Havuz Başı Entelleri

YusufhanGuzelsoy

Bildiğiniz üzere, yeni nesil entelektüel yazarlarımız, havuz başı tweet yazarlarından çıkıyor. “Entelektüel” dediysem, bilgi birikimiyle entelektüel değil; “yazarlarımız” dediysem, bizden değil bunlar… Türkiye’de doğan ama zihniyet itibariyle Türkiye’de büyümeyen, Türkiye’nin acısına romantik masallarla tabiri caizse söven, Avrupalıların acısına Avrupalılardan fazla kahrolan adamlar… “Hepimiz insanız” deyip, herkesin acısını paylaşan; ama Türkiye’nin, Türk Dünyasının tek bir yas gününü dahi bilmeyen; kendilerine haber verilen yas günlerine ya kulak tıkayan ya da “devlet kendi kendine yapmıştır” masalıyla olaylara kayıtsız kalan bu sevimli entelektüel yazarları, milletimiz de çok seviyor (!)

Tuana Balım’lar… Berke Can’lar… Pelin Su’lar… En ünlüleri…

Beyefendi yazarlarımızdan öne çıkanlar, kas veya moda olan sakal farkı ile öne çıkıyor.

Hanımefendi yazarlarımız ise, büzdükleri dudaklarından hangisininki en önde ise o farkla, evet, dudak farkı ile öne çıkıyor…

İnternet ortamında kullandıkları profil resimlerinde ise, hep bir tepeden bakma; “ben anlaşılamıyorum”, “ülke bana ve fikirlerime (silikonlarını kastediyor) hazır değil” ifadeleri…

Tam bir aydın tavrı değil mi Allah aşkına?

Halka tepeden bakan halkçı aydın… Konuşamayan, yazamayan ama fikirleri yüzünden anlaşılamadığını zanneden gariban aydın…

Hayatta iki büyük davaları vardır. (Yanlış duymadınız, davaları vardır bunların!)

Birincisi; beyefendilerimizde, “gamzem var” davası. Beyefendiler sıradan yaratıklarmış ya hani… Fazla mevzu olmuyor gamzesi var mı, yok mu, kimse önemsemiyor.

Hanımefendiler daha atılgan ve müthiş tartışmalar yapıyorlar. “Filanca yerimde silikon yok!”

Millete göre de yok aslında… Asıl silikon kafatasının içinde; beyin yokluğunu hissetmemek için değil, kafada ağırlık yapsın da kafa dengede dursun diye…

Buraya kadar şakalaştık, güldük. Şimdi ikinci davalarına gelelim.

Bu davaları, onları, önceki nesil ile halka tepeden bakma konusunda bir araya getirdiği gibi, bu konuda da ortak paydada buluşturuyor: Devlet ve Türklük düşmanlığı!

Biz milletçe, aşağı-yukarı 20 yıldır bu tiplerin cehaleti yüzünden psikolojik sıkıntılar yaşıyoruz. “Türklük nedir abi ya” diyen ala gavatların, Alman, Fransız görünce ağızlarını salyalarını akıtarak açıp hayran hayran baktıklarına şahit oluyoruz.

Türkiye’de bir saldırı oluyor mesela, bir silahlı saldırı oluyor… “Devlet yaptı!”

Avrupa’da oluyor… “Acımız büyük, dualarımız seninle Jean…”

Acımız büyük ama… Havuz başında eğlenmesek de olmaz. Kız kesmesek, erkek beğenmesek olmaz.

Ve profiller önce kararır, sonra, Fransa bayrağıyla, Almanya bayrağıyla renk alıverir. Hayranlıklar, özentilikler ve nihayetinde cehaletten doğan bir gaflet hali açığa çıkar.

Bu devlet ne psikopatmış arkadaş…

Kendi kendine terör uygulayıp, milyarlarca dolar zarara giriyor! Kendi varlığını yok olma tehlikesiyle karşı karşıya getirerek ayakta kalıyor.

Bir de öyle kurnaz ki… Yok bunları ABD yaptı, yok Almanya silah verdi, yok Fransa’da bölücü örgütün yayın organları propaganda yapıyor…

Asırlarca birbirimize düşmanlık yapmış olabiliriz. Atilla veya Kanuni gidip Avrupa’nın göbeğinde meydan dayağı atmış olabilir. Onlar Türkiye’ye gelip memleketimizi işgal edip topraklarımızı parçalamaya çalışmış olabilir. Bursa başta olmak üzere pek çok yerde türbelerimiz kurşunlanmış olabilir.

Ama yok… Bunları onlar yapamaz. Asker yapar, polis yapar, istihbarat yapar… Ama ABD’den, Fransa’dan beklemeyiz!

Yersen. (Ki bu havuz başı entelektüelleri afiyetle yer, yedirir.)

Bir noktada onlar da haklıdır. Gerçi kendileri de bilmiyorlardı haklı çıkabilecekleri bir şeylere tanık olacağımızı. Adam TBMM’ni bombaladı.

Hoş… Siyasileri biz de sevmeyiz; lakin her şeyin bir sınırı vardır. Makam aşığı değiliz; lakin törenin gerektirdiği ölçüde düşmanlık gerekir. “Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez” diyor Kur’an’da Allah… Hani yapanlar güya alnı secdeye gidenler ya, o bakımdan…

Pekiyi… Bu Tuana Balım’lar, Berke Can’lar, Mert Pert’ler haklı çıksa ne olur ki? Onlar da havuz başından milletin beynini bombalıyor, psikolojisini imha ediyor!

İkisi de vatan hainliğidir.

“Memleket yanıyor, sen bunlarla uğraşıyorsun” demeyin. Yarın bir gün FETÖ’den boşalacak yerleri bunlar alırsa, o zaman görün cümbüşü!

Neyse… Ne başlık atmıştık?

“Acımız büyük”.

Onların acısı başka…

Bizimki 1938’den beri her gün büyüyor. Tanrı yasımızı dindirsin.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone