FBI’da Bir Türk Kızı

YusufDuzgoren

Sibel Deniz Edmonds 1970 yılında İran işgalindeki Güney Azerbaycan bölgesinde Azerbaycan Türk’ü bir babayla Türkiye Türk’ü bir annenin üç çocuğundan en büyüğü olarak dünyaya geldi. Üniversite eğitimi için 1987 yılında ABD’ye giden Sibel, George Washington Üniversitesi’nde Psikoloji ve Ceza Hukuku okudu, George Mason Üniversitesi’nde Kamu Siyaseti’nden yüksek lisans yaptı. Sibel Deniz, bu arada kendisinden yaşça çok büyük Matthew Edmonds ile evlendi.

Türkçe, Farsça ve Arapça bilen Sibel, 11 Eylül saldırılarından iki gün sonra FBI tercüme bürosunda işe başladı. Aradan biraz vakit geçtikten sonra 11 Eylül saldırıları ile ilgili FBI’ın konuyla ilgili bilgisi olduğunu, burada ya ihmal ya da göz yumma söz konusu olduğunu ifade etti. Aynı zamanda kendisiyle aynı büroda çalışan Melek Can Dickerson’ın ve ABD Hava Kuvvetleri’nde binbaşı olan eşinin Türkiye gizli servisi için çalıştığını, Türk Amerikan Derneği’nin bazı gizli telefon konuşmalarını hasır altı ettiğini amirlerine rapor etmiş fakat FBI’dan atılan kendisi olmuştu. İlerleyen yıllarda FBI ile hem Melek Can Dickerson’dan ötürü hem de 11 Eylül saldırılarından dolayı mahkemelik oldu.

Sibel Deniz’in Türkiye gündemiyle, CIA-NATO-Fethullah Gülen ilişkileriyle ilgili açıklamaları ABD gündemine oturmuş fakat Türkiye’de bazı çevreler dışında dikkate alınmamıştı. 2013 yılında CIA-NATO-Fethullah Gülen ortaklığı ve Tayyip Erdoğan’ın tutumuyla ilgili sözleri darbe öncesi gündeme baktığımızda şaşırtıcı derecede tutarlı olduğu görülmektedir:

“Suriye konusunda ABD’nin iç meseleleri yüzünden yalnız bırakılan Erdoğan, milyarlarca dolarlık silah alımlarını ABD ile değil, Çin’le yapacağım’ dedi. Tüm dünya bu reste şaşırdı. Bu, ABD ve NATO’nun en üst düzey kurallarından birinin ihlali anlamına geliyordu, yapılabilecek son şeydi. İşte bu, NATO ve ABD Silah Sanayisini çileden çıkardı. Ve Erdoğan daha da ileri giderek, ‘AB’ye girmek için yıllardır beklediklerini ve bunun gerçekleşmeyeceğini anladığını, bunun yerine Şangay Birliği’ne katılmak istediğini’ söyledi. Ve resmen başvuruda bulundu. Ve bu davranış yine, çiğnenebilecek en son kurallardan biriydi. Batı, zorla kurduğu bu düzenini, kolay yıktırmazdı. İşte bunları yaptığınızda, son kullanma tarihiniz dolmuş demektir. Kim olursanız olun artık bitmiştir. Ve ABD’nin uygulayacağı cezanın diğer ülkeler için ibretlik olması gerekiyordu, çünkü bu durum başkaları tarafından örnek alınabilirdi, bu risk göze alınamazdı.

Erdoğan’a şu ihtimaller sunuldu;

1) Geri adım atacaksın. Her şeyi geri saracak, İsrail’le ilişkilerini düzeltecek, Çin’den silah almaktan vazgeçeceksin. Şangay’dan uzak duracaksın. Gülen’den özür dileyeceksin. Bu, senin birinci seçeneğin.

2) Sessizce istifa edip gideceksin. Çünkü biz hali hazırda senin yerine gelecekleri belirledik. Paralarınla İngiltere’ye gitmene izin vereceğiz.

3) Bunları kabul etmezsen, bizi bekle. Bu sana iki senaryo sunar;

a) Kaddafi gibi, Saddam gibi yok olursun.

b) Mübarek gibi teslim olabilirsin. Seni İngiltere’de bir hapishaneye atarız, yaşamının kalanını orda sürdürürsün.

İşte şu anda, Erdoğan bu seçeneklerle karşı karşıya…”

(Bu konuşmalarla, Erdoğan-Feto-CIA ortaklığının sonucunda AKP’nin nasıl iktidara geldiğiyle, NATO-CIA-FETO ortaklığının devletimizi nasıl ele geçirdiğiyle ilgili röportaj sayfanın altındaki linklerde mevcuttur.)

Sibel Edmonds’ın 2013 yılında ortaya attığı iddialar zamanla parça parça gerçeğe dönüşmeye başladı. 2015 Kasım’ında Çin’den silah alımı iptal edildi. Mayıs 2016’da Türkiye İsrail’in NATO vetosunu kaldırdı. Haziran ayında da ilişkiler iyiye gitmeye başladı. Hatta o kadar ileri gitti ki bir kaç yıl önce Başbakanlık döneminde “Mavi Marmara Gazze’ye bizim iznimizle gitti. İsrail bunun bedelini ödeyecek” diyen Tayyip Erdoğan 2016 Haziran ayında adeta Mavi Marmara’yı satışa getirdi ve “giderken bize mi sordular, biz zaten Gazze’ye yardım yapıyorduk” ifadesinde bulundu. Sibel Deniz’in ortaya attığı Erdoğan’a sunulan ihtimallerden birincisi kabul edilmiş gibi duruyordu. Ama gerçekleşmemiş bir şart daha vardı; Gülen’den özür dilenmedi.

Bunun sonucunu bugün yaşıyoruz. Tayyip Erdoğan’ı ortadan kaldırmaya yönelik midir, göz dağı vermek midir bilinmez ama darbe girişiminin Fethullahçı yapılanma tarafından gerçekleştirildiği gün gibi ortada. Tam bu belirsizlikler akılları karıştırmaya devam ederken 18 Temmuz’da Sibel Deniz Edmonds tekrar ortaya çıktı ve gerçekleşen darbe girişimiyle ilgili çok ciddi iddialar ortaya attı:

“1997’den beri ABD’de bulunan Gülen 22-28 milyar $ civarında bir parayı kontrol etmekte ve ABD’nin en büyük özel okullar zincirinin de sahibi pozisyonundadır. CIA ile birlikte bu okulları tüm dünyada yaygınlaştırmış ve bazı ülkelerde bu okullar ulusal güvenliği tehdit ettikleri gerekçesiyle kapatılmıştır. Kaldığı köşk özel ajanlar ve Apachi helikopterler tarafından korunmaktadır. Ayrıca Amerika’da Hillary Clinton‘a bağışta bulunan Gülen’e bağlı pek çok kurum var.”

“Bu darbe girişimi Gülen yapılanması kullanılarak CIA ve NATO tarafından halkın tepkisini ölçmek amacıyla yapıldı.”

“Bundan önceki darbeler CIA – NATO – TSK ile iş birliğiyle gerçekleştirildi. Çünkü TSK kağıt üzerinde olmasa da yaklaşık elli yıldır (several decades) Nato ve ABD Ordusu güdümünde hareket etmiştir. Kendi iç işlerinde kendi kararlarını alsa da önemli kararları tek başına alamamıştır.”

“Erdoğan’ın Marmaris’ten İstanbul’a giderken bir müddet oyalanması esnasında ABD basınından önemli insanlar Erdoğan’ın Almanya’dan sığınma talep ettiğini fakat Almanya’nın bunu kabuk etmediğini yazdılar. Bu haberin ilk çıkışı ise MSNBC yapımcılarından Kyle Griffin‘in gece saat 11 civarında attığı tweettir. Griffin bu bilginin ABD Ordusu tarafından bildirildiğini iddia etti. Doğruluğu kanıtlanmamış bu bilginin ortaya atılmasıyla amaçlanan ise Erdoğan’ın kaçmaya çalışmasını Türk medyasına yani Türk halkına duyurmak ve halkın çaresiz kalarak darbe girişiminin başarılı olduğunu düşünmelerini sağlamak, böylece örgütlenmelerini önlemekti.”

Sibel Deniz iddialarına devam ediyor ve asıl çarpıtıcı noktayı şöyle açıklıyordu:

“Sizin böylesine askeri gücünüz olsa bu şekilde mi darbe yapmaya çalışırdınız? Şu an her şey Erdoğan’ın kontrolü altında gibi gözüküyor ama aslında değil ve asıl darbe daha gerçekleşmedi. Bence bu bir ısınma hareketiydi, denemeydi ve Erdoğan’a karşı gerçek darbe yolda. Muhtemelen bu ilk denemeyle halkın nabzını ölçtüler. Bence bu deneysel bir öncü darbe girişimiydi. Erdoğan NATO’nun ve ABD’nin kendisini gözden çıkardığını farketti ve bunlara gücünü sadece halkla gösterebileceğini anladı. Dolayısıyla halkı sokağa döktü. Halkı kendine siper etti ve ABD’nin bunun karşısında yapabileceği bir şey yoktu. Çünkü yüzbinlerce insana silahla müdahale edemezsiniz.”

Gülen’in teslim edilmesiyle ilgili de fikirlerini beyan eden Sibel Deniz:

“Bence Gülen’in teslimiyle ilgili en olası senaryo (eğer Erdoğan’a yönelik başka bir plan yapılmazsa) Gülen’in ölmesidir.”

Amerika’nın darbe girişimini desteklediğiyle ilgili iddialarını da şu şekilde belirtmiştir:

“Dünyanın en güvenli hatta Amerika’dakilerden bile daha güvenli askeri üssü olan İncirlik Üssü’nden 42 tane helikopter çalınmış. Yani helikopterler yok. ABD’nin bilgisi veya onayı olmadan Helikopterlerin oradan kaybolması imkansız.”

Röportajından satır aralarını verdiğimiz Sibel Deniz Edmonds’un bu öngörüleri, komplo teorileri veya bildiği gerçekler (adını siz koyun) ne oranla gerçekleşecek bunu zaman gösterecektir. Röportajın tamamını dinlemek isteyenler için röportajın yer aldığı sitenin linkleri aşağıdadır.

Interview 595 – Sibel Edmonds on NATO, Terrorism, 9/11 and Drug Running

Interview 598 – Sibel Edmonds on Gladio B, Protected Terrorists and Stifled Investigations

Interview 604 – Sibel Edmonds on Turkey, the Hood Event, Israel and Gladio B

Interview 610 – Sibel Edmonds on Gladio Protected Drug Running and Money Laundering

Interview 616 – Sibel Edmonds Answers Questions on Gladio B

Interview 1193 – Sibel Edmonds Dissects the Turkish Coup

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone