Gök Alp

KemalOnalir

Vefatının 92. yılında Mehmet Ziya Gök Alp ile alakalı bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu yazıda onun hakkında yanlış bildiklerinizi de bulabileceksiniz.

Öncelikle Türkçüleri tanıtırken eksik bilgiler veriyoruz. Bir Türkçünün en önemli sıfatı Türkçü olmasıdır fakat bunun yanında farklı sıfatları da vardır. Birçok Türkçü tanıtılırken bu hata yapılıyor.

Atsız’dan bahsederken sayılması gereken sıfatların yarısı unutuluyor. Atsız; fikir adamı, edebiyat tarihçisi, tarihçi, şair, romancı, teşkilatçı ve arşivcidir. Bunlardan birini atlamak, Atsız’ı eksik ve kısmen de olsa yanlış tanıtmaktır.

Gök Alp içinde durum böyledir. Gök Alp, fikir adamı, sosyolog, edebiyatçı, şair, tarihçi, teşkilatçı ve cumhuriyetçidir. Tek tek inceleyelim.

Gök Alp, fikir adamı olarak Türkçüdür. Türkçülüğü Esasları isimli, ilk sistemli Türkçülük kitabının yazarıdır. Bunun yanında Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak gibi Türkçülüğün Esasları’nda açıkladığı programı destekleyen eserleri vardır.

Gök Alp’in sosyoloji görüşleri, Emile Durkheim’dan alınmadır. Yahudi asıllı Fransız olan Durkheim’ın sistematiğini ve yargılarını Osmanlı milletleri üzerinde tatbik etmiştir. Tam manasıyla sosyolog olmadığını da belirtmek gerekir. Bu durum Gök Alp’i küçültmez.

Edebiyat konusunda ‘Milli Edebiyat’ akımının kurucularından ve ‘Dilde Sadeleşme’ hareketinin öncülerindendir. Genç Kalemler, Türk Yurdu, Küçük Mecmua vd. yayınlarında bu iki akımın örneklerini yayınlamıştır.

Milli Edebiyat başlığı altında incelenebilecek birçok şiirin şairidir. Bunların bazıları Türkçüler için slogan olacak kadar önemli şiirlerdir. Hatta Asker Duası isimli şiiri bugün Siyasal İslamcıların marşı olmuştur, denilebilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, zamanında bu şiiri okuduğu için hapis yatmıştır. Bundan başka ‘Turan’ isimli yapıtı yıllardır Türkçülerin severek okuduğu bir şiirdir.

Gök Alp, tarih alanında Fransız kaynaklarını kullanarak, İslamiyet Öncesi Türk Tarihi üzerinde çalışmıştır. Kültür ve din alanında yoğunlaşan çalışmaları vardır. Malta Sürgünü yıllarında verdiği konferanslarda ağırlıklı olarak bu konuları işlemiştir.

Yusuf Akçura’nın İstanbul’a gelmesiyle beraber başlayan Türkçü Teşkilatlanma hareketi içinde Gök Alp her daim bulunmuştur. Türk Derneği, Türk Ocağı gibi yapıların yönetiminde vardır. Milli Mücadelenin; İşgale karşı teşkilatlanma olduğunu söylemek yanlış değildir. Gök Alp Malta dönüşünde derhal Ankara’ya gitmiş ve bu teşkilatlanmanın da içinde yer almıştır.

Son olarak Gök Alp, Cumhuriyet yanlısıdır. Bu durum, dönemin aydınlarının hemen hepsinde vardır. Sultan II. Abdülhamid’in tezgâhından geçmiş olan aydınlar, Fransa örneğinden yola çıkarak, bir takım inkılap hareketlerinin Osmanlı Devleti içinde uygulanmasına taraftar olmuşlardır.

Nitekim Cumhuriyetin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk; ‘Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, heyecanlarımın babası Namık Kemal, fikirlerimin babası Ziya Gök Alp’tir’ demiştir.

Bunların yanında Gök Alp’i tam manasıyla anlamak için özel hayatına da bakmak gerekir. Gök Alp Diyarbakırlıdır. Bu durum kendisinin Türk olmadığı iddialarını beraberinde getirmiştir. Kendisi bu iddialara gayet net bir şekilde cevap vermiş olsa da burada bazı hususlardan bahsetmek gerekir.

Öncelikle Diyarbakır, bundan 50 yıl önce İstanbul’dan sonra Türkçenin en güzel konuşulduğu yerdir. Bunun ispatı 50 yıl önce Diyarbakır’da bulunanlar ve dönemin yayınlarıdır. Diyarbakır, sistemli bir biçimde Türklerden arındırılmıştır. Terör, işsizlik, tarımsal sıkıntılar bahane edilerek, birçok Türkmen ailesi batı illerine yerleştirilmiştir.

Bundan başka, Türkçenin en önemli eserlerinden olan, Dîvânu Lugati’t Türk, bu şehirde Ali Emiri tarafından bulunmuş ve Türk kütüphanelerine kazandırılmıştır. Büyük Türk aydınlarından olan Ali Emiri Bey, kütüphanesi için uçuk fiyatlar teklif eden yabancılara red cevabı verip, kişisel kütüphanesini ‘millete’ bağışlayarak, ‘Millet Kütüphanesi’ adıyla istifadeye sunmuştur.

Bütün örnekler gösteriyor ki; Diyarbakır, kültürlü bir Türk şehridir. Gök Alp ve Ali Emiri gibi nice Türk aydınını bağrından çıkartmıştır.

Gök Alp, ailesinin yanındayken aldığı Medrese eğitimi ve daha sonra okuduğu felsefe kitaplarının çatışan bilgileri yüzünden bunalıma girmiş ve intihar etmiştir. Tabancayla başına ateş etmek suretiyle kendi canına kıymak isteyen Gök Alp başarılı olamamış, uzun süren bir ameliyatla tekrar hayata döndürülmüştür. Bu hayata dönmek meselesi ilerleyen yıllarının acılar içinde geçmesine sebep olmuştur. Kurşun çıkartılamamış ve günden güne başının içine doğru ilerlemeyi sürdürmüştür. Bu dayanılmaz ağırlar 25 Ekim 1924 tarihindeki ölümü ile son bulmuştur.

Gök Alp, Vecihe hanım ile evlenmiş, Sedat, Seniha, Hürriyet ve Türkan isimlerinde 4 çocukları olmuştur.

Türkçülüğün ‘Fikir Babası’ olmasa da en büyük işçilerinden olan Ziya Gök Alp’i ölümünün sene-i devriyesinde saygı ve hürmetle anıyoruz. Fikirleri üzerinde çalışmaya, şiirleriyle mücadele azmimizi tazelemeye devam ediyoruz.

Tanrı katındaki yeri, daim olsun.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone