Halk 30 Ağustos’ta Travmadaymış

CanerKara

Millî Savunma Bakanı makamında oturan Fikri Işık, 30 Ağustos törenlerinin yapılmayacağını duyurmuş…

4RiVIq-9
Gerekçesini soran sunucuya “Türkiye olağan üstü bir süreci yaşıyor. Bir darbe girişimini hep beraber yaşadık. Şimdi halkı içerisinde bu koku varken, hâlâ bu travma geçmemişken, yok efendim geçit töreni yapacağız, şu-bu şeyler bana göre gerekli değil.” demiş.
15 Temmuz’dan beri, 15 yıllık acayipliklerinin hepsini “darbe” bahanesinin arkasına saklayan AKP’lilere, Fikri Işık da katılmış. 15 yıldır, başörtüsü meselesini ve oradan hareketle toplumun maneviyatını sömüre sömüre semiren AKP örgütü, kendisine çok elverişli, çok kullanışlı, tam dişlerine göre yeni bir bahane bulmuş oldu.
15 Temmuz’dan beri sokaklarda korna çalan, zikir çeken, çekirdek yiyerek çılgınlar gibi eğlenen halk, sıra 30 Ağustos’a gelince travmaya giriyor, bunalıma dalıyor, psikolojisi bozuluyor.

AKP örgütünün, tıpkı ağlayarak ağlatmak adeti gibi, başka bir adeti daha var:
Fikri Işık, açıkça 30 Ağustos törenlerinin yapılmayacağını söyledi ve “bana göre gerekli değil” dedi ama AKP örgütünde adet olduğu üzere, o sözünden de döndü.

“Ben öyle demedim. Askerî araçlar gösteri yapamayacak dedim” diyerek kendi sözlerini tevil etti ama yine “travma” bahanesine sığınmayı da ihmâl etmedi.

İlk açıklamasında “bana göre” diyerek devlet anlayışlarını açığa vurmaktan pişman olmuş olacak ki; ikinci açıklamasında “ onu hükümet değerlendirecek” diyerek yeni bir tevil geliştirdi.
Fetullahçı darbe girişimine karşı, tavır yoksunu muhalefetin de tam desteğini arkasına alan iktidar cephesi, OHAL uygulamasını da her türlü muhalefeti imha etmek için kullanmaktan çekinmeyecektir.

Fetullahçı” yaftası yapıştırılması mümkün olmayan Türkçülere, sosyal medya paylaşımlarını didikleyen fırsatçılar “suçu ve suçluyu övmek” ya da “toplumu kin ve nefrete teşvik etmek” bahaneleriyle soruşturma açmaya, ifadeye çağırmaya başladı.

Türkçü dediysem, darbe girişimi gecesinden beri ne yapacağını bilmeyen, tatlı su kurnazı gibi sessizce derine doğru çekline, açık ve net tavır koyma duygusunu hayatında tatmamış, müşteri her zaman haklıdır zihniyetiyle pazarlamacılıktan öteye geçememiş, eğilip bükülmekten belinde derman kalmamış haysiyet, namus, şeref yoksunu palavracıları kastetmiyorum. Şerefli vatan evlatlarından bahsediyorum.

Bakın!

Bu darbe girişimden sonra 3.000’den fazla hâkim ve savcı açığa alındı. Mal varlıklarına el konulması konuşulurken, diğer yandan da henüz bitmiş olmadıkları ve ikinci bir dalgayla da geriye kalanların açığa alınması gerektiği yönünde haberler görüyoruz. Elimizden geldiğince duyurmaya, göstermeye çalıştık, bu zamana kadar yargılandığımız, sorgulandığımız davaların hepsinin savcısı, hakimi, polis müdürü hatta evlerimizi basan amiri-memuru bu darbe girişiminden sonra açığa alınmış, Fetullah bağlantısı sebebiyle ya tutuklanmış ya kovulmuş…
Bunlar eliyle aldığımız cezalar, çektiğimiz sıkıntılar bitmemişken, şimdi de bunlara karşı mücadele ettiğini söyleyenlerin, bunların darbe girişimini bahane edenlerin şirretlikleri başladı.

-Ne olmalıydı?
Fetullah cemaati başta olmak üzere, her türlü cemaatin, bu AKP örgütü devrinde devlete nüfuz ettiği, bu gücü, tam da bu devirde ele geçirdiğini aptal olan, kör olan, zekâ sorunu olan bile görebilir.

Yahu kardeşim!
Bir mahalleye gece bekçisi koyun. O mahallede üst üste iki kere hırsızlık olsa, bekçinin yakasına yapışmaz mısınız?
Bir bankanın parası çalınsa, o paranın güvenliğinden sorumlu adama “hayırdır” diye sormaz mısınız?
Sınırından kaçakçı geçen bir ilçede, o sınırdan sorumlu olan askere hesap sormaz mısınız?

Bu devletin başına getirdiğiniz ya da bir şekilde oraya gelmiş hükümet, bu darbe girişiminin mağduru değil sorumlusudur.

Bu devletin işleyişinden, güvenliğinden, emniyetinden, kurumların düzeninden, disiplininden Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başındakiler mi sorumlu?
Bu sorumluluk makamında bulunduğu halde, hesap vermek, sorumluluk almak, şerefiyle istifa etmek, milletten özür dilemek bir yana, bir de utanmadan, sıkılmadan, yüzü kızarmadan mağdur edebiyatı yapmak, suçlu olduğu meseleden, suçüstü yakalandığı halde kâr etmeye çalışmak, AKP örgütüne yakışır derece mide bulandırıcı, tiksindirici bir pişkinlik, arsızlık örneğidir.

Memleketin tek eksiği, başarısız darbe girişimiymiş belliki…

Toplu taşıma ücretsiz, meydanlarda bedava yemek dağıtılıyor, operatörler bedava kontür savuruyor, belediye ihalelerinde yolsuzluk yapılacağı zaman bir gün önceden duyuyoruz, ajan gazeteciler tutuklanıyor, ömrümüzden ömür çalmış savcılar, valiler paketleniyor, AKP örgütü genel merkezine Atatürk fotoğrafı asmış…

Benzine ikinci defa indirim gelmiş.

Türklüğe garezle büyümüş olan takiyyeciler, yeni takiyyelerini “Türkiyem” eşliğinde sergiliyor.

Askerliğin kısalacağına dair de bir haber var.

Aylık maaş üzerinden hesaplayarak bedelli parası ödeyen Levanten milliyetçiler zarar etmiş oldu.

Bir başarısız darbe girişimi daha olsa, ekmek de bedava olacak neredeyse…

Bu şartlarda, Millî Savunma Bakanı makamında oturan şahıs, çıkıp 30 Ağustos kutlamalarının, travma nedeniyle yapılmayacağını söylüyor. Madem bu derece travmalı bir toplum bu, bunun sorumlusu, suçlusu kimdir? Nasrettin Hoca fıkrası gibi, suçu hırsıza atıp kurtulmak mıdır devlet yönetmek?

Ne olmalıydı?” diye sorduk; cevaplayalım:

Bu darbe girişimin sorumlusu olan örgüt tutuklanıp vatandaşlıktan atılmalı, bunlar olurken göz yuman yol veren, ne istedilerse veren iktidar sahipleri de istifa etmeliydiler. Yüzde 4 farkla referandum kaybedince istifa eden İngiliz başbakanı kadar devlet terbiyesi göstermeliydiler.

AKP örgütünün ve Fetullah çetesinin elinden, mazlum Türk devletinin imkânları alındığında, bunların sokak savaşı yapması bir tarafa, birbirlerine kötü söz söylemesi bile mümkün değildir.
Milletin dişinden, tırnağından, çocuğunun kursağından arttırarak devlete verdikleri üzerinde kavga yapmak ve o kavgayı tribünden seyretmek, bunlar eliyle bir neslin daha yok edilmesi, bir kuşağın daha işleyemez hale getirilmesi, bu zamanın satılmışları tarafından değil ama geleceğin şerefli tarihçileri tarafından analiz edilecek olan gerçektir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone