Halkların Demokratik Amerika’sı

YusufDuzgoren

Demokratlar dünyanın çivisini çıkarmaya, düzeni bozmaya en meyilli topluluklar olduğunu bir kez daha gösterdi. Öncelikle “demokrat” kelimesinin anlamına, demokratların inandığı değerlere bakalım, sonra bunları örneklendirerek sonuca varalım.

Demokrat, demokrasi yanlısı kişilere denir. Yani herkesin eşitliğini savunan, kişiler ve kitleler arası ayrımın olmadığı, herkesin eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğu, tüm bireylerin ve grupların düşüncelerini özgürce ifade ettiği, faaliyetler yaptığı bir yönetim sistemini benimseyen kişilere veya topluluklara “demokrat” denir.

Günümüz dünyasında bunun en şiddetli savunucusu ABD‘dir. Diktatörler tarafından yönetilen ülkeleri demokratikleştirme adına dünyanın parasını harcamıştır, savaşlar çıkarmıştır, askerlerinin bu uğurda ölmesini bile göze almıştır (tabi canım kesin öyledir).

Türkiye’de de bu isimle kurulmuş (güya) hard-core demokrasiyi savunan bir kaç parti vardır. Bunlardan bir tanesi Adnan Menderes’in “Demokrat Parti”si, diğeri ise Kürtlerin “Halkların Demokratik Partisi”dir. Birde Ecevit’in kurduğu “Demokratik Sol Parti” vardır. Bu en önemlilerinden sadece üçüdür.

Demokrat Parti zamanında İsmet İnönü doğru düzgün miting bile yapamamış, görüşlerini halkla paylaşamamış, basına sansür uygulanmış, telefonlar dinlenmiş, CHP müthiş baskı altına alınmıştır. Demokrasiyi parti isimleri yapacak kadar benimseyen güruh ülkede tam manasıyla diktatörlük rejimini uygulamış, demokratik hiç bir eylemde bulunulmasına fırsat vermemiştir.

Demokratik Sol Parti ise zaten kendi içinde çelişen bir partiydi. “Demokratik Sol“, yani solcuların demokratik partisi, yani solcu değilsen nah sana demokrasi. Demokrat adam her görüşe saygılıydı, her kesimden insanın hakkını savunurdu ya… Ama bu partiye isminden de anlaşıldığı üzere “solcu” değilsen giremezsin, kale alınmazsın, değer görmezsin. Nitekim, Merve Kavakçı‘ya yapılan müdahale bunun açık bir göstergesidir. (müdahaleyi sonuna kadar destekliyorum ama bunu biz yaparız, demokratlar saygı duymak zorundaydı).

Birde günümüzde hala ve maalesef varlığını sürdüren HDP var. “Halkların” yani sadece Kürtlerin değil, herkesin. “Demokratik Partisi” yani Türkiye’de yaşayan tüm halkların düşüncelerini rahatça ifade edebileceği, faaliyetlerini özgürce icra edebileceği, eşit hak ve özgürlüklerden yararlanabileceği bir parti. Ama ağızlarından hiç bir zaman “Kürtler Doğu’da beleş elektrik kullanıyor, Batı’daki Türklerde kullanmalı.” veya “Biz İstanbul’da, Bursa’da, İzmir’de rahat rahat miting yapabiliyoruz, seçmenimizle buluşabiliyoruz. Türklerde Diyarbakır’da, Hakkari’de miting yapabilmeli, onlara saldıran seçmenimize engel olacağız.” gibisinden demokratik söylemlerde bulunmadılar. Demokratik yaşamını savunduğu halkların demokrasiyle seçtiği hükümetin kararlarını her seferinde taşlarla, sopalarla, molotof kokteyleriyle protesto ettiler. Demokrasinin aldığı kararlara hiç bir zaman saygı duymadılar. (Bizde hükümete saygı duymuyoruz ama biz demokratik olduğumuzu beyan etmiyoruz aksine demokrasi karşıtı olduğumuzu her ortamda söylüyoruz.)

Hadi biz demokrasiyi daha oturtamadık, tabana indirgeyemedik, kafamız henüz buna basmıyor diyelim. Demokrasinin yılmaz bekçisi Amerika’da işler ne durumda? Halkın çoğunluğu tarafından, demokrasiyle seçilen bir Trump var. ABD’nin demokratik halkı neden buna saygı duymuyor, neden her yeri yakıp yıkıyor? Bunu yapanlar Demokrat Parti’nin seçmenleri yani çoğunluğun kararını en fazla savunan partiye gönül verenler. Aksi olsaydı Hillary seçilseydi, Trump taraftarı cumhuriyetçiler böyle gösteriler yapıp ortalığı yakıp yıkar mıydı? Bence yapmazlardı.

Yakında ABD sokaklarında “Here biji Hillary” diye slogan atarak polise molotof atarlarsa hiç şaşmayın. Baskı ve şiddet “demokratların” olmazsa olmazıdır. Bunlar her toplumda karaktersiz insanlardan oluşan grupları bünyesinde barındırır. Sözde herkese, her görüşe saygılıdırlar, çoğunluğa riayet ederler ama iş pratiğe gelince bunlardan faşisti, bunlardan diktatörü yoktur.

Kendine demokrat diyen ülkemizdeki “abazan” demokratlara bakın. Rasim Ozan gibi bir hödüğe karşı “demokratik hakkını” kullanarak Tayyip Erdoğan’ı eleştirebilir misin? Ahmet Hakan’ın karşısında PKK’yı bile savunabilirken, “demokratik hakkını” kullanarak ırkçılığı savunabilir misin?

İzin vermezler, konuşturmazlar çünkü onlar da bizim gibi demokrasiye inanmıyorlar, demokrasiye tahammül edemiyorlar, onların fikirlerini okşamadığın sürece sana saygı duymuyorlar. Buna rağmen kendilerine demokrat diyorlar. İşte bu yüzden samimiyetsiz, haysiyetsiz, onursuz ve ahlaksızlar.

Çok fazla konuya değindik. Yazının ana fikri neydi diye siz düşünmeden ben söyleyeyim: Kıçı başı ayrı oynayan adama “demokrat” denir. 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone