Fikir Savaşı

KemalOnalir

“Mustafalar ölür fakat milliyetçilik fikri ve mücadelesi ölmez…”

Yukarıda yazan Merhum Mustafa Pehlivanoğlu’nun vasiyeti niteliğindeki son mektubundan bir cümle. Bu cümlenin geçerliliği, gerçekliği ve tutarlılığı tartışılamaz.

Ülkemizde 80 darbesinden, Cumhuriyetin ilanından önce falan değil Tanzimat Fermanından beri bir fikir mücadelesi yaşanıyor. Türk milliyetçileri, yani Türkçüler bu savaşın en kanlı yerinde mücadelesini sürdürüyor.

Evet, dünya kurulalı beri fikirler her zaman birbirleriyle çarpmışmış, bu uğurda nice kahramanların kanlarını akıtmış, nice dehaların icatları bu savaşın araçları olmuş ve nice sanatkârlar bu savaşın destanlarını düzmüştür.

Bu savaşın galibi, fikrine yani davasına en çok inanalar, iman edenler olacaktır. Bu böyledir. Haklı olmak kazanacağınız anlamına gelmez. Uğrunda emek vermediğiniz, yetişmesine katkıda bulunmadığınız bir ağacın meyvesini yiyemezsiniz.

Biz Türkçüler de davamıza inanmaz, onun için istenen her türlü vergiyi vermezsek bu mukaddes ülkünün sonunu göremez, o saadete erişemeyiz.

Öncelikle, kendi davamızı tanımalı, onu bugünlere getirenlerin çektiklerini bilmemiz gerekir. Değişen koşullara göre davamızın mantığı çerçevesinde karar verecek kadar bilgi birikimine sahip olmalıyız.

Daha sonra karşıdaki fikirleri tanımalı, surlarımızda açabilecekleri gediklere karşı önlem almalıyız. Bentlerimiz aşılmaz, surlarımız yıkılmaz olmak zorundadır.

Fikir savaşında unutulmaması gereken şey şudur; mesele komutanı değil, orduyu yok etmektir. Çünkü bir komutanın yerine yenisi atanabilir. Fakat yok edilmiş bir ordunun yenisinin kurulması yüzlerce yıl alacaktır.

Mesela; Nazım Hikmet bir dönemin komünistlerinin lideri, fikir babası, yön vereniydi. Türkçüler onun şahsına değil, davasına onun üzerinden taarruz ettiler. Daha sonra Nazım Hikmet öldü ve yerine yeni komünistler geldi. Murat Belge, Ahmet Ümit, Ertuğrul Kürkçü ve diğerleri…

İslamcıları ele alalım. Tanzimat’tan beri var olan İslamcıların Nazım Hikmet’le aynı dönem temsilcisi Necip Fazıl’dı. Yazdı, çizdi, zar attı, çark etti ve öldü. Yerine gelenler Kadir Mısıroğlu, Mehmet Metiner, Mustafa Armağan ve diğerleri…

Türkçüler olarak bizim durumumuz da böyle. Ziya Gök Alp geldi ve fikrimizi bir programa bağladı. Yusuf Akçura gelip teşkilatlandırdı. Atsız gelip can suyu verdi, şahlandırdı. Bugün Genç Atsızlar olarak bayrağı biz devraldık ve ilerliyoruz.

Demek ki mesele komutan değil ordu meselesi. Karşımızdaki fikri çürütmek için temsilcisine saldırmak doğru bir hareket değil. Necip Fazıl’ı çürüterek İslamcılığı bitiremezsiniz. Çünkü sizin ortaya koyduğunuz gerçeklere kılıf hazırlayacak ya da o gerçekleri değiştirecek yeni İslamcılar vardır.

Nazım Hikmet’in komünistliği -onlara göre- diğer komünistleri bağlamayan bir durumdur. Bizim meselemiz Nazım Hikmet değil komünizm denen saçmalıktır.

Onların Türkçülere saldırılarının karşısında da biz varız. Türklüğe, Türkçülüğe ve Türkçülere yapılacak herhangi bir saldırı karşısında, ‘yapılan saldırının misli miktarınca’ cevap verecek olan bizleriz.

Bu savaşta galip tarafı gelişmişlik belirleyecektir. Ortada bir mesele varsa ve buna en doğru çözüm kim tarafından bulunursa o fikir galip gelecektir. Bugün İslamcıları hep beraber, iş başında izliyoruz. Necip Fazıl’ın yetiştirmelerinin yönettiği bu ülkeden memnun olan var mı?

Komünistlik Türkiye’de asla yerleşmeyecek bir fikirdir. Onların olaylara bakış açıları, yorumlamaları ve buldukları çözümler, Türk milletinin karakteriyle taban tabana tezattır.

Türkçüler olarak bu iki gurubun -bunlar örnek oluşturmak için yazılmıştır, guruplar daha fazladır- meseleleri çözemeyen uygulamalarını çürütüp, en kesin çözüme gidecek olan uygulamaları bulmalıyız ki bu fikirler savaşından galip çıkabilelim.

İşte merhum Pehlivanoğlu’nun yazdığı cümleden anlaşılması gereken budur. Mustafalar, Atsızlar, Gök Alpler, Akçuralar, Fıratlar, Halil İçenler, ölür. Fakat milletin davası yaşamıştır, yaşamaktadır, yaşayacaktır. Bu savaş sürer.

Bizim meselemiz, kapıdaki köpekle değil, kapıdaki köpeğe güvenip Türklüğe saldıranladır. Köpek, yalını verenin kuludur. Yalını kesersek, köpek o kapıyı kendisi terk edecektir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone