‘Gelişim’ ile Aldatanlar!

KemalOnalir

Türkiye’de bir grup insan, gelişmişliğin göstergesinin ayarıyla oynamıştır. Yol, köprü, fındık ihracat rakamları, gayrisafi milli hâsıla gibi argümanları öne sürerek, bunların artması ve yükselmesinin gelişim olduğunu millete kabul ettirdiler.

Bu algının yıkılması şarttır. Çünkü bunlar gelişimin göstergesi değildir. Yahut bunların yükseliyor olması gelişmişliği ispat etmez.

Gelişim doğal bir olgudur. Her daim ilerleyerek var olmuştur. Dağın başına bir avuç ağaç tohumu saçın, bir süre sonra fidanlar yeşerecektir. Bu doğanın kanunudur. Fakat bir süre sonra fidanların bakımları yapılmazsa şekilleri bozulacak, meyve vermeyecek en sonunda da kuruyacaklardır. İşte gelişim demek o bakımları yapmak demektir.

Yol, köprü yapıp üzerinden ticaret yapamıyorsanız gelişmiyorsunuzdur. Rekor miktarda fındık satarken, pazarınızdan yabancı fındık ürünlerini (çikolata vb.) silemiyorsanız gelişmiyorsunuz demektir.

Gayri safi milli hasılanın inşaat ve ham madde satışıyla 10 bin dolar sınırına getirilebileceğini fakat bu rakamın üzerine çıkamayacağını daha önce yazmıştım. Son verilere göre GSMH kişi başına 9 bin küsur dolar olmuş. İşte gelişim bu rakamın üzerine çıkmaktır.

Çünkü 10 bin dolar, gelişmiş ülkelerle-gelişmemiş ülkeler arasındaki sınırdır. Bu sınıra yaklaşanlar gelişmekte olan ülkelerdir. Sınırı atlayabilmek adına gelişmiş ülkelerle yarışır hale gelmek gerekir.

Türkiye dağ başına saçılmış tohumlardan yeşermiş fidandır. Yani doğal sürecini yaşamaktadır. Bu gelişim hükümetin kerameti değil dünyanın seyrinin getirisidir. Hükümetin yaptığı, bu doğal seyri kendi lehine reklam etmekten başka bir şey değildir.

Yurt dışından sipariş edilmiş tramvayların üzerine, koca koca harflerle ‘%100 YERLİ’ hemen altına küçücük puntoyla ‘tasarım’ yazmak, milleti aldatmaktan başka bir şey değildir. Üstelik sadece ‘TASARIM’ kısmı yerli olan o aletlerin, ‘TASARIM’ kısmı bile tam manasıyla yerli değildir. %100 yerli demek, o aletlerin çiziminin yapıldığı programların bile ‘milli’ olması gerekir demektir.

Türkiye mevcut durumdan kurtulmak için etraflı, tutarlı, sağlıklı, istikrarı sağlayacak bir kalkınma programı yapmalı ve uygulamalıdır. Aksi halde mevcut durumunu bile koruyamayacaktır. Nitekim birçok ekonomi uzmanı, milleti aldatmak adına yüklenilen sektörlerin çökeceğini öngörüyor.

Böyle bir durumda Türkiye’nin her iktidarının bir sonraki nesle enkaz bırakması teamülü bozulmamış olacak. Aldanan hükümet, milleti de aldatmaktan geri durmamış olacaktır.

Kimse kimseyi kandırmasın. Türkiye doğal gelişimini yaşayan bir ülkedir. Yapılan yatırımlar, atılan adımlar bu tespitin aksini göstermemektedir. Yol, köprü, otogar, havaalanı yapmak süper güç olma alameti değildir.

Bilgi çağında yaşıyoruz. Hepimiz internet kullanıyoruz. Hakkını verelim ve biraz olsun araştıralım. Milleti, ‘Ya Allah Bismillah’ çekerek yaptığı toplu açılışlarla kandıranların rant kapılarını açtıklarını, rüşvet kurdelelerini kestiklerini iyi bilelim.

Gözümüze sokarcasına, zekamızla dalga geçercesine yazılan uydurmaları değil, satır aralarını okuyun. En azından bahsedilen büyümenin veya gelişmenin biçimine hâkim olun.

Hükümetten yaptığı yola ticaret ağı sağlamasını, kurduğu köprüden ülkeye gelir getirecek malların ihraç edilmesini talep edin. Bilgi teknolojisi sanayiinin kurulmasını isteyin.

‘Öküzlere tapan Hindular Mars’ın yörüngesine uydu gönderiyor da biz neden bakıyoruz?’, ‘Bu ülke iki tane tasarım programı yazacak, yazılım mühendislerini neden yetiştiremiyor?’ gibi sorular sorun.

 

Unutmayın, kandırılan siz değilsiniz, yedi kuşak torunlarınız.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone