Hangi Türklük?

“Türkçülük, büyük Türkelinde, Türk uruğunun kayıtsız şartsız hakimiyeti ve bağımsızlığı ile Türklüğün her yönden bütün milletlerden ileri ve üstün olması ülküsüdür.”

Biz Türkçülerin sebebini çok erken kavradığımız bir gerçek var ki o da; yurdumuzda türeyen gayrı ciddi ve gayrı milli, akım ve ideolojilerin meşruiyetlerinin sağlanmasındaki yegâne temsil noktasının Türklük hassasiyeti olarak servis edilmesidir.

Oryantalistler; batı dünyasının fikir-sanat pazarında satılmaya layık gördükleri ürünleri doğu dünyasından alırlar, fakat bu ürünü olduğu gibi teşir etmek yerine batı fikrine ve zevkine uygun hale getirirler.

Memleketimizde gayrı milli ve gayrı ciddi akımların ve ideolojilerin, Türklük üzerindeki ticareti de oryantalistlerin tavrına benzer ve bu ticareti ortaya koymak gerekir.

Mevcut partilerin seçim dönemleri dışındaki süre zarfında satmaya çalıştıkları ‘Türklük’ elbette bir hedefi işaret ediyor.Ancak burada Türklükle doğrudan alakalı bir gerçeklik olmasından ziyade bir silah, oy sandığı  yani araç göze çarpıyor.Türklük hangi zümre olduğuna bakılmaksızın, hangi koşulda olursa olsun araç olarak kullanılamayacak bir kutsaldır.Bu hareketin en tehlikeli hali ise iktidar için Türklük vurgusu yapılmasıdır.Bunu elbette demokrasinin gereği olarak yaptıklarına şüphe yoktur, zira bir iş demokrasinin gereği olarak ve demokrasi sınırları içerisinde gerçekleştiriliyorsa orada namussuzluk aranmaz.(!)
Ya da bizim namus olarak öğrendiğimiz mefhum başka bir şey.

Hâşâ bu Türklük, Ötüken okurunun aklındaki Türklük değil; içi, yapay ideolojilerinin emrettiği şekle göre yeniden düzenlenmiş bir Türklüktür.
Bu yeniden düzenleme hareketinden nasibini alan yalnızca Türklük değil, onun son muzaffer başbuğu Mustafa Kemal Atatürk’tür de.

Türkçülüğü; İslamcılığa veya Neo-Osmanlıcılığa karşı alternatif görerek, muhabbet besliyormuş gibi hareket edenlere dikkat edilmelidir.
Sempatizan veya gizli liboş takımının Neo-Kemalist, yanar-döner talepleri Türkçülük değildir, öyle kabul edilemez.
Türklük ve Türkçülük, Kemalistlerin iktidara karşı çevirdikleri namlu görevi göremez.

Türkçüler fikir cephelerini, Türkçü dilini ve omuz omuza mücadele ettikleri kardeşlerini tanırlar.
Daha dün hangi kaptan yediği belli olmayan, bugün Türkçü olduğunu iddia eden ve muhtemelen yarın bir partinin ön saflarında görünecek şahıslara karşı uyanık olmak çok önemlidir.

Türklüğü bir oyun hamuru gibi görerek oynayacağı şekle çeviren bir başka güruh da İslamcılardır.
İslamcılar için Türklük, elbette Rohingyalılık kadar önemlidir, bu konuda onlara haksızlık(!) yapılmamalıdır.Ne de olsa hâlâ soyup soğana çevirmek için müsait, yaşayan Türkler vardır.
İktidardaki, meclisteki, tarikattaki ve holdingdeki İslamcı için Türklük; yurdun, dershanenin ve holdingin döner sermayesi için bir araç olabiliyorsa değerlidir.

Ulusalcılar ve Komunistler için Türklük; yukarıdaki zevatın anlayışından farklı olmakla beraber yine de bir araçtır.
Onlar için Türk değil, rant, oy, şöhret ve ideolojik propagandalarının sağlamlığı açısından tarihsel meşruiyet esastır.
Türkçüler karşılarına çıkan söylev sahiplerini, Türkçülüğün kıstasları dışında bir kıstasla değerlendirmemelidir.

İktidarlar, muhalefetler, yapay ideolojiler gelip-geçici, Türklük bâkidir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone