Harbiyeliler!

Temmuz ayından beri Türkiye’de çok hızlı gelişmeler yaşandı. Birçok hadise vuku buldu, bitti, unutuldu. Bir kısım insanların hakkına girildi. Bu tespiti ben değil devleti yönetenler yaptı.

Bunların içinde bir kitle vardı ki yaşadıklarını en çok onlar hak etmediler. Onlar üniformalarından, geleceklerinden, mesleklerinden kopartılan Harbiyelilerdi.

17-25 Aralık olaylarından sonra Polis içindeki yapılanmaları ortadan kaldırmak için Polis Akademisini kapatan hükümet, 15 Temmuz olayından sonra Ordu içindeki yapılanmaya karşı çözümü Askeri Liseleri ve Harp Okullarını kapatmakta buldu. Memleketin adam akıllı eğitim veren tek okullarıydı. Bu okulların kapatılması Sevr Anlaşmasının maddelerinden biriydi.

Bu iki harekette testi kırıldıktan sonra ve kurunun yanında yaşı yakarak yapıldı. Polis içinde cemaatin adamlarının ve yapılanmasının olduğunu köy kahvelerindeki amcalar bile biliyordu. 17-25 Aralık olana kadar kimse umursamadı. Hatta Gezi Olayları sırasında Polis, kahraman ilan edildi, destan yazdığı söylendi. Polis teşkilatındaki kadar olmasada Ordu içinde de bu yapının olduğu biliniyordu. Bu durum dile getirildiği zaman  Hüseyin Çelik; ‘Buna kargalar bile güler’ demişti.

Önlem almayan, araştırmayan devlet, masum çocukların hayallerini yıkarak bir gecede hepsini tasfiye etmek yolunu seçti. Sivil okullarda öğrenci olmaya, sivil yurtlarda kalmaya, alıştıkları aslında sevdikleri hayattan kopmaya zorladı.

Okulları kapanmasa ciddiye almayacakları, selam bile vermeyecekleri adamlarla yüz göz ettiler. Onlara aşılanan hayat felsefesini, ruhu, disiplini hayatında hiç hissetmeyen insanların yanına attılar. Onlar bu muameleyi gerçekten hak etmediler.

Artık konunun başka bir yönü var. Harbiyeliler bu ülkeye dün nasıl lazımsa, bugün nasıl gerekliyse, yarın da ihtiyacımız olan çocuklarımızdır. Harbiye’den uzaklaştırılmış olmaları, artık asker olmayacak olmaları bir şeyi değiştirmez. Asker sıfatını almak için TSK mensubu olmaya lüzum yoktur. Ordu-Millet olan Türk milletinin her ferdi bir yönüyle askerdir. Önemli olan o hayatı, o disiplini hissederek yaşamaktır. Harbiyeliler bunu unutmasınlar.

Harbiye’den uzaklaştırılmış olmak, hayata küsmek, koyvermek, saçıp savurmak için bahane değildir. Siz, bu milletin askeri olmak sıfatını o okullara girdiğiniz için değil, Türk olarak doğduğunuz için aldınız. Şimdi yaşadığınız ilk felaketten sonra yakışmayan hareketler yapmak doğru değil. Harbiyeliler bunu da unutmasınlar.

En kötüsü için yetiştirildiğinizi, en olmazlara hazırlandığınızı, Atatürk’ün emanetçisi olduğunuzu unutmayın. Eğitimlerinizi tamamlamak için başınızda bir komutanın beklemesini istemeyecek kadar eğitim gördüğünüzü, artık bu eğitimlerinizi kendi başınıza da yapabileceğinizi unutmayın. Yetişin, yetiştirin, hazır bekleyin. Harbiyeliler, sağlığını korumak zorunda olduğunu unutmasınlar.

Hepsinden önemlisi, hiçbir şeyin bitmediğini, her şeyin yeni başladığını unutmayın. Hayatını, savaşlarını, fikirlerini öğrendiğiniz Atatürk’ün ne şartlar altında neleri başardığını, onun da sizin gibi Harbiyeli olduğunu unutmayın.

Hükümetin tutumunun milleti, özellikle Türkçüleri bağlamadığını unutmayın. Hükümetin, milletin farklı şeyleri ifade ettiğini unutmayın. Bu çilelerin sizi köreltmeyip daha çok bilemesi gerektiğini unutmayın. İftiralar ile uzaklaştırıldığınız üniformalarınızın şerefini unutmayın.

Şehit Ragıp Enes Katran’ı, Murat Tekin’i, Emre As’ı unutmayın. Sizin yerinizde olmak için sağ bacağını feda edecek çocukların hayallerini unutmayın. Anne ve babalarınıza yaşattıklarını unutmayın.

En önemlisi ise; ‘Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadı’ olduğunuz asla unutmayın.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone