Hayvan Barınağı

YusufhanGuzelsoy

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir hayvan barınağı var. Manisa’nın büyükşehir olmasından sonra yaşanan yetki karmaşasıyla bu barınak çok kötü bir hale gelmiş, barınakta bulunan tüm hayvanlar bakımsızlıktan aşırı derecede zayıflamış, tüyleri dökülmüş, hastalanmış. Turgutlu Belediyesi hayvan barınağının hastalıklı hayvanlar için kurulduğunu ve hayvanların tedavi edildiğini söylerken, hayvanseverler de seferber olup barınağın şartlarını iyileştirmeye başlamış.

Tarihimizde kervansaraylarda sadece insanlara özel odalar yoktu, hayvanlar için de özel odalar yapılmaktaydı. Bir hayvan istediği zaman kendisi için hazırlanan odalara girebilir, yırtıcı da olsa yardıma ihtiyacı varsa yaralı bir hayvan tedavi edilir, iyileşene kadar kervansarayda en güzel şartlarda ağırlanırdı. Şimdi “barınak” anlayışı tepeden tırnağa değişmiş durumdadır. Avrupa ve Amerika’da bizim kervansaray anlayışımızla hayvan barınakları yapılırken, Türkiye’de üç beş sosyetenin rahatsız olduğu için belediyeye şikayet edilip toplattığı köpekler için yapılmış cezaevleri vardır. Vatandaşın vergisiyle maaş alan bir bekçinin güya sorumlu olduğu bu barınaklar hastalık yuvası haline gelir.

Şimdi soruyorum: Bir lokma verene ömür boyu sadık kalan köpeklere bu işkence yuvalarını reva gören toplum, ülkenin “insan barınağı” haline getirilip her türlü teröristin en güzel şartlarda beslenmesine ses çıkarır mı? Neye kıymet verirsen ülkende o olur. Sadakate kıymet verirsen ülkende türlü güzellikler olur. Nankörlüğe kıymet verir veya ses çıkarmazsan ülken terörist barınağına döner.

Düşünsenize, bugün HDP’li birçok vekil dağa çıkıp o maymun yuvalarında eğitim de görmüştür, komut aldığında Türk askerine, Türk polisine de sıkmıştır. Bugün o sığıntı teröristler meclise girmiş, her türlü haktan faydalanabilmekte, binlerce lira maaş alıp meclis lokantasında ucuza yaprak sarması yemektedir

“Ama demokrasi var canım…”

Eğer bir terörist meclise girip ayrıcalıklı haklara sahip olamıyorsa demokrasi kendini iyi hissetmez. Eğer bir savaş gazisi sokakta açlıktan ölüp gitmemişse demokrasi kendini iyi hissetmez. Dolayısıyla demokrasi adaletsizliktir. Kimse vefasızlık gören bir gazi için “Ama bu nasıl demokrasi!” diye haber yapmaz; ama tüm demokratlar için HDP’li teröristlerin mecliste olması bir demokrasi başarısıdır.

Yesinler böyle demokrasiyi!

Vatan toprağı üzerinde dikilmiş beton yığınlarından ibaret değildir. Vatan toprağı üzerinde amaçsız gezinen içi betona dönmüş insan yığınlarından ibaret değildir. Hele vatan toprağı teröristler üstünde rahatça gezinsin diye sahip çıkılan bir değer değildir. O toprağın altından da üstünden de bütün Türkler sorumludur. Toprağa kök salmış bir bitkiden sorumlusunuz. Yardıma ihtiyacı olan bir sokak hayvanından sorumlusunuz. Sadece ülkenize has bir böcek türünden sorumlusunuz. Sorumsuzluk gösterirseniz, bilin ki ülkenizden böcek bile kaçırıyorlardır. Bunun son örnekleri Bursa-Uludağ’da ve Mersin’de yaşandı. Japonlar Uludağ’a has bir kelebek türünü tüketti ve turist kılıklı iki Rus Akdeniz bölgesinde aynı haltı yemek üzereyken enselendi.

Bir de atalarımız “Aslan yattığı yerden belli olur!” demiş. Vatanınızı çöplüğe çevirmeyin, temiz olun. Atalarınızı utandırmayın.

İnsanı hayvandan “töre” ayırır. Töresiz insan hayvanla da aynı seviyede değildir. Törenize sahip çıkmazsanız, değerlerinizi ve sorumluluklarınızı yok sayarsanız, maddi vücudunuza bile sahip çıkamazsınız.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone