Gagauzlar: dün, bugün, yarın- Yrd.Doç.Dr. Güllü KARANFİL

gagggg


Gagauzlar toplu olarak Moldova Cumhuriyeti’nin güney tarafında, Bucak denilen bir arazide, Gagauz Yeri Özerk Bölgesi’nde yaşamaktadırlar. Gagauzlar Moldova nüfusunun %4’ünü  teşkil etmektedirler. Sayıları 170 bin civarında olan bu halkın dili Anadolu Türkçesi’ne çok yakındır. Gagauzlar Hristiyanlığın Ortodoks mezhebine bağlıdırlar. Gagauzların tam sayısı 300 bin civarındadır.Yayılma coğrafyası geniştir. Kuzeydoğu Bulgaristan‘da (30 bin), Romanya’da (1500), Ukrayna‘da (35 bin), Yunanistan’da (30 bin), Kazakistan’da (1000), Rusya’da ( 15 bin), Türkiye’de (15 bin), Amerika’da ve Brezilya’da  da Gagauzlar yaşamaktadırlar.

 

Gagauzların kökeni

Gagauzların  kökeni ile ilgili çok tartışmalar oldu ve hala da devam etmektedir. Bu tartışmalarda yirmiden fazla görüş ortaya atılmıştır, başlıcaları:

 

  1. yüzyılda  Asya’dan  Balkanlara göç eden, Peçeneklerle aynı soydan gelen ve Uz (Oğuz) Türklerindendir.
  2. Gagauzlar, Osmanlı devrinde asimile edilmiş Bulgarlardır;
  3. Gagauzlar, 13 yüzyılda Dobruca’ya yerleşen Selçukluların torunlarıdır;
  4. Gagauzlar, VII yy. İdil deresinin kıyısından Baklanlar’a göç eden Türk kökenli XI yy. Da Hırıstiyanlık’ı kabul eden Protobulgarlardır vb. iddialar ortaya konmuştur.

 

Yabancı tarihçiler  kendilerine uygun bir tarih yarattı. Aslında  Gagauz dilinin, folklorunun, kültürünün, yüz yapısının vs. incelenmesi  Gagauzların  Türk olduklarını ispatlamaktadır.

 

  1. yy. İdil bölgelerinden göç eden Gagauzların dedeleri Balkan yarımadasına yerleşmiş ve 18. yy’a kadar orada yaşamışlardır. Bazı bilgilerde Gagauzların 1365 yılında Dobruca’da bir devlet kurdukları yazıyor (1, s.639-668). Osmanlı dönemi için çeşitli tarihçiler farklı görüşler öne sürerler. İslam dinini tebliğ eden Osmanlı hakimiyeti altında yaşayan Gagauzlar kendi adetlerini ve dinini korumuşlardır. O zamanlar Gagauzlar çocuklarını kâh Bulgar dilinde, kâh Yunan dilinde eğitim aldırırlardı. Malesef, Osmanlı devrinde yaşayan Gagauzlar için bilgiler oldukça azdır. Bölge halklarının etkisine düşen Gagauzlar’ın hafızasında Osmanlı Devleti kötü imaj bırakmıştır. Gagauz folklor örneklerinde de Osmanlı bazen kurtarıcı, bazen de düşmandır.

 

Gagauzlar`ın göçü ve “elden ele geçmeleri ”

Bazı kaynaklar Gagauzlar’ın Müslüman Osmanlı Devletinden kaçtığını söylerken bazıları da Rus-Türk savaşlarından dolayı Balkanlar’ı bıraktığını yazıyorlar. (2, 119).  Basarabiya’ya ilk göçler 1780 yıllarında başlamıştır ve  1812 ye kadar devam etmiştir. Şimdiki Moldova arazisine yerleşen Gagauzlar’a arazi sahipleri  topraklarını işletmek için vermiştir. Lakin bağımsızlığı seven Türk halkı baskıya dayanamayıp o toprak sahiplerinden kaçarak, bugünkü Gagauzya topraklarına yerleşirler. Bugün de Dizgince, Kazayak, Beşalma, Kopkuy, Avdarma, Çeşmeköy (Çeşmeküü), Başköy (Başküü), Tomay, Çadır, Haydar vb. köy ve kasabalarda yaşamaktadırlar. Zorluklar içinde yaşayan çilekeş bu halkın zengin insanları da yok değildir.1812 de Bükreş Antlaşmasına göre Gagauzlar’ın da bulunduğu Boğdan Beyliği (bugünkü Moldova) Rus İmparatorluğuna verilmiştir. Gagauzlar’ın arasında eğitimli insan az olmasına rağmen aydın insanlar her zaman bulunmuştur. O zamanlar Gagauzlar’da Osmanlı devletinde de olduğu gibi dini eğitim  yaygındı. Gagauzlar’da da dini mektepler din adamlarını yetiştirirlerdi. Bunun yanında  milli kimlikte de kendilerini duyurmaktaydılar. Gagauzlar’ın aydınlarından biri de Mihail  Çakır`dı (1861-1938). Bu din adamı Rusça, Romence, Gagauzca  bilir ve Rus İmparatorluğu’nun politikaları ile de ilgilenirdi.

 

Daha sonra M. Çakır dil problemini kaldırır, Gagauz ve Moldovanlar’ın kendi dillerinde eğitim almaları için Rusya yönetimine baş vurur.  Her iki halk için ders kitapları ve sözlükler hazırlar.  1907  yılında Gagauz dilinde  din içerikli ilk gazeteyi bastırır, duaları Gagauz diline çevirir.

 

1909-1910 yıllarında geçimsizlikten dolayı bir grup Gagauz Aktübinsk (Kazakistan) bölgelerine         göçmüşlerdir.  Rus Çarlığı’nın politikalarına razı olmayan Gagauzlar 6 Ocak 1906 yılında Atmaca Pavlioğlu ve Andrey Galatsan liderliğinde Rus devletine karşı isyan hazırladılar ve Komrat Cumhuriyeti’ni ilan ettiler. Başka yerden yardım gelmeyince 15 gün sonra Çarlık kuvvetleri bu devlete son verdi. 1917 de Gagauzlar bir isyan daha çıkardılar. 1918 yılında Moldova  Gagauzlar’la birlikte Romanya Krallığı hakimiyetine geçti. Burada da Gagauzlar sıkıntı çekmiş, Gagauzca konuşmak yasak edilmiş, okullarda Gagauz çocuklarına zorla Romance öğretilmişti.

 

 

Türkiye Cumhuriyeti ve Gagauzlar

 

1930’lu  yıllarda Türkiye Türkleri ile  100 yıldan fazla süren bir kopukluktan sonra Gagauzlar yeniden Türkler ile karşılaşırlar. 1931`de Romanya`nın başkenti Bükreş`e elçi olarak atanan Hamdullah Subhi Tanrıöver, Gagauz Türkleri ile yakından ilgilenmiş, Gagauzları ve  yaşadıkları yerleri defalarca ziyaret etmiştir. Bu yıllarda 100 civarında Gagauz gencinin Türkiye`de okumasını sağlamış, bölgeye Türkiye`den ders kitapları ve Türk öğretmenleri göndermiştir. (3, 31-51).

 

O Türk öğretmenler  yaşlı Gagauzlar’ın hafızalarında kalmış ve Gagauz edebiyatına da aksetmiştir. Türk öğretmenler Komrat`ta halk edebiyatı metinleri toplamış ve  1938 yılında “Varlık” dergisinde yayınlamışlardır.  Hamdullah Suphi Tanrıöver görevde olduğu zaman Gagauzlar ile ilgili bilgileri Türkiye’nin önderi Mustafa Kemal Atatürk`e iletiyordu. Atatürk`ün Gagauz aydını Mihail Çakır`dan haberi vardı ve  hatta kendisinin kitabı da Atatürk’ün kütüphanesinde mevcuttur. (4, 143-148).  Sayfaların kenarında çeşitli notlar, Atatürk’ün bu kitabı okuduğunu göstermektedir. Gagauzlar’ın Romanya devletinde asimile olmalarından çekinen Hamdullah Suphi Tanrıöver , İsmet İnönü’nün de onayını alıp, Romanya’dan getirteceği Gagauz Türkleri’nin Marmara Bölgesi’ne yerleştirilmesini planlıyordu. Eğer İkinci Dünya Savaşı çıkmasaydı, Gagauzlar’ın Türkiye’ye göçü belki de büyük ölçüde çözümlenmiş olacaktı. Fakat İkinci Dünya Savaşı’nın çıkması üzerine Besarabya 1940’da Almanlar tarafından , Dobruca da 1944’de Kızılordu Birlikleri tarafından işgal edilmiş ve böylece Tanrıöver’in bütün hayalleri yıkılmıştı (3, 39).

 

 

Gagauzlar için ilk bilgiler:

 

İlk defa Gagauz kelimesi 1817 yılında Rusya nüfus sayımındaki belgelerde kayıt edilmiştir. Rus  ordusu generali Valentin Moşkov (1893 – 1903),  Besarabya Gagauzlar’ının dili ve  kültürü ile ilgilenmiş ve sonuçta “Gagauzı benderskogo uyezda” (5) ve Vilgelm Radlovun redaktesi altında çıkan «Образцы народной литературы тюркских племен» adlı kitabı yazmıştır.  Daha sonra Bulgar ordusunun subayı Bulgar kökenli  Atanas  Manov Bulgaristan Gagauzları ile ilgilenmiş (1920-1938) ve onu meşhur eden  «Потеклото на гагаузите и техните обичаи и нрави» (Gagauz menşeyi, adetleri ve huyları) kitabını 1938 de yayınlamıştır. 1939 yılında Ankara’da bu kitap Türker Acaroğlu tarafından Gagauzlar (Hıristiyan Türkler) diye  Türkçe’ye çevirilmiş ve yayınlanmıştır.

 

1928 de Stoyan Cansızov “Balkan Şib-i Ceziresinde Türkler” kitabında Gagauzlar’dan bahsetmiştir. (6, 17). Bir Gagauz olarak Gagauzlar için ilk haberleri din adamı Mihail Çakır  vermiştir(7).

 

Gagauzlar Ve Sovyetler Birliği (1940-1991):

 

1940 yılında Molotov-Ribentrop antlaşmasına göre bugünkü Moldova Gagauzlar’la birlikte Sovyetler Birliği’ne girdi. O yıllarda rejime uyum göstermeyenler için ilk sürgünler başladı.  1941 yılında başlayan savaş,  Romanya Krallığı’nda zorluk ve yoksulluk çeken Gagauzlar’ı biraz daha zayıflattı. Gagauzlar’ın bir kısmı Romanya ordusunda Rusya’ya karşı savaştı, 1944 te de Rus ordusunda Almanya’ya karşı savaştı. Savaştan toparlanamayan halk 1946-1947 yıllarında  kuraklık ve yöneticilerin  politikası sonucunda büyük bir açlık süreci geçirdi. Halkın üçte biri açlık ve hastalıklardan dolayı hayatlarını kaybetti.

 

Savaştan sonra kolektivizasyon (kolhoz) başlatan Sovyetler Birliği uyum sağlamayan “zenginleri” 1949 da daha büyük bir sürgüne gönderdi. Ruslar Sebebini söylemeden bir gecede  yük trenlerinde binlerce Gagauz ailesini iklimi sert olan yerlere; Sibirya’ya, Kazakistan’a, Altaylar’a sürgün etti. Bunların günahları “zengin” olmalarıydı. Zenginlik iki-üç baş inek, 5-6  baş koyun, biraz da topraktı. Bucak`ı “temizledikten” sonra yeni Stalin ideolojisinin temeli yayılmaya başladı. Stalin’in eli ile sürgün edilmiş Gagauzlar’a bile Stalin’i sevdirdiler. Savaştan sonra yoksulluk ve cahillik içinde yaşayan, çoğunlukla Rusça’yı bilmeyen Gagauzlar’a Rusya’dan öğretmenler ve diğer bilim dallarında  uzmanlar gönderildi. Böylece Gagauzlar’ın içinde Rusça  yayılmaya başladı ve bununla kalmayarak resmi yerlerde, okullarda vb. yerlerde Gagauzca yasak edildi. Gagauzlar kendi Gagauzluklar’ından utanmaya başladılar. Hala da bu duruma Gagauzya’da az da olsa rastlamak mümkündür.

 

1950 yılında Moskova İlimler Akademisi’nde Gagauzca  araştırılmaya  başlandı. 1957 de Gagauzca’ya Kiril alfabesi  resmiyeti verildi. 1957 ye kadar Gagauzlar hiçbir şey yazmadı mı? Yazdı elbet, ama bulundukları devletin alfabesi ile yazdılar. Rusya hakimiyetindeyken eski Slav, Romanya hakimiyetinde ise Romen harfleri ile yazdılar. Gagauzcada bulunan özel seslerin o dillerde olmaması okunuşta zorluk çıkarıyordu.

 

Yeni resmi yazıda özel sesler vardı. Bunlar 1959 da Basarabiya’da ilk Gagauzca şiir ve halk yaratıcılığı örneklerini içeren “Bucaktan Sesler” adlı bir kitapta yayınlandı. Böylece ilk Gagauz yazarları ortaya çıktı: Nikolay Tanasoğlu (1995-1970), Dionis Tanasoğlu (1922-2006), Nikolay Baboğlu (1928-2008), Dimitri Karaçoban (1933- 1986) ve diğerleri… Sovyet devrinde çıkan yazarların  eserleri arasında Lenin’i, Kominist Partisi’ni, güzel yaşamayı öven şiirler olmasa kitapların basımı mümkün değildi.

 

1959’da Gagauz köy ve kasaba okulları Gagauzca öğrenimine geçti ama bu geçiş süreci ancak 2 yıl sürdü. 1961 de Gagauzca eğitim yasak edildi ve bununla beraber,  Gagauzca’yı ders olarak da müfredattan  kaldırdılar ve Gagauzca bitti. Kreşlerde bile Gagauz dili yasak edildi. Sadece 4-5 yılda Gagauzca bir şiir kitabı çıkıyordu. Yaratıcı Gagauz aydınlarının sayısı 6-7 kişiydi. Aydınlar vardı, ama aktif değillerdi. Başka yerde yaşayan Gagauzlarla ve Türklerle bağlantı tamamen kopmuştu. Sovyetlerin parçala, böl ve yönet  politikası kendi işini yapmıştı. Türkler`e karşı nefret aşılayan Sovyetler politikası çok başarılıydı. Öyle ki buradaki Gagauzlar’ın Türkiye`de, Azerbaycan`da, Kırım`da yaşayan hem dil, hem de kültür bakımından onlara çok yakın olan diğer Gagauzlar’dan haberleri bile yoktu.  Sovyet Birliği’nde olduğundan Ukrayna ve Moldova arasında sınır yoktu. Bununla beraber Ukrayna Gagauzlar’ın aynı devlette yaşadıklarını belli etmiyordu.

 

1986 yılında Gagauz okullarında Gagauz Dili ve Edebiyatı dersi verilmeye başlandı. Yeni bir milletçilik ruhu esmeye başladı. 1987 de Gagauz Halkı Topluluğu faaliyete başladı, mitingler ve toplantılar yapıldı ama resmi yerlerde Rusça kullanılıyor ve aydınların arasında bile; mitinglerde, toplantılarda Gagauzca konuşan kınanıyordu. Bu da Sovyet sisteminin işlevselliğinin göstergesiydi. Bu topluluğun liderleri tarihçi, yazar Stepan Bulgar, ressam Dimitri Savastin, mühendis Andrey Bıyıklı’ydı. Bu halk hereketinin yönlendirilmesiyle 12 Kasım 1989’da Özerklik Bildirisi ilan edildi. Aynı zamanda Moldova’da da bazı  değişiklikler meydana geldi. Bu karışık ortamdan çıkan Gagauzlar’ın özerklik bildirgesi ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit ettiği gerekçesiyle reddedildi. Ve buna rağmen, 20 Ağustos 1990’da Gagauz Cumhuriyeti ilan edildi ve başına Stepan Topal geldi. Bu durum Moldova’yı çok rahatsız etti. Başbakan Mirça Druk yönetiminde Moldova Halk Cephesi öncüleri bu gelişmeleri durdurmak için Komrat’a yürüdü. Sovyet askerleri bölgeye müdahele ederek  facianın önüne geçti. Daha sonra 27 Ağustos 1991’de Moldova kendi bağımsızlığını ilan etti.11 Şubat  1991’de, Komrat’ta  Gagauzya’nın ilk ve tek  üniversitesi açıldı: Gagauz Devlet Üniversitesi. Daha sonra bu üniversite Komrat Devlet Üniversitesi adını aldı. Bu üniversitenin açılması da bir devrim  ile gerçekleşti. Moldova bunu istemedi. Gagauzlar’ın liderlerinden biri olan Leonid Dobrov açlık grevleri yaparak, çeşitli mitingler organize etti ve üniversitenin açılmasını sağladı. Daha sonra Moldova tarafından kabul edildi. Ben de bu yeniliğin şahidiydim, çünkü ilk 72 öğrencinin arasında ben de vardım. Gagauzlar’ın Moldova üniversitelerini kazanması çok zordu ve üniversite bitiren Gagauz azdı. Bu yıllarda SSCB’nin dağılmaya başlaması ile birlikte demirperde dağıldı ve yeniden Gagauzlar Türkiye Türkleri’yle görüşme şansını elde ettiler.

 

Gagauzlar ve Gagauz Yeri Özerk Bölgesi

 

Mirça     Snegur döneminde,  23 Aralık 1994`de Gagauz Özerk bölgesi (Gagauz Yeri) resmî olarak tanınır. Gagauz Yeri’nin yüz ölçümü 1850 km2 idi. Gagauz parlamentosu da Halk Toplumu adı ile tanındı. Gagauzlar’ın iki bayrağı oldu: İlki  mavinin üzerinde bozkurt kafası, etrafında da altın renkli küçük horoz figürleriydi (ilk defa 29 ekim 1989’te dalgalandı). İkincisi ise  bugünkü bayraktır. 1995 te büyük bir kısmı mavi sonra beyaz ve kırmızı renklerden oluşmuş ve sağ tarafında üç altın renkli yıldız vardır. Gagauzya’yı yöneten kişi Başkandır, aynı zamanda Moldova hükümetinin üyesidir. Gagauzya nüfusunun %80’nini Gagauzlar, %7’sini Ruslar,  %4’ünü  Moldovanlar, %9’unu  da Bulgarlar ve Ukraynalılar teşkil etmektedir.

Dil

Resmi dil olarak üç dil vardır: birincisi ‘devlet dili’ (Moldovanca veya Romence, kendileri hala karar verememişler, onun için devlet dili kelimesi kullanılmaktadır.), ikinci dil  Gagauzca ve üçüncü dil Rusça. Ama aslında herşey tersine oldu. Resmi yerlerde kullanılan dil Rusça’dır. Konserler, afişler, reklamlar, okullarda ve kreşlerde hep Rusça kullanılmaktadır. Son iki üç yılda Gagauzca gündeme girdi. Bu da Gagauz aydınlarının diretmesi sonucunda gerçekleşti ama buna rağmen Gagauzca eğitim veren okul hala yok.

 

Gagauz dili köylerde kullanılmaktadır. Kasabalarda da (Komrat, Çadır, Valkaneş) dil büyükler tarafından konuşulmaktayken genç nesil tarafından kullanılamayacak durumdadır. Gagauzca  Bulgar, Romen ve Rus dillerinden etkilenmiş ve bazı kelimeler ve cümle yapısında değişiklikler mevcuttur. Dil okullarda ders olarak haftada 3 defa verilmektedir. 2009 da Gagauz dilini ve kültürünü koruyan ve ilerleten “Meras” Topluluğu kuruldu ve dili çeşitli etkinliklerde yaymaya başladı. Gagauz dilinde iki dergi “Gagauz dili hem literaturası”, “Sabaa yıldızı” ve iki gazete “Ana sözü” ve “Gagauzlar” yayınlanıyor. Şiir kitapları bastırılıyor. Bir de Gagauz yazarlar birliği var. Bazı çağdaş şair ve yazarların adlarını verelim: Petri Çebotar, Todur Marinoğlu, Petri Moyse, Olga Radova, Tudorka Arnaut, Stepan Bulgar, Güllü Karanfil,  Mercanka, Vasilisa Tukan, Vasi Filioglu, T. Zanet, Katerina Ganeva, Länka (Mokanu).

 

Gagauzya’da Gagauzca  yayın yapan ‘Gagauz Radio Televizyonu’ var.

 

 

 

Kültür ve sanat

 

Üç kasabada üç musiki okulu vardır. Buraya normal okuldan sonra çocuklar gelir ve seçtiği müzik aletiyle çalmayı öğrenirler.

 

Gagauzlar’ın iki tiyatrosu, birkaç müzik ekibi var “Kadınca”, “Düz Ava”, “Serin Su”, “Karanfil”, “Çayır”. Bu ekipler dafalarca Türkiye’ye, Amerika’ya, Bulgaristan’a, Romanya’ya gittiler ve Gagauzların kültürünü tanıttılar. Gagauzya’da üç opera sanatçısı da mevcuttur.

 

Gagauzya’da çocuklar için üç tane resim okulu vardır. Komratta Ressamlar birliği mevcuttur. Önemli ressamlar: Dimitri Savastin, Petri Fazlı, Dimitri Ayoğlu, Mihail Arabacı, Olga Unguryanu, Sergey Savastin, Praskoviya Bejenar.  Su kabağı (Susak) üzerinde yakmalarla meşhur olan Petri Vlahın’ın da Gagauz ince sanatında büyük yeri vardır.

 

Gagauzların yortuları (bayramları):

 

Gagauzların takvim yılı ikiye bölünür: Bunlar yaz ve kıştır. Yazın Hederles (Hıdırellez) (6 mayıs) günü başlar, ve o günden itibaren koyunlar çobana verilir. Şenlikler yapılır,  kurban kesilir. Kış (7 Kasım) Kasım yortusunda başlar.  Koyunlar otlatılmaz, tarla işleri biter, şenlikler yapılır. Bu bayramlar Moldova’da olmayan öz bayramlardır. Buradan Gagauzlar’ın hayvancılığa nasıl bağlı oldukları belli oluyor.

 

Başka özel bayramlar da mevcuttur: Canavar yortusu, Kırk meçik, dini bayramlardan Paskalya. Bu yortularda (bayramlarda) ev işleri yapılmaz. İş yapanın başına kötü bir şey geleceğine inanılır.  Bazı dini  bayramlarda sokakta ateş yakılır ve üzerinden atlanılır.

 

Gagauzlar’da halk hekimliği

 

Gagauzlar’da korku, baş ağrısı, boğaz şişkinliği, arpacık, çıban gibi hastalıkların tedavisi için dua okumak meşhurdur. Her  köyde tanınmış bir kaç nineye rastlanır. Kilise bu türlü şeyleri sevmese de halk okumaya inanır ve hatta hayvan (özellikle kuzu) hastalandıysa onu da okuturlar. Bu okumalarda Şamanlık özellikleri  hissedilmektedir.

 

Gagauzlarda Hıristiyanlardan farklı olarak kurban kesilir. Köy kurbanı ve aile kurbanı vardır. Aile kurbanını papaz keserken hangi dini bayrama düştüğünü söyler. Köy kurbanında (kilisenin kurulduğu gün) ise kilisenin avlusunda koçlar kesilir, orada yemekler pişirilir,  yenir ve daha sonra şenlikler yapılır. Güreş, direğe çıkma gibi yarışlar yapılır, futbol  oynanır. Kurbanlık koça ‘Allahlık’ derler, onu özel beslerler, vurmazlar. Kesilen gün boynuzuna kırmızı şal bağlarlar, ve musiki sedaları altında keserler, korkmaması için musiki söylenir. Kurban eti büyük toprak fırınlarında büyük sinilerde bulgurla beraber pişirilir ve komşulara dağıtılır. Yakın akrabalar eve gelir, sofra kurulur.

Tarımcılık

 

Gagauzya’nın üzümü ve tabii ki şarabı meşhur. En tatlı üzüm Moldova’nın bu bölgesinde yetişir. Meyve bağları vardır. Ayçiçeği, mısır ve buğday da sık ekilen ekinlerin arasındadır.

 

Acı sonuç

 

Bu kısmı elbet daha güzel bir şekilde bitirmek isterdim, ama böyle oldu.

 

Gagauzlar yüzyıllarca Slav ve Romen halklarıyla beraber yaşamasına rağmen, dilini, dinini, adetlerini koruyan ve yaşatan bir halktır. Gagauzlar’ın arasında  Yunanlar ve Bulgarlar kendi politikalarını yürütüyorlar. Şöyle ki, Komrat Devlet Üniversitesi’nde isteyenler için Yunan merkezinde parasız  dil dersleri veriliyor, Yunanistan’a parasız geziler yapılıyor. Üniversitede ne Türk dili kursu, ne de Azerbaycan dili kursu verilmiyor. Böyle kurs tekliflerleriyle defalarca başvurduğumuz halde bir sonuç çıkmadı. Aslında kurs veren ve geziler düzenleyen Türkiye, Azerbaycan ve başka Türk devletleri olmalı. Gagauzlar’ı kazanmak için bunlar yapılmalı.

 

Bu Yunan politikasının sayesinde Gagauz aydınları içinde biz Türkleşmiş Yunanlarız diyenler var artık.  Yunanistan’da yaşayan Gagauzlar’ın sayısı az değildir. Lakin Gagauzca’yı ancak 60 yaşından yukarı insanlar  konuşmaktadır. Gençler artık dili ve hatta Gagauz olduklarını da bilmiyorlar. Yunanistan politikası Türkler’e karşı nefreti aşılamış ve oranın Gagauzları Türkiye Türkleri’nden nefret ediyorlar, biz Türkleştirilmiş Yunanlarız diyorlar.

 

Gagauzya’da işsizlik de etkili. Gagauz gençleri üniversiteleri bitirdikten sonra, iş bulamayınca başka devletlere gitmek zorunda kalıyorlar. Kadınlar çoğunlukla Türkiye’ye, erkekler ise Rusya’ya gitmeyi tercih etmektedirler. Türkiye’de vize bir aylık olduğu için, insanlar kaçak olarak çalışıyorlar ve altı ay sonra eve döndüğünde büyük cezalar ödemek zorunda kalıyorlar.

 

Avrupa Birliği’ne giren Bulgaristan ve Romanya Gagauzlar’a vatandaşlık veriyor. Başka devletlerde çalışan Gagauzlar’ın çoğunda  Bulgaristan vatandaşlığı var. Onunla Türkiyede daha rahat çalışabilmekteler. Bulgaristanın Türkler’e karşı  politikası da malum. Oranın Gagauzları’nın sayı tam olarak belli değil. Onlara orada “gelmele” diyorlar. Ve Gagauzlar Gagauz olduklarını saklıyorlar, utanıyorlar. Varna Gagauz şehri olmasına rağmen, orada ‘Gagauz’um’ diyene rastlayamazsınız. altmış yaşının üstünde, köylerde yaşayan Gagauzlar dili kullanıyorlar ama onların çocukları ve torunları Gagauzca’yı kullanamaz durumdalar ve hatta Gagauz olduklarını bile bilmiyorlar. “Biz Gagauz’uz ama biz Bulgarız” diyorlar.

 

Rusya da boş topraklarını doldurmak için Gagauzlar’a iş, ev ve vatandaşlık veriyor.  Gençlerin çoğu Moldova’yı terk edip Rusya’nın köy ve kasabalarında yaşamayı tercih ediyorlar. Bu vatandaşlıklar hepsi kanuni yollarla devletler tarafından veriliyor. İyi ki Ruslar “Gagauzlar Rus’tur” demiyor. Ama Rusyada doğan Gagauz çocuğun Gagauzca’yı bilmeyeceği aşikardır. Gagauz şehirlerinden giden gençler dili zaten bilmiyorlar ve biraz bilseler de kullanmıyorlar. Rusya’ya göç edenlerin çoğu şehirlerdendir. Burada, keşke Atatürk bizi Marmara bölgesine yerleştire bilseydi fikiri aklımdan geçer.

 

Bu pasif notlara bakmayarak, Gagauzya’yı seven milliyetçi Gagauzlar var ve para oldukça Gagauz dilinin, Gagauzluk’un yaşaması ve gelişmesi için elinden geleni yapmaktadırlar. Gagauzlar yer yüzünden kaybolmasın diye; Gagauzlar ve Türk dünyası dile ve kültüre önem vermelidir. Yapılacak çok iş var.

 

  1. Paul Wittek. Yazidjioghlu Ali on the Hristian Turks of the Dobruja. Bulletin of the Shcool of Oriental and African Studies, c. IV? London? 1952.
  2. Onofrey A. Tarihsel süreçte Gagauz Türkleri, Hikmet dergisi, Gostivaria-Makedoniya, mayis, 2008.
  3. Yonca Anzerlioğlu. Bükreş Büyükelçisi Hamdullah Suphi ve Gagauz Türkleri. Bilig, Güz / 2006, sayı 39.
  4. Gönül Ayan. Atatürkün hizmetlerinde dolayı ödüllendirildiği büyük Gagauz kimliği Mihail Çakır. Литература, Фолклор проблеми поетики, випуск 33, час. 1 Киев, 2009.
  5. “Gagauzı benderskogo uyezda” (5) Гагаузы бендерского уезда. (Этнографические очерки и материалы), М. 1901, и Кишинев, Centralǎ, 2004. — 550 с.
  6. Stoyan Cansızov “Balkan Şib-i Ceziresinde Türkler” Tarih-i Osmani Encumeni mecmuası, İstanbul 1928
  7. Çakir. Besarabiyalı Gagauzların İstoriyası, Kişnev, 1934, Gagauzlar: İstoriya, adetlär dil hem din, Kişinev, 2007).

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone

Bir Yorum

  1. Mustafa Selim KUDAR 15 Temmuz 2016 @ 18:39

    Salur TÜRKMENİ OLDUKLARI KESİN…