem Şentürk… Klasik yandaş yazarlardan, çok da kale almaya değmeyen biridir. Ancak FETÖ-ABD-İsrail projesi olan Ergenekon davası sırasında Türkçüleri türlü suçlamalarla itham etme yarışında önde gidenlerdendir.

Bir grup yandaş, “FETÖ derken Türkçüleri unutmayalım.” zihniyetindedir. Türkçüler ise ısrarla “FETÖ derken PKK, IŞİD ve DHKP-C unutulmasın!” demektedir. Buna karşın etekleri tutuşanlardan Erem Şentürk, şöyle bir twit atmış:

14018097_10154373972653788_827137302_n

PKK’yı Ermeni yaptınız… Yahudi yaptınız… Sırf Kürt ve Kürtçü diyemediğiniz için şimdi de Türkçü mü diyorsunuz? Siz, PKK terörüne dair gerçekleri örtbas etmekle, PKK terörüne destek mi veriyorsunuz?

Bugün Kandil’e kaçan cemaat mensuplarını devlete Türkçüler yerleştirmemiştir. Keza Nihal Atsız da bu Nurcu tehlikesine Türkiye’de ilk dikkat çeken ve mücadele edenlerdendir.

Hakan Fidan’ın PKK’ya “Sizin için subayları içeri attık!” dediği günlerde bile arkasında duranlar, şimdi darbeyi haber vermedi diye yine ona yüklenmiyor mu? Oslo’da pazarlık yaptığı dönemde Hakan Fidan sizin kahramanınız değil miydi?

Darbe gecesine kadar sözde Mehdi’den ayrılmayan ve “Ben de dağa çıkardım!” diyen Bülent Arınç, hangi hükümette yıllarca görev aldı?

Habur rezaleti hangi dönemde yaşandı?

Teröristler rahatsız olduğu için çözüm sürecinde Türk sözüne ve Türk bayrağına alerji yaratan kimdi? Şimdi darbeye karşı yine Türklüğe, Türk bayrağına sarılmak, sizde hiç mi jetonu düşürmedi?

Ergenekon davasının başladığı süreçte “Çetelerle mücadele bizim dönemimizde başladı!” diye seçim meydanlarında oy isteyenler, gazete köşeleri için kalem oynatanlar kimlerdi?

“Ben PKK’nın mehteranıyım!” diyen Şivan Perver’e kim şov yaptırdı?

HDP kimin zamanında güçlenip şımardı? HDP’nin varlığını demokrasinin gereği olarak gören kimdi?

Bir de unutmadan…

Hüseyin Çelik, 2 Şubat 2012’de “Cemaat devlete sızmış, buna kargalar bile güler!” demiş ve bundan sonra 5 gün sonra cemaat Hakan Fidan’a operasyon düzenlemişti. Erem Şentürk bu konuda ne düşünüyor? “Hükümet yetkilileri görevi ihmalden yargılansın.” diyebilmiş midir? Diyecek midir? Böyle bir ihtimal var mıdır?

Hadi başka kapıya…

“Biz gideceğiz, yine de devlet Türkçülere kalmasın.” mantığıyla hareket etmenin bir faydası vardır. Demokrasinin size emanet ettiğini, atalarımız bize miras bırakmıştır.

Emanet size biz mirasımızı talep edinceye kadardır.

Erem Şentürk!

Türkçüler dönmez, eğilmez, bükülmez. Siyaset için taviz de vermez! Dün öyle bugün böyle olmaz! Cemaat de, PKK da, DHKP-C de, IŞİD de, bizim için dün nasıl düşmansa bugün de öyle düşmandır!

Dönen, eğilen, bükülen kim varsa, onları muhatap al. Türkçüleri karşına alma.

Ayrıca Erem Şentürk’ü kripto FETÖ mensubu olarak ihbar ediyorum! Delili de buradadır:

ihbar!

İkinci bir delil de, aynı şahsın “Kimse laikliği dayatmaya kalkmasın.” demesidir. Darbe devlet düzenini değiştirmek için yapılır. Fethullah’ın laiklik konusunda gerçek görüşleri bilinmektedir. “Kimse laikliği dayatmaya kalkmasın.” demek, devlet düzenini değiştirme çabasında olmak demektir. Diğer cemaatleri devletin içerisine yerleştirerek yeni cahilleri, ajanları, emirleri devletten değil şeyhinden alanları kadrolaştırma çabası, FETÖ’nün darbe girişimiyle eşdeğer olarak anılmalıdır.

Üçüncü delil ise şudur: Bu şahsiyet, cemaati dışarıdan sempati duyan biri olarak savunmamıştır. “…Özellikle hizmetten olmayıp saçmalayanları hemen spam.” şeklindeki ifadesi dikkate alınmalıdır.

Yetkililere duyurulur!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone