“Evet” Ama Neden?

Binali Yıldırım ne zaman referandumdan bahsetse bunaltıcı bir edayla sürekli aynı gerekçelerden ötürü “evet” dememiz gerektiğini söylüyor. CHP, HDPKK, DHKP-C, FETÖ falan filan “Hayır” diyecekmiş o yüzden “evet” dememiz gerektiğini vurguluyor.

Eğer “evet” demezsek onlarla aynı safta oluyormuşuz. Tek gerekçe bu, başka yok. He birde başbakanlığın gereksiz olduğunu söylüyordu bir kaç hafta önce. (Yürütmenin Cumhurbaşkanına devredildiği şu zamanda bence de gereksiz. O konuda haklı.)

O zaman bu yaklaşımla HDP, CHP istediğini yaptırabilir bu ülkeye. Mesela ikisi birden çıkar “Hırsızlar yargılanmasın, çalabilen çalsın arkadaş.” derler ve koruyup sakladığınız üç bakanınızı yargılamak durumunda kalırsınız.

“Saray çok güzel olmuş, çok akıllıca bir karar, Recep beyi tebrik ederiz.” derler ve Sayın Cumhurbaşkanı Beştepe’de 3+1’e taşınabilir.

Bu liste böyle uzar gider. Mantık bu mu olmalı? Sizin kaliteniz bu mu? Çomar diyorlar sizin seçmeninize, haksızlar mı? Tabanınızı neden aptal yerine koyuyorsunuz? Sistem değişikliği yani Başkanlık Sistemi Anayasa’daki 18 maddede yapılacak değişikliklerle birlikte gelecek. Neden o 18 maddeyi anlatmıyorsunuz, tek tek ele alıp “Bak değerli seçmen; bu maddeyi bundan ötürü koyduk, şu maddedeki bu değişiklik bunun eksikliğini gidermek için yaptık, şu maddelerle biz bunları elde etmiş olacağız.” demiyorsunuz?

Çünkü hitap ettiğiniz kitlenin seviyesini siz bizden çok daha iyi biliyorsunuz. Kalite yoksunluğunun, sorgulama eksikliğinin, muhakeme sorununun siz de çok iyi farkındasınız.

Evet, kazanacaksınız. En az %60 ile kazanacaksınız. Bunu nereden mi biliyorum? Daha Anayasa’da yapılacak değişikliklerle ilgili hiç bir fikir sahibi olmadan Meclis’e üç gün öncesinden imza veren vekillerinize bakınca bunu anlayabiliyorum. Meclis sıralarında uyuklarken CHP’nin kanun teklifini kendilerinden biri sunmuş sanıp el kaldıran vekillerinize bakınca anlayabiliyorum. Mersin’deki seçmene “Yaşı 40’ın üzerinde olanlar eski Türkiye’nin hastanelerini çok iyi bilirler. Ey kardeşlerim, biliyorsunuz değil mi? O sisteme evet mi, hayır mı?” sorusu sorulduğunda dinlemeden “evet” diyen kalabalık sizin tabanınızı oluşturduğu ve sayıları çok olduğu için biliyorum.

Ayrıca, yıllardır federal yönetim düşleyen, özerklik hayalleri kuran Kürtlerle Oslo’da, Apo piçiyle İmralı’da “Görüşen şerefsizdir.” deyip sonra da “Ben gönderdim, bir takım görüşmeler oldu.” diyerek neler görüştüğünüzü söylemediniz. Kürtler sayenizde tarih boyunca ilk defa devlet kurma aşamasına geldiler. Bu sistemi hep arzuluyorlardı. Şimdi onların “Biz ‘hayır’ diyeceğiz.” demesine siz de inanmıyorsunuz, biz de inanmıyoruz.

Onların “Hayır” propagandası üzerinden siyaset yaparak kendi tabanınızdan kopmaları engellemeye ve milliyetçileri “evet”e çekmeye çalışıyorsunuz.

Siyaset işte ne yaparsın. Konu kendi çıkarı olduğunda hepsi aynı.

Kaygımız var mı? Yok. Türkçüler koca bir imparatorluğu yıkıp yeni bir devlet kurdular. İçi çürümüş Türkiye Cumhuriyeti ne ki?

Gittiği yere kadar… Azdan az, çoktan çok deriz biz hep…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone