GS ve FB’nin Timur’a Uzanan Kökenleri

YusufDuzgoren

İstanbul takımlarından Galatasaray ve Fenerbahçe’nin ezeli rekabetinin, daha doğrusu rekabet bilincinin oluşmasının sebebi Başbuğ Emir Timur’dur.

Timur 1402 Ankara Savaşı’nda tamamen süvari birliklerinden oluşan ordusuyla, Bizans tipi piyade ağırlıklı Osmanlı ordusunu Ankara-Tokat-Sivas hattında dört döndürmüş, peşinden koşturarak iyice yormuş ve su kaynaklarına uzak olduğu bir esnada kendi komutasındaki, Mahmud Han’ın komutasındaki ve Esen Buka’nın komutasındaki birliklerle üç koldan Yıldırım Bayezid’in ordusuna saldırmış ve kısa sürede Osmanlı ordusunu tarumar etmiş, Bayezid’i esir almıştır.

Doğu Türklerinin Batı Türkleri karşısındaki bu ezici galibiyetinden yıllar sonra tahta geçen Sultan Bayezid’in küçük oğlu Çelebi Mehmet, Timur’un ordu yapısından büyük bir ders çıkarmış ve Amasya’da süvari birlikleri oluşturarak onları eğitmiş. Süvarileri ikiye ayıran büyük başbuğlarımızdan Çelebi Mehmet, bir grup süvariyi kendi adına, diğer grubu da oğlu Sultan Murat adına eğitmiş.

Amasya’nın bamyası, Merzifon’un lahanası meşhur olduğu için Çelebi Mehmet’in takımına Bamyacılar, Sultan Murat’ın takımına da Lahanacılar denmiş. Bu iki takım savaş idmanı olsun diye kendi aralarında belirli zamanlarda cirit, ok, güreş, mızrak ve labut atma yarışmaları yaparlarmış.

Başkent İstanbul olduktan sonra da bu yarışmalar Topkapı Sarayına taşınmış ve daha da profesyonel bir hal almış, kırmızı ve yeşil formalar dahi giyilmiş. Padişahı hoş tutmak, güçlerini sergileyerek ordu içerisinde yüksek makamlar elde etmek için rekabetçi bir çabayla güzel müsabakalar gerçekleşmiş.

Bayramların üçüncü günlerinde, şehzade sünnetlerinde, hanedanın düğün eğlencelerinde halka açık alanlarda gerçekleşen bu müsabakalara ilgi ve katılım oldukça yüksek olurmuş. Padişahlarında tuttukları takımı desteklemesi hatta III. Selim’in ciddi bir lahana fanatiği olması ise bu müsabakaları daha da eğlenceli kılarmış. II. Mahmut Bamyacılar Ocağı anısına Topkapı Sarayının bahçesine anıt diktirmiş, III. Selim de Lahanacılar adına sempatik bir şiir kaleme almış. Şiirin aslı şöyledir:

Mevsim-i dey’de çıkar meydana çün er lahana
Havf etmez berdden, çün merd-i server lahana
Gürz-i Keykaavûs’a benzer gerçi şekl ü heybeti
Can verir insana çün berk-i gül-i ter lahana
Bamya gibi dizilmez, yüzbini bir rişteye
Sanki arslandır ki gerdûneyle gezer lahana
Ansız olmazmış, bilindi; hiç bir zevk u sûrur
Sohbet-i helvâ olur mu, olmasa ger lahana
Yazsa İlhami sezâdır her ne denli medhini
Lahana’cım,
lahana’cım,
lahana’cım,
lahana!…

Günümüzde Galatasaray-Fenerbahçe rekabet kültürünün temelleri işte bu Lahanacılar ve Bamyacılarla atılmıştır. Gönül isterdi ki futbola gösterdiğimiz ilgiyi o zamanlardaki gibi okçuluğa, cirite, güreşe, biniciliğe de gösterseydik. Maalesef, bu alanlarda nice başarılar gösteren, madalyalar ve birincilikler kazanan sporcularımızın isimlerini haberlerde bile duyamıyoruz.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone