Hayır İttifakları!

Referanduma gittiğimiz şu günlerde hemen her seçimde olduğu gibi kamplaşmalar başladı. Evetçiler ve Hayırcılar diye ikiye bölünen parti, dernek ve STK’larımız ittifaklar kurmaya başladılar. Bu ittifakların maiyeti ve mantığı biraz garip duruyor.

Mesela; CHP ve diğer birkaç parti gençlik kolları ve parti teşkilatları tabanında aynı amaç uğruna birleştiler. MHP’nin genel başkanlığına aday olup partiden atılanlar kendi aralarında ittifak yapıp ‘Türk Milliyetçileri Hayır Diyor’ diye bir şey kurmuşlar. Bu ittifaka bir takım siyaset eskileri de katılmış, daha da güçlenmişler.

Buna benzer bir çalışmayı yapan Sol parti üyesi bir genç; ‘Biz Saadet Partisi ile ortak hareket etme kararı aldık’ ifadesini kullanmıştı. Solcu, sağcı, muhafazakâr, liberal bilmem ne derken bütün odaklar, bir diğer odağa karşı ittifak yaptılar.

Şimdi bu birleşmelerin bir mantığı olması zorunludur. Aksi takdirde insanları ikna edemez, tarafınıza çekemezsiniz. Kendilerinin kurduğu bazı mantık omurgaları var. Mesela; ‘Bu seçim çok önemli diyorlar’, ‘Eğer bu iş olursa danışmanlar bilmem ne kadar maaş alacak’, ‘Tüm erkler bir kişiye mi devredilsin’, ‘Diktatörlük geliyor’, ‘Bu seçimde Evet çıkarsa cumhuriyet, Atatürk vs. elden gidecek’ ve bunlara benzer şeyler diyorlar.

Öncelikle ben bu yaşıma kadar yapılan seçimlerin önemsiz olanını hatırlamıyorum. Kasım 2002’den bu yana, aradaki yerel seçimler, referandumlar, cumhurbaşkanlığı seçimi dâhil, tamamı bu demokrat(!) zümreye göre hep önemliydi, hep kritikti. Yani bu bahaneyi ısıtıp ısıtıp önümüze koymanın bir manası yok. Mahalle muhtarı seçerken de Cumhurbaşkanı seçerken de aynı şeyi söylüyorsunuz.

Maaş meselesini siyasetçilerin dillerine dolaması çok komik oluyor. Sanki kendi vekilleri karın tokluğuna mesai yapıyormuş gibi buradan oy kazanmaya çalışmak, milletin zekâsıyla dalga geçmektir. Hayırcıların en büyük yapılanması olan CHP’nin bir vekiline ait olan ve meclis tarafından ödenecek olan telefon faturası haberlere çıkmıştı. Millet olarak o faturayı nasıl yaptığını halen çözebilmiş değiliz. Millet 5 liraya, ne eti olduğu belli olmayan fakat tavuk olduğu iddia edilen ve yanında milli içkimiz olan ayranın hediye olarak verildiği dönerle öğün geçirirken, aynı paraya kuzu tandır yiyen vekilleri savunmak biraz da ayıp oluyor.

Tüm erkler bir kişiye devredileli neredeyse 10 sene oldu. Devlet Bahçeli’nin dediği gibi; ‘Fiili olarak devam eden bir durumu resmiyete döküyorlar’. Bundan önce yapılan sayısız tasfiye hareketlerinde, başta yargı ve ordu olmak üzere devletin kurumlarında yapılan kadrolaşmalarda neredeydiniz? Tayyip Erdoğan; ‘Ergenekon soruşturmasının savcısı benim’ dediği zaman erkler ayrılığı kimin aklına geldi? Bu işler bir iki nutuk çekmekle olmuyor. Kulislerde içtikleri çayları, meclisin kafelerinde (evet meclisin içinde nedense kafe var) tavla oynadıklarını -ki bu tavlanın rakiplerinin biri MHP’li diğeri HDP’li- bile gizlemiyorlar.

Diktatörlük geleli de neredeyse 10 yıl oluyor. Tayyip Erdoğan’ın ‘Olur’ dediği ama AKP’nin karşı çıktığı bir mesele hatırlayan var mı? AKP’nin isteyip de alamadığı bir yetki var mı? Terör başta olmak üzere, ekonomi, hizmet, iç savaş gibi bahanelerle milleti korkutup her seferinde daha çok oy almadılar mı? Bütün bu soruların cevabı aynı mı?

Demek ki neymiş? Geç kalmışsınız.

Cumhuriyet, laiklik, Atatürk gibi kavramlar kasım 2002’den beri sistemli olarak yıkılıyor. Aradan geçmiş 15 sene, şimdi bir seçimle bu durumu kökünden kazımaya çalışıyorlar. ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ yazıları kent meydanlarından sökülürken, kuliste 5 çayında mıydınız? Atatürk’e edilmedik hakaret kalmamışken, heykelleri taşıyoruz ayağına sökülüp atılırken Zeki Müren kapısını kapatmak için zar mı sallıyordunuz?

Bu arada milletvekili seçimleri geldiğinde hepiniz memleketi refaha kavuşturacak tek parti olduğunuzu iddia etmeyecek misiniz? Madem memleketin kurtuluşunun veya batışının tek günde yapılacak bir seçime bağlı olduğunda hep beraber mutabık kaldınız, bu tavrınızı genel seçimlerde de gösterip neden birleşmiyorsunuz?

Siz zamanında sokak olaylarında birbirinin evini tarayan, birbirine sayıp söven insanlar değil miydiniz? Hani o zamanlar siz vatanseverdiniz ama karşınızdakiler, hain, emperyalist, kapitalist, komünist, yobaz, gerici falan filandı. O günden bugüne davanız mı değişti, ekseniniz mi kaydı?

Hepsini geçtim, hepsini anladım. Tek bir soru soruyorum, açık yüreklilikle cevap verin.

17 Nisan günü ne yapacaksınız? Birbirinize sövmeye kaldığınız yerden devam mı edeceksiniz, yoksa CHP ve Saadet Partisi’ni birleştirip ortak siyaset mi yapacaksınız?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone