Günü Değil Geleceği Kurtar

Rasim-Topcuoglu

Toplumsal yapı; nüfus, çevre, yerleşim, ekonomi, sosyal sınıflar, siyaset, hukuk, aile ve din gibi kurucu unsurlar arasında sürekli ve örgütlenmiş ilişkiler sistemini içermektedir.

Ekonomik yapıdaki değişimler, sosyal ve siyasal yapıdaki değişiklikleri de beraberinde getirmektedir.

Bir ülkenin yükselmesi, kalkınması ülkenin üç yapısının(Ekonomik, Sosyal, Siyasi) sağlam ve istikrarlı olmasına bağlıdır. Bu yapılardan en az ikisi sağlam şekilde ilerleme kaydederse üçüncüsünü de dolaylı yoldan etkileyerek ileri taşır ve ülke ileri giderken en az ikisinde yaşanan sıkıntılar ya da bozukluklar iyi giden üçüncüyü de aralarına çekerek ülkeyi geri götürecektir.

Ekonomik, sosyal ve siyasi yapıda tıkanmaların önlenmesi için yapısal reformlar gereklidir. Yapılacak reformlar yerine günü kurtarma adına yapılacak olan revizyonlar gelecek için daha kötü sonuçlar doğurabilir. Yapılacak revizyonlara örnek göstermek gerekirse; borçları ertelemeyi, istikrar tedbirleri almayı sayabiliriz. Geçici bir ferahlama sağlayan bu unsurlar, gelecek için tünelin sonunda bulunan ışığı yok edecektir.

Aristo ‘’Yoksulluk, suç ve baş kaldırının başlıca nedenidir.’’ demiştir. Bu üç yapıyı birbirine bağladığımız zaman bu sözü şöyle aktarabiliriz: Ekonomik yapının bozulması, yoksulluğu doğuracaktır. Yoksulluk sosyal yapıyı bozacak ve baş kaldırıya varan hadiseler gerçekleşecektir. Bu da siyasi yapıyı etkileyecek ve sağlamlığını sarsacaktır. -Siyasi yapıyı sadece siyasi partiler olarak ele almamak gerekir.-

Genel hatlarıyla toplumsal yapıdan bahsederken Ziya Gökalp’in Türkçülüğün programını ayırdığı sekiz maddeyi de gözden geçirmeliyiz.

1- Dilde Türkçülük
2- Bediî Türkçülük
3- Ahlâki Türkçülük
4- Hukuki Türkçülük
5- Dini Türkçülük
6- İktisadi Türkçülük
7- Siyasi Türkçülük
8- Felsefi Türkçülük

Bu sekiz maddenin birbirine bağlı şekilde ilerlemesi gerekir. Şöyle bir örnek verelim;

İktisadi anlamda Türkçü bir toplumda cemiyetlerin yardımlar topladığı dayanışmaya dayalı bir ekonomi anlayışı hakimken hukuk, siyasi durum, ahlâk yapısı bunları etkileyecektir. Hırsızların olduğu, yolsuzluğun ‘’yağmur’’ gibi yağdığı bir ülkede bu cemiyet anlayışı hakim olmayacaktır. Fakat Türkçü bir hukuk yapısı, siyasi sahne, ahlâki ortam olursa işte bu maddeler birbirini destekler nitelikte gelişecek ve ülkeyi ileriye taşıyacaktır.

Milletimiz, bireycilikten uzak durup toplumcu bir yaklaşıma tam anlamıyla destek çıktığında belki bazı dönemleri yoksullukla geçirecektir. Refahı bugün azalacaktır fakat gelecek için bir umut ışığı yaratacaktır. Revizyon değil reform uygulanacaktır. “Devlet, millet el ele” sloganları sadece siyasi amaçlar doğrultusunda değil ekonomi ve gelecek adına atılacak adımlarda da olmalıdır.

Yolbaşçımız Atsız, Milli İktisat adlı makalesinde:

‘’Boş midelerimize yumruk basarak çarpışmasını, yedi iklimde deneyerek kaşarlanmış bir milletiz. Ot yiyecek, yağ yakacak, çuval giyecek fakat yine ölmeyecek, yine hürriyetimizi ve istiklalimizi kaptırmayacak ve kurtarıp yaşatacağız. Bütün bunlar hür ve müstakil Türkiye uğruna ve onun için… ‘’

diyerek bize yapmamız gerekenleri göstermiştir.

Biz Türkçülere düşen görev; bugünü değil, yarını düşünmek olacaktır.

Bugün için oluşan dünya şartlarında Turan’ın hemen kurulamayacağının farkında olan bizler, yarın Turan’ın kurulacağına, bu zeminin oluşacağına gönülden inanıyoruz. O yüzden o günler yaklaştığında, yarının Türkçülerini bu temel sorunlarla uğraştırmamak adına bugünü düşünmeyeceğiz. Yarın için çalışıp yarına şekil vereceğiz.

Tanrı Türk’ü Korusun.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone