Gábor Vona ve Macarlar

Macaristan kelimesinin orjinali Magyarország yani magyar + ország‘dır. Magyar (Macar) o bölgeye yerleşmiş Hun Türklerinin yedi kabilesinden birisinin ismidir (Anadolu’daki Kayı, Avşar… gibi). Ország ise ülke demektir. Yani Macaristan bizim anladığımız şekliyle de etimolojik olarak da Macar Ülkesi demektir. Bu ülkenin diğer bir ismi de Hungary‘dir. Bu ise Hun + Onogur kelimelerinin birleşmiş ve latinize olmuş halidir. “Onogur” kelimesi Türklerin 5 ve 7. yüzyıllarda Orta Avrupa ve Volga bölgesine göç eden “on (10) boyunun” ismidir.

Anlayacağımız Macarlar öyle de böyle de bizim Atilla’dan kalma, Hristiyan akrabalarımızdır. Dünyanın ilk Türkoloji enstitüsünün 19. yüzyılın başlarında Macaristan’da kurulmasıyla Macarlar bilimsel anlamda da Türklerle olan akrabalık bağlarını ortaya çıkarmaya başlamışlardır.

Bununla ilgili en kapsamlı kitle hareketi ise 2002 yılında Katolik ve Protestan üniversite öğrencileri tarafından kurulan, 2003 yılında siyasi parti olan, 2006 yılında ilk seçimlerine girerek %2,2 oy alan, 4 sene sonra 2010 yılındaki seçimlerde %16,67, 2014 seçimlerinde ise %20,22 oy alarak Macaristan’daki üçüncü parti olmayı başaran Macaristan’ın Milliyetçi ve Turancı partisi Jobbik’tir.

Jobbik ilk önce aşırı sağ parti olarak tanımlanmış daha sonra Nejdet Sançar’ın dediği gibi “Biz ne sağcıyız ne solcu, vatansever ve Turancıyız.” demişlerdir. Hatta 2014 yılında Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak basında kendilerine “sağ” parti denmesini bile yasaklatmışlardır.

Macaristan’da Turan Vakfı’nın kurulmasını desteklemişler, her iki yılda bir tüm Türk devletlerinden insanların katılım sağladığı dünyanın en büyük etnik şenliği olan Turan Kurultayı’nın gerçekleşmesi için Turan Vakfı’na maddi ve siyasi destek sağlamışlardır.

“Biz de Atilla’nın torunlarıyız” sloganıyla her fırsatta Türklerle olan kardeşliklerini dile getirmişler, partinin lideri Gábor Vona mitinglerde Bozkurt işareti yaparak bunu Macarlar arasında milli bir sembol haline getirmiştir.

Avrupa Birliği’ne, Siyonizm’e ve Kapitalizm’e karşı tavır sergileyerek Turan adı altında güçlü bir Türk birliğini arzuladıklarını parti programlarında ve her daim röportajlarında belirtmişlerdir.

2011 yılında Hocalı’da yaşananları Macaristan Meclisi’ne taşıyarak Azerbaycanlı kardeşlerine yönelik Ermeniler tarafından gerçekleştirilen katliamların “soykırım” olarak tanınmasını istemişler fakat iktidar partisi milletvekilleri tarafından öneri reddedilmiştir. Jobbik ise iktidara geldikleri gün Hocalı’yı soykırım olarak tanıyacakları vaadinde bulunmuştur.

Pazar günü Macaristan’da genel seçimler oldu. Jobbik partisi oyların %19,54’ünü alarak ikinci parti yani Ana Muhalefet partisi oldu. Buna rağmen partinin lideri Gábor Vona şu açıklamayı yaparak parti başkanlığından istifa etti:

“Başkanlığı reddediyorum.

Bugün, dünkü seçim sonuçlarının ışığında istifamı sadakatle teslim ettim. Yakın gelecekte daha iyi bir subay, yeni bir başkan seçmek için yenilikçi bir kongre toplantısı yapacak ve ben de kendimi yenileme konusunda uygun bir süre bulacağım.

2018 seçim sonucu için bir sorumluluk aldım. Seçim zaferi için ben de söz verdim. Bugün, Macaristan’ın en güçlü ikinci partisi ve muhalefetin tek gerçek gücü. Bu topluluğu bir sonraki dönemde daha güçlü hâle getirmek için elimden gelen her şeyi yapacağım ama başkan olarak değil. Dün partiyi destekleyen bir milyon kişi için çok teşekkür ederim. Onlar için güvenli, yaşanabilir, özgür ve adil bir Macaristan için mücadele devam etmeye söz veriyoruz.”

Böylesine kaliteli, ilkeli, dürüst, vatansever bir lider partisini her seçim bir adım daha yukarıya taşımasına rağmen 2018 seçimlerinde iktidar sözü verdiği ve bunu başaramadığı için parti başkanlığından partisinin başına kendisinden daha iyi birinin geleceğinden emin olarak istifa edebiliyor.

Bizim güya milliyetçi kanadımız ne yapıyor? Baktı başaracağı yok yıllarca sövdüğü iktidarla ittifak kuruyor. Ana muhalefet lideri ne yapıyor? 8 seçim kaybetmesine rağmen hâla pişkin pişkin halkın karşısına çıkıp konuşabiliyor.

Bir de bize soruyorlar “Neden oy kullanmıyorsunuz…” diye.

Memlekette Jobbik gibi parti, Gábor Vona gibi lider vardı da biz mi oy vermedik.


Abdülhamit Han Devlete baş kaldıran Sırplar’a karşı çok çetin savaşlar sonunda 29 Ekim 1876’da kazanılan Aleksinaç zaferini tebrik için İstanbul’a gelen Macar heyetinin ziyaretine karşılık vermek üzere Sultanahmet Özbekler Dergâhı şeyhi Süleyman Efendi’nin başkanlığında bir heyeti 20 Nisan-18 Mayıs 1877 tarihleri arasında Macaristan’a yollar. Bu yolculukla ilgili Yusuf Akçura 1928 yılında yazdığı “Türkçülüğün Tarihi” adlı eserinde şunları söylemiştir:

“Gazi Osman Paşa’ya iftihar kılıncını getiren Macarlılara teşekkür için Macaristan’a gönderilmiş heyete Süleyman Efendi de memur edilmiştir. Asya-yı Vusta’da (Orta Asya’da) asıl vatandaşlarını, şark Türklerini ziyaret etmiş olan Özbek Şeyhi Süleyman Efendi, Turan ırkına mensup olduğu halde ırkî camiadan uzak kalmış en garbî ırkdaşların vatanına da gönderilmiş ve Şeyh’in Orta Asyalı olması Macar için de ayrıca bir te’sir hasıl etmiştir.

Bu yolculuğun dönüşünde Süleyman Efendi yolculukla ilgili şu mısraları kaleme almıştır:

 

Cümlesi bir bir gelip el öpdü,

Türk’üm diye alkışla kıyamet kopdu.

Eski Osmanlı lisanı derler,

Çağatay-i Türkî dili derler.

Asya’dan geldiğimi anladılar

Çağatayî bildiğimi dinlediler:

Çok kelâmı cümlesi deylediler

Bu lügatle meşveret eylediler…”


“Kâfirde yiğit varsa eğer sade Macar’dır.

Hem kendi yavuz, hem atı eşkin ve acardır.”

                                                         Nihal Atsız

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone