Geçmişe Hürmet Geleceğe Sahip Olmaktır

YusufDuzgoren

Çevremizde bazı insan türleri oluyor zaman zaman. Bizlerin tarihe olan ilgisiyle ve atalarımıza olan hürmetimizle ilgili “yahu geçmişe bakmaktan geleceğe odaklanamıyorsunuz” diyorlar. Benzer olarak, bazıları da milliyetperverliğimize yönelik “bu milletin yarısı AKP’yi destekliyor, bunlar için mi kendinizi paralıyorsunuz” diyorlar.

Derdimizi şöyle anlatayım.

Tanrı Türk’ü bu topraklara gökten indirmedi. Bizim zor şartlar altında yaşadığımız topraklarımız vardı. Göçebe olduğumuz ve savaş zamanları dışında hayvancılıkla geçindiğimiz için hayvanlarımızı otlatabileceğimiz verimli toprakların peşinde koştuk binlerce yıl. Çevremizde geçinemediğimiz, zayıf kaldığımızda baş edemediğimiz aynı soydan kardeşlerimiz olduğu zamanlarda ise bulunduğumuz yerleri terketmek durumunda kaldık. Kimimiz Avrupa’ya, kimimiz Kafkaslara, kimimiz Mısır’a gittik. Bizler ise Anadolu’ya geldik.

Gittiğimiz hiç bir yerde bizi oralarda yaşayanlar ellerinde çiçeklerle karşılamadılar. Yaşamımızı idame ettirmek zorunda olduğumuz toprakları savaşarak, kanımızı akıtarak elde ettik. Bunun için döşek yüzü görmeyen, kanları dökülen atalarımıza hürmet ederek, onları anarak onların ruhlarını şad etmeyi amaçlıyoruz. Nankör olmamaya, değerlerimizi unutmamaya, nerelerden geldiğimizi, ne badireler atlatıp, ne sıkıntılar çektiğimizi aklımızdan çıkarmamaya, düşmanlarımızın niyetlerinin değişmediğini, tarih boyunca en ufak sallantıda bizlere acımasızca nasıl saldırdıklarını unutmayarak kendimizi koruma altına almaya çalışıyoruz.

Milletimize bu bilinci aşılayarak da toplumsal rehavete düşülmesini engellemeye çalışıyoruz. Geleceğimizi şekillendirirken bunların farkında olarak hareket etmeyi, kimsenin bizle kardeş olma niyetinde olmadığını, düştüğümüzde herkesin sırayla bize öldürene kadar tekme atacağını belletmeye uğraşıyoruz.

Bazılarının “Rumlarla şöyle dosttuk, Ermenilerle böyle kız alıp verdik, yüz yıllarca Sarı Gelin türküleri söyleyip mutlu mesut yaşadık, Kürtlerle bin yıldır kardeşiz, Arnavutlarla, Araplarla Çanakkale’de beraber savaştık, insanlar el ele tutuşsa birlik olsa uzasa sonsuza” gibi kişide milli uyuşukluğa sebep olacak söylemlerine karşı biz her daim “milliyetçilik bir savunma mekanizmasıdır, savunmamızı yok ettiğimiz an tepemize binerler” dedik.

Ülkenin yarısının AKP’ye destek olması meselesine gelince. Toplum, ferdin kitle halidir. Kişi cahildir, okur bilgin olur. Depresyondadır, meşgale bulur düzelir. Hastadır, tedavi görür iyileşir.

Biz toplumumuzun hasta olduğuna, milli bilinç tedavisi gördüğü takdirde iyileşeceğine inanıyoruz. Hiç kimse zature oldu diye anasını, babasını, kardeşini, çocuğunu ölüme terketmez. Onu iyileştirmek için uğraşır. Bizim çabamız da bundan ibarettir.

Tedavi yöntemini biliyorken atalarımızın emaneti olan vatanımızı, milletimizi, devletimizi mikropların eline teslim edip bir kenara çekilerek bizim için kan dökmekten bir an bile tereddüt etmemiş geçmişimizin bedduasını almayı kendimize yediremiyoruz.

Tanrı bundan hoşnut olmayacaktır. Çünkü kutsal kitabında bile “önce akrabaya yardım” diyor. Birde akrabaya yardım derken onun dininden bahsetmiyor. Akrabanız “Müslüman” değilse yardım etmeyin demiyor. Birilerinin haberi olsun…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone