İçimize Sinmiyor!

Ülkemizin gündemi birçoğunuz için malum. Anayasa ve başkanlık sistemi, terör, dolar, dış siyaset vs. Bunlar birçok ülkenin de günlük rutinidir. Fakat biz kimseye benzememe özelliğimizi yine konuşturuyoruz ve kafalarımızı allak bullak hale getirip yaşamaya çalışıyoruz.

Anayasa değişikliği meselesinde düpedüz aldatılıyoruz. Bir kere referandum da oy verecek insanlar eski anayasayı bilmiyor. Eskiyi bilmeyince ne değişecek onu da bilmiyor. Yani kendi ülkesinin nasıl yönetildiğinden bihaber şekilde yaşıyor.

Haydi gariban milleti geçtim, meclise mebus olsun diye yolladığımız tahsilli adamlar bile olayın farkında değil. MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Öztürk bir basın toplantısı düzenledi. Toplantı sırasında bir gazeteci; ‘Bu yapılan değişiklikler içinize siniyor mu?’ diye sordu. Gayet basit ve güzel bir soruydu. İnsanlar ve özellikle adı geçen partinin seçmeni neler olup bittiğini bile anlamıyordu.

Oktay Öztürk ise verdiği cevapla Türkiye Cumhuriyeti tarihine geçti. Sevinin Oktay Efendi, asla unutulmayacaksınız.

‘İçimize sinmeyen şeyleri yapmak zorunda kalabiliyoruz’ dedi. Bunun sebebinin de zaruret olduğunu, bu yüzden içlerine sinmese de olur dediklerini ekledi.

Peki, neydi Oktay Efendi’nin içine sinmeyen şeyler?

Mesela ilerleyen yıllarda Türkiye Cumhuriyeti’nin başkanı bir Suriyeli olabilecek. Veya döviz kıtlığından dolayı sattıkları vatandaşlıklardan alan bir İngiliz, Fransız, Amerikan hatta Yahudi’de devlet başkanı olabilecek.

Çünkü Oktay Efendi’nin içine sinmeyen bu yeni Anayasa paketinin ilk halinde yer alan ve ‘Devlet başkanı olacak kişinin doğuştan Türk olmasını’ içeren kısım, AKP’li vekillerin ‘ırkçı’ bulması sebebiyle çıkartıldı.

Bundan başka, ‘Cumhurbaşkanı’na ‘sebep belirtmeksizin’ Büyük Millet Meclisini’ feshetme yetkisi’ verildi. Bu durum Oktay Efendi’nin içine sinmiyordu.

E hani demokrattık? Seçme seçilme hakkı, milli irade? Oy vermek vatandaşlık göreviydi. Ne değişti? Bir hafta uğraşıp, para harcayıp seçim yapacaksınız, sonra Cumhurbaşkanı çıkacak ‘Feshettim sizi, dağılın’ diyecek. Ne olacak sonra? Zaman ve para boşa gidecek. Kim kaybedecek? Millet.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kullanma yetkisi meclisten alınıp Cumhurbaşkanı’na veriliyor. Yani yarın bir gün İngiliz asıllı cumhurbaşkanımız İngiltere ile gireceğimiz bir savaşı yönetecek.

Olmaz olmaz demeyin.

Daha birçok konu var. Onlar bütün hafta mecliste biz burada konuşacağız. Kararı da süper kahramanları seçmen’e bırakacaklar. Sonuç da genel olarak malumunuz. ‘Çıkmadık candan umut kesilmez’ atalar sözü hükmünce uğraşımızı vereceğiz.

Yani içlerine sinmeyen bir değişikliğe ortak olacaklar. Ceremesini her zaman olduğu gibi yine biz çekeceğiz.

Bizim de içimize size bunları söyleten, sizi oralara gönderen sistem sinmiyor. Fakat sizin gibi kıvırmayacağız. İlk gün dediğimiz gibi, bu sistem değişecek. İşte o kadar.

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone