Her Türk Asker mi Doğar?

Örgün eğitimden uzaklaştırılıp açık havada lise okumaya çalıştığım dönemlerde bilgisayar işleri yapan bir firmada çalışıyordum. Şehrin merkezi, devlet daireleri gibi yerler dışında civar köylerde de işler alıyorduk. Bu işlerden birinden döndüğüm bir gün köy servisinde okulun öğretmenleri de vardı. Bunlar kendi aralarında bağırarak sohbet ediyorlarken kulak misafirliğinden ziyade bir şekilde sohbete dinleyici olarak dâhil oldum.

Tartışma konusunun başlığı ‘Her Türk asker doğar’ vecizesiydi. Bazı öğretmenler benzer sloganları da sayıp bu sözün doğru olduğunu söylerken bir öğretmen karşı çıkıp; ‘Neden her Türk asker doğuyormuş kardeşim. Doktor doğsun, mühendis, avukat, mimar doğsun’ demişti. O yaşımda durumu pek anlamayıp kızsam da uzun zamandır unutamadığım bir anı olarak kalmıştır.

**

Siyaset çok kötü bir şey. Sadece insanları manipüle etmesi, kamplaştırması yönünden değil. Kişilerin sıfatlarını tayin ediyor olması yönünden de çok kötü. Kimin şerefli kimin şerefsiz olduğuna siyasi otoritenin karar verdiği bir dönemdeyiz.

Kişinin yıllarını harcayarak elde ettiği kazanımların hiçbir esprisi kalmadı. Sadece yazar-çizer tayfasında değil, futbolcuların iyisini kötüsünü bile bu düstur tayin ediyor. Kısaca tüm iyi sıfatların sahibi olabilmek için gereken tek bir sıfat var; ‘Yandaşlık’.

Dönek olmanızda bir sakınca olmuyor. Eski hayatınızda komünist eskisi, kapitalist köpeği, emperyalist yalaması, muhalif bayrakçısı olsanız bile ‘bizden’ tarafa geçtiğinizde önemini kaybediyor. Bu durum bana göre siyasetin en kötü tarafı.

**

Türklerin en eski mesleği askerlik midir? Bence değil.

Tekerleği, salıncağı, yayı bulmuş milletten bahsediyoruz. Bence Türklerin en eski mesleği fizik profesörlüğüydü. Salıncağı muhtemelen küçük derelerin üzerinden veya derin olmayan yarıkların arasından eşya taşımak için kullanıyorduk. Sonradan çocukların da eğlence aracı oldu.

Tekerlek de eski yaşam tarzımızın bir getirisidir. Hayatın ortaya çıkardığı ihtiyaçlara karşı bir çözüm olarak icat edilmiştir. Dünya tarihinin en önemli icatlarındandır.

Yay ise en muazzam fizik icadıdır. Sadece savaş aleti değildir. Avlanırken, yarışma yaparken de kullanılır. Türk yayının attığı okun düştüğü mesafeye ok atacak tarihi bir yay çeşidi daha yoktur. Öyle muazzamdır ki düşmanına icat yaptırmıştır. Türklerin kullandığı yayların boyu kısa olduğu için attığı oklar da kısadır. Acemler kendilerine atılan bu kısa okları tekrar Türklere atabilmek için aletler geliştirmiştir.

**

Bir savaş sadece kahraman askerlerle mi kazanılır?

Çaldıran Savaşı ile alakalı bir kıssa anlatılır. O savaş sırasında Osmanlı ordusunu öne çıkaran ve savaşı kazanmasını sağlayan şey toplarıdır. Savaşın çetinleştiği ve Osmanlı ordusunun gerilediği bir sırada toplar devreye sokulur ve durum tersine döner. Kıssaya göre vaziyeti gören Şah İsmail, savaş meydanına iner, Osmanlı toplarına kadar yaklaşır ve bir Osmanlı topunu kılıcıyla ikiye böler. Savaştan sonra Yavuz Sultan Selim o kılıcı ister. Şah İsmail ise; ‘Maharet kılıçta değil, onu savuran bilektedir’ der. Şah’ın bilek maharetine rağmen savaşı kazanan strateji olmuştur.

Barbaros Hayreddin Paşa denizcilik tarihimizin en büyük amiralidir. Osmanlı Devleti’ne katılmadan önce de Tunus ve Cezayir onundu. Şahsi malı, kılıç hakkıydı. Osmanlı Devleti’ne katılınca bu topraklarını Kanuni Sultan Süleyman’a hediye etti. Kendisi bir deniz seferindeyken Bedevi Araplar rahat durmamış, bozgunculuk yaparak şehirleri yağmalamış ve çöle kaçmıştır. Barbaros Hayreddin Paşa seferden dönünce bunların peşine düşmüş, gemilerindeki topları karaya indirip çölde ilerlemeye başlamıştır. Fakat çöl zemininde topları yürütmek kolay olmamış, ordu yavaşlamıştır. Paşa’nın geliştirdiği strateji dâhiyanedir. Topların iki tarafına direkler diktirip arasına bez gerdirmiştir. Böylece toplar karada yüzen gemiler gibi yelkenli olmuş, bozguncuların hesabı hızlıca görülmüştür.

Türk tarihinde bu tarz galibiyetlerin sayısı bilinmemektedir. Kısaca geçelim.

**

Bu kadar şeyi neden anlattım?

Bazı yeni yetme analistler ‘Askerlik bizim en eski mesleğimizdir. Nerede paralı askerlik işi varsa tercih edilen biz olmalıyız’ diyorlar. Bunlar yukarıda bahsettiğim her şeyden önce ‘Yandaş’ sıfatına sahip analistlerdir. Askerlik meraklısı gençlerimizin kafasını karıştırmaması ve bu Gezi Parkı eskitmesinin ne kadar aptal olduğunun anlaşılması için yazıyorum.

Türkler eski tarihlerde paralı askerlik yapmışlardır. Fakat bu sıfatla kazandıkları hiçbir başarıları yoktur. Peçenekler Bizans için savaşmış, Bizans tarafından defalarca katliama uğramışlardır. Malazgirt Savaşında ise karşılarındaki düşmanın Türk olduğunu anlayınca ‘parayı’ değil ‘kanı’ seçip taraf değiştirmişlerdir.

Arapların kendilerine karşı çok iyi savaşan Türkleri Bağdat’a getirip Hilafet ordusu adına savaştırma istekleri de beyhude kalmıştır. Kendilerine karşı aslanlar gibi savaşan bu adamların şimdi neden savaşamadıklarını araştırıp kendilerince sonuçlar elde etmişler ve komutanların da Türk olması gerektiği hükmüne varmışlardır. Türkistan’dan ‘köle’ olarak getirilen komutanlar Mısır başta olmak üzere Orta Doğu ve Arap yarımadasının her yerinde devlet kurmuşlardır. Yani Araplar da bu işi becerememiştir.

Bu çağda ordular için en önemli husus insan gücü müdür?

İnsan gücü ordular için kesinlikle önemlidir. Fakat bu çağda güç ibresi teknolojiden yana kaymıştır. Memleketin sınırlarını koruyacak 20 yaşında Ahmet, Mehmet, Hüseyin her zaman bulunur fakat önemli olan bu askerlerin eline verilen silahtır. ‘En yenisi’ 1975 yapımı olan G3lerle güçlü ordu olunmaz.

ABD ordusunda bulunan spor salonundan çıkıp gelmiş adamlar, cevap verdiğimiz eskitmeye göre ‘çok iyi askerlermiş’. Irak’ın işgalinde gördük. Hapını içmediği için altına işeyen çam yarmaları vardı. Mesele cüsse değil nitelik ve teknik kuvvettir.

Son olarak ‘Her Türk asker doğmaz’ kardeşim. O askeri iyi edecek doktor, o askere iyi ekipman üretecek mühendis de lazımdır. Bu tarz yarı cahil analizciler bana göre farkında olarak; ‘Türkler barbardır, askerlikten başka bir şey bilmezler’ diyen batının tez üreticilerinin ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey yapmıyorlar.

Onların savunduğu partinin açtığı yaraları kapatmaya çalışan asker ve polislerimize bakın. Hemen hepsinin şiir yazmışlığı var. Güzel müzikler dinliyorlar. Sivil kıyafetlerinde hoşluk, estetik var. Şairlere kan döktüren insanlara asker olmamızı isteyen zihniyetle karşı karşıyayız.

Vatanın savunulması iktiza ederse daha önceleri yaptıklarımız ortadadır. Askerlik bakımından kimseye ispat edecek bir şeyimiz yoktur. Emperyalistlere köpek olmak isteyen PKK’ya katılsın.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone