İlk Hedef!

KemalOnalir

Hepimiz hayatımızın belli bir noktasında, hayatımızın geri kalanına yön verecek tercihler yapmak zorunda kalıyoruz. Bu yaptığımız tercih, o gün itibariyle bütün yaşantımızı şekillendirmeye, yönetmeye başlıyor.

Bu seçim yapma işi kaçınılmaz ve etraflıca bir iştir. Sadece bir alanda değil, her konuda etkilidir. Aklınız ermeye başladığı gün bu seçimleri de yapmaya başlarsınız.

Mesela, vatan, millet, din, devlet gibi konular hakkında nasıl bir tavır takınacağınız önemlidir. Müdahil olup harekete mi geçeceksiniz yoksa hiç olmamış, yaşanmamış gibi mi davranacaksınız? İşte bu ilk tercih fikri yapınızın temelini oluşturacaktır.

İkinci seçeneği işaretleyenler yok hükmündedir. Çünkü tarih o seçeneği tercih edenleri yok sayar. İlk tercihi seçenleri ise metot seçimi bekler.

Benim bugün bahsetmek istediğim şey buna benzer bir konu ama fikirlerle değil kişinin meslek hayatıyla alakalı. Bu meslek hayatının başlangıcında tıpkı hayattaki ilk tercihler gibi ilk hedefler vardır. Seçtiğiniz ilk hedef çok önemlidir.

‘Ben çok iyi bir hukukçu olacağım’ dediğiniz an başka bir hedef seçemezsiniz. Biraz daha uç bir örnek vereyim, ‘Ben Cumhurbaşkanı olacağım’ demişseniz hedefiniz belirlenmiştir.

Çok iyi bir hukukçu olma hedefine doğru yürürken, gördüğünüz ilk zorluklar da hedefinizi küçültürseniz bir daha arkası gelmez. İyi bir hukukçu, ortalama bir hukukçu, sadece hukukçu derken kendinizi bir anda boşanma davalarına bakan bir avukat olarak bulursunuz.

Bir defa; ‘Ben Cumhurbaşkanı olacağım’ demişseniz, bu hedefin dışında hiçbir şeyi kabul etmemeli, ulaştığınız yerler sizin merhaleniz olmalı. Milletvekilliği, bakanlık, başbakanlık bu yolda kabul edebileceğiniz sonuçlar değil, attığınız adımlardan ibaret olmalı. Bakanlığa tav olup kalırsanız başarılı ve hedefine ulaşmış sayılmazsınız.

Bu durum ülkümüz için de geçerlidir. Bizim ülkümüzün adı Turan’dır. Güçlü Türkiye, Misak-ı Milli, Oğuz Birliği gibi kavramlar bizim için hedef değil merhaledir. Bunlardan bir tekin de duraklamak, yetinmek başarısızlıktır, hedefe ulaşamamaktır.

Bugün kendisine hayatının geri kalanında icra edeceği mesleği belirleyecek olanların bu durumu göz önünde bulundurmasında fayda olacağını düşünüyorum. Hedeflerini belirledikten sonra bir kez bile olsa hedef küçültmenin başarısızlıkla eş değer olduğunu unutmamalıdırlar.

Bunun yanında tek bir noktaya takılı kalmak, kısıtlı gelişmektir. Çok iyi bir anayasa hukukçusu olmak için sosyoloji ve antropoloji bilmek şarttır. Bunları bilmeyen hukukçu, Türk milleti için faydalı olacak yasa hazırladığını sanarak, aslında Türk milletinin manasız bulduğu metinler yazacaktır.

İyi bir doktorun en az iki yabancı dil öğrenip dünyadaki gelişmeleri takip etmesi, eğer cerrah ise tıbbi mühendislik hakkında bilgi sahibi olması gerekir.

İyi bir yöneticinin, standart yönetim bilgileri yanında çok iyi düzeyde tarih ve edebiyat bilmesi şarttır. Bunların yanında coğrafya, etnografya ve kültür alanlarına hâkim olması, bölgesinde yaşayan her grubu tanıması gerekir. Hepsinden önemlisi, ‘Gündüz oturmayıp gece uyumayacak’ kadar millet sevdası şarttır.

Belli başlı meslek gurupları üzerinden örneklerle düşüncemi aktarmaya çalıştım. Türkçü gençlerin hedeflerini seçerken veya hedeflerine yürürken hareket tarzlarının bu şekilde olması hem kendileri hem milletimiz için faydalı olacaktır.

Dün söylediğim gibi, eksiğimiz yok, çalışmamız gerekiyor.

Türk Irkı hizmet bekler!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone