Hocalı’dan Sonrası

Hocalı Katliamı 26 sene önce dün oldu ve bitti. Sonrasında yani ertesi gününde hayatımızda neler değişmeli?

Devletler, milletler, topluluklar, örgütler, bireyler insan öldürürler. Bu Adem’in çocuklarından beri var olan bir şeydir, maalesef. Tüm dini tehditlere, geleneksel, töresel, anayasal yasaklamalara rağmen insan insanı öldürdü, öldürüyor ve öldürmeye devam edecektir, maalesef.

Ailemizi yani milletimizi koruma, hayatta tutma, refah içerisinde yaşatma kaygısı güttüğümüz zamanlarda biz de öldürdük, maalesef.

Eğer öldürmek suçsa suçsuz olan sadece Aborjinlerdir galiba. Bu da medeniyetsizliğin bir artısı olarak değerlendirilebilir.

Nitekim, her şeyin bir üslubu, yazılı veya yazısız kuralı, bir doğası vardır. Savaşta bile sana teslim olmuş askeri öldürmek savaş suçu sayılırken; silahsız ve savunmasız kadınları, çocukları, yaşlıları öldürmek açıklanabilir bir şey değildir. Hele onları işkenceyle öldürmek hiçbir koşulda savunulacak bir olay değildir.

Sonradan görme insanlar hep sonradan gördükleri şeyi abartırlar ya, işte Ermenilerin o gece yaptıkları da buydu. Yüz yıllarca devletsiz, vatansız, onun bunun egemenliğinde yaşamanın verdiği eziklik ile “ağam, paşam, beyim” diye hayatta kalmak için yağ çektikleri son egemen milleti savunmasız yakaladıkları an ne yapacaklarını şaşırmış, kuduz köpek gibi etrafa saldırmışlardır Hocalı’da.

Düşmanımızın bize olan düşmanlık seviyesini çok iyi anlamamız lazım. İlk müptezel “Ben Ermeniyim!” dediğinden bu yana hep hayalini kurdukları milli devletlerini kurmaya en yakın oldukları an biz bunların kıçlarına tenekeyi bağlayıp binlerce yıl yaşadıkları topraklardan tehcir ettik. Bundan kaynaklı kuyruk acılarının şiddetini 1915 sonrası Van ve Erzurum bölgesinde yaptıkları katliamlardan, ASALA terör örgütüyle diplomatlarımızı karıları ve çocuklarıyla birlikte şehit etmelerinden ve en son Hocalı’da yaptıkları soykırımdan anlayabiliriz.

Ermeni milleti topyekun bize düşmandır. Ermenistan’da hiçbir zaman hiç kimse bizdeki gibi kardeşlik türküleri söyleyemez, “Soykırım yoktur” diyemez, Türklerle ilgili en ufak bir iyi düşünceyi bile zihinlerinde besleyemezler. Bunu Ermenilere karşı kardeşlik türküleri çığıranlar da çok iyi bilmektedirler.

Hocalı’da dün insanlık tarihinin daha önce görmediği şiddette katliamlar yaşandı. Yahudilerin o kadar abartmalarına karşın Nazilerin yaptığı katliamlarda defalarca tecavüze uğramış bir Yahudi kadın cesedi, ortadan ikiye kesilmiş insan bedeni, anasının karnından çıkarılmış ve kafası kesilmiş bir bebek, karnı yarılıp içine kocasının kesilen başı sokulmuş hamile kadın cesedi, derisi yüzülmüş 13 yaşındaki kızın cansız bedeni… göremezsiniz.

Tüm bu yaşanan acılara rağmen en milliyetçi olanlarımızdan bir tim kursak ve bir Ermeni köyünü bassak, onların bize yaptıklarının onda birini bile yapabileceğimizi düşünmüyorum. Suçsuz bir Ermeni çocuğunun derisini yüzebileceğimizi, silahsız Ermeni kadınlarını işkence yaparak katledebileceğimizi, içimiz ürpermeden hamile bir kadının karnını yarıp çocuğunu ve kendisini vahşice öldürebileceğimizi düşünmüyorum.

İşte siz düşünün düşmanın bize karşı olan nefretinin derecesini.

“İyi Ermeniler hiç mi yok?” diye gayet normal bir soru gelebilir aklınıza. O zaman şu soruyu da sorup cevabını araştırmanızı öneririm: Bütün o insanlık dışı katliamlar yapılırken, bir tane Ermeni askerinin veya sivilin “Durun siz ne yapıyorsunuz?” dediği kayıtlara geçmiş mi? Dr. Zori Balayan 13 yaşındaki kız çocuğunun derisini yüzmesi için emir verdiği askerin bundan midesinin bulandığına, itiraz ettiğine, isteksizlik gösterdiğine dair bir kayıt, alıntı, belge, anlatı var mı?

Türkiye’deki 100,000 Ermeni’yi tek tek tanımıyorum. Bunların içerisinde Agos’a yönelik, Ermenilerin yaptıkları katliamlara yönelik tek bir eleştiri yazısı yazan Türkiye Ermenisi hatırlamıyorum. Dolayısıyla Ermeni milleti topyekun bizim düşmanımızdır. Bizim dostumuz olan son Ermeni Patrik Horen Aşıkyan 1899 yılında, Artin Penik ise 1982’de ölmüştür.

Ermeniler ciddiye alınacak bir millet değildir. Artık soykırım yalanlarının peşinden bile koşmuyorlar. Devlet diye kurdukları komik teşekkülleri her geçen gün nüfus ve kan kaybetmekte. Türkiye sınır kapısını açacağım dese ne Karabağ’a bakarlar ne de soykırım derler. Açlıktan Avurpa’daki, Amerika’daki akrabalarının yanlarına gitmenin yolunu arıyorlar. Azerbaycan’ın veya Türkiye’nin başına basiretli devlet adamları geldiği takdirde en önce Sarkisyan terkedecektir ülkesini.

Hocalı’da yaşananları bir an bile unutmamamız lazım. Oradaki katliam sadece Azerbaycanlı soydaşlarımıza değil “Ben Türk’üm” diyen herkese yapılmıştır. Düşmanın ciddiye alınacak yeri yoktur ama bize yaşattıkları bu acının hesabını vermeleri için elimizden geleni yapmak boynumuzun borcudur.

Bunu yapmak için de ilk önce Hocalı’da katliam yaşanırken “Azerbaycanlılar Şii, biz Sünniyiz. İran yardım etsin onlara.” diyebilecek karaktersizlikte yöneticilerden kurtulmamız, onların yerine söz konusu kavim kardeşi olduğunda ne uluslararası hukuku ne de başka bir gücü tanıyacak olan, milli bilince sahip Türk oğlu Türk yöneticileri koyabilmemiz gerekir. Demokrasiyle seçtiklerimiz yüzünden maalesef Boraltan’da, Hocalı’da, Kerkük’te kardeş katili olduk. Bahçesaray’da, Urumçi’de ve pek çok yerde kardeşlerimize yapılan katliamlara ses çıkaramadık.

Bu gidişe dur demezsek, ne dün Hocalı’da akan kanın hesabını verebiliriz ne de Elçibey’in gözünden akan bir damla yaşın hesabını verebiliriz…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone