Güney Azerbaycan’dan Mektup Var!

YusufDuzgoren

Güney Azerbaycan Türklerinden bir kardeşim dün bana ulaştı. Oradaki iki Türk milliyetçisi soydaşımızın (fotoğrafları aşağıda) Doğu Türkistan’la ve Türkçülük ile ilgili faaliyetlerinden dolayı şu an çektiği acıları anlattı. Buyrun okuyalım:

“Günlerdir İran’daki (Güney Azerbaycan) Türklerin durumuyla alakalı ürpertici haberler gelmekte. Milliyetçi mahkumlar açlık grevine başladılar. Hükümet ise bu eylemi tutukluları sürdürerek susturmaya çalışıyor. Son günlerde Güney Azerbaycan’daki Tebriz şehrinin merkez cezaevinde Türk milliyetçisi olduğu ve Türkçü eylemler gerçekleştirdiği için tutuklu olan iki soydaşımız İran istihbaratın uyguladığı baskılara itiraz olarak açlık grevine başladılar.

Geçen sene Uygur Türk’lerini savunmak adına İran’ın yakın müttefiki olan Çin’i protesto eden Tebrizli Türkçülerden “Resul Rezevi” İran İstihbarat kuvveleri tarafından göz altına alınarak nihayetinde İran İslam Devrim Mahkemesi kararı sonucunda 1 yıl hapis cezasına mahkum oldu.

Resul Rezevi daha öncede bölgede çevre buhranıyla karşı karşıya olan Urmu Gölü için İran hükümetinin kötü yönetimini protesto ederek göz altına alınmış ve 1 sene boyunca hapiste yatmıştır. 2 Çocuk babası olan Rezevi, hapis cezasının sona ermesine rağmen kanunsuz bir şekilde tutukluluk halinin devam etmesinden dolayı 3 Ekim’den bu yana açlık grevine başlamıştır.

Bir diğer Türkçü soydaşımız “Murteza Muradpur” ise başka bir davada İran İslam Devrim Mahkemesi tarafından toplam 3 sene hapis cezasına mahkum olmuştur. Murteza Muradpur’da aynı şekilde Tebriz Merkezi Cezaevinde saklanıyordu. Güney Azerbaycanlı genç soydaşımız ise İran İslam Ceza Kanun’un 134. maddesi gereğince serbest bırakılmasını iddia etmektedir. Ancak İran istihbaratından gelen baskılar neticesinde hakkında yeni bir dava açılmış ve mahkumiyetinin devam etmesine karar verilmiştir.

Murteza Muradpur, Türklere yapılan bu haksız zulmü protesto etmek ve Türkiye ve Azerbaycan devletlerinin Güney Azerbaycan’daki Türkleri artık dikkate almaları için 25 Ekim’den itibaren açlık grevine başlamıştır.

En ufak itiraza özellikle Türklerin yoğunlukta olduğu bölgelerde oldukça sert tedbirler alan İran hükümeti sonunda bahsettiğimiz tutuklu soydaşlarımızı Tebriz Cezaevi’nden İran’ın başkenti yakınlarındaki Kerec şehrinde bulunan «Nedamatgah-e Karac» Cazaevi’ne nakletmiştir.

Dünya Af Örgütü (Amnesty İnternational) 15 Kasım 2016 da yayımladığı beyanatta Resul Rezevi, Murteza Muradpu ve açlık grevinde olan diğer 6 siyasi mahkumu, vicdan mahkumu olarak adlandırarak derhal koşulsuz şartsız serbest bırakılmalarını İran İslam Cumhuriyeti’nden istemiştir.

Dünya Af Örgütü bu açıklamada açlık grevinde olan mahkumların sağlık durumlarının çok kötü olduğunu ve hayati tehlikelerinin gittikçe arttığını belirterek acil müdahale çağrısında bulunmuştur. İran’da Türk milliyetçiler diğer etnik gurupların aksine (Kürt, Beluç vs) hiçbir şekilde şiddete meyilli eylem ve benzeri faaliyetlerde bulunmamışlardır.

İran’da Türk soylu vatandaşların nüfusu 30 milyonu aşkın olmakla birlikte isteklerini sivil ve barışçıl yollardan talep ettikleri için reformcu muhalif guruplar tarafından İran’da etnik meselelerinin çözümünde dikkatle takip edilmektedir. İran Nüfusunun neredeyse yarısını kapsayan Türkler ana dilde eğitim hakkı gibi talepleri bile muhafazakâr Fars milliyetçiler tarafından şiddetle karşılık görmektedir.”

***

Binlerce yıllık Türk yurdu olan Güney Azerbaycan topraklarında soydaşlarımızın hali içler acısıdır. Azerbaycan’dan fazla Türk nüfusunun bulunduğu bu topraklar İran kontrolünde olup hiç bir şekilde Türklük ile ilgili bir faaliyete izin verilmemektedir.

Türkler kendi öz yurtlarında üvey evlat muamelesi görmekte ve Türkiye, Azerbaycan devletleri burunlarının dibindeki bu acıya adeta kulak tıkamaktadırlar. Güney Azerbaycan’daki soydaşlarımızın Azerbaycan ve Türkiye sevgisini her ortamda dile getirmeleri, bizlerden medet ummaları ve hala umutlarını kaybetmemiş olmaları kardeşlik bağlarının ne derece kuvvetli olduğunun bir göstergesidir. Halbuki onlar İran içerisinde milliyetlerini bir kenara bırakarak gayet rahat yaşayabilirlerdi. Ama onlar Türklük bilinçlerini her daim canlı tuttular. Baskı ve şiddete rağmen Bozkurt yapan parmakları hiç bir zaman yere inmedi.

Irak ve Suriye’deki Türkmenlere yıllarca kulağımızı tıkadık, yaşadıkları zulümleri görmezden geldik. Türklük için, Türk milliyetçiliği için, zulmü duyurabilmek için şu an ölümle pençeleşen soydaşlarımızı en azından biz görmezden gelmeyelim.

Zulüm gören Türk olunca bütün dünya tepkisiz kalıyor, adeta üç maymunu oynuyor. En azından “biz Türkler” kendimize yapılanları görmezden gelmeyelim, bunu duyuralım. O kardeşlerimizi kurtaramasak bile kinimizi diri tutmuş oluruz, milliyetimize yöneltilen tehditlerin farkında olmuş oluruz.

Tanrı esir Türk yurtlarının azadlığını bizlere göstersin…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone