İmamoğlu Bu Milletin Çaresizliğidir

Genel seçim havasında bir yerel seçim hatta sadece bir yerelin seçimini yaşıyoruz.

Emekleme dönemini bir türlü aşamayan Türk demokrasisi bir süre daha bu seviyeden ileri gidemeyeceğini bir kez daha göstermiştir.

Sonradan görme zenginler gibi zamanında azınlık olanlar, ezilenler, hakkı yenenler iktidarı ele geçirdiğinde geldikleri yeri unutup kendinden olmayanları kendinden beter hale sokma çabası da ayrı bir ironidir.

Oynanan oyunları, cıvkı çıkan iddiaları, herkesi memnun etme çabaları, 10 GB’lık vaatleri, sanki belediye başkanı olunca cumhurbaşkanı yetkilerine sahip olacakmış gibi takınılan tavırları gördükçe demokrasi kıyafetinin Türk’ün bedenine ne derece oturmadığının farkına bir kez daha varıyoruz.

İlk okulda öğrenci temsilciliğine “Okula havuz yaptıracağım!” diyerek seçilen hayalperest çocukların seçimlerine döndü bu iş.

Anlıyorum. Hepimiz sıkıldık. Midemiz bulandı. Ekrem İmamoğlu farklı bir enerji, yeni bir soluk, olumlu yaklaşım… hepinizi heyecanlandırıyor. Bunların kan kaybetmesini, yok olmasını, rant kapılarının kapanmasını çok istiyorsunuz.

Ama…

İstanbul seçimleriyle ilgili bu zamana kadar Türkçü bir bakış açısı okumadınız, duymadınız. Çünkü bizim tavrımız nettir:

Demokrasi mi?

Topunun köküne kibrit suyu!

Ben bu tavrımızı biraz daha detaylandırmak adına bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Başlıkta da dediğim gibi: İmamoğlu Bu Ülkenin Çaresizliğidir.

Çünkü,

Siyasi düşüncelerini, dünyevi veya ahiri ideolojilerini bir kenara bırakarak sadece uzaylı gözüyle konuyu ele almak gerekirse;

O kadar midemiz bulandı ki nefret söylemlerinden.

Bunların gülmeyen suratlarını görmekten, konuşma yaparlarken pisleşen yüz ifadelerinden, öfkeden şişen göz altı torbalarından, dönek sözlerinden, itici tavırlarından, dini söylemlerinden, rantçı kişiliklerinden, badem bıyıklarından, nursuz cemallerinden o kadar iğrendik ki…

Tam pılıyı pırtıyı toplayıp Uruguay’a yerleşme planları yaptığımız sırada genç, dinamik, güler yüzlü, neşeli, olumlu, kırmayan, dökmeyen, saldırmayan, pislik atmayan, enerjisi yüksek, koltuğunu “alnının teriyle” hak etmeye çalışan biri çıkıyor ve siz onu sorgusuz sualsiz, şartsız koşulsuz, “aslında öyle demek istemedi ama…” yaklaşımıyla “aha işte! Bu herif geleceğin cumhurbaşkanı!” gibisinden ifadelerle kucaklıyorsunuz.

Bunlardan kurtulma sürecinin ivme kazanması açısından da İmamoğlu’na heyecan duyuyor olabilirsiniz.

Düzgün bir adama o kadar açsınız ki diğerlerinden farklı olduğunu düşündüğünüz ilk çıkan düzgün adama çaresiz bir şekilde dört elle sarılıyorsunuz.

Ancak!

Biz Türkçüler olaya öyle bakamıyoruz. Tayyip Erdoğan’ın da yozlaşmış, eskimiş, usandırmış, boka batmış bir siyasi ortamın ve aktörlerin üzerine “kimilerine göre” güneş gibi doğduğunu ve sonunda konunun nerelere geldiğini biliyoruz.

Kanseri morfinle tedavi edemezsiniz. Sadece bir süreliğine hastanın acılarını dindirirsiniz. Kanser hastasına uygulanacak tedaviyi uygulamazsanız hasta ölür. Ağrıları yoğunlaştığında morfin verirseniz bir sonraki ağrı nöbetinde daha fazla morfin vermek zorunda kalırsınız ve bu böyle devam ederse 6 ay ömrü kalmış bir hastayı 2 ayda öldürürsünüz.

Türkçüler olarak morfine karşıyız.

Kanseri, kansere iyi geleceği ispat edilen bilimsel yöntemlerle tedavi etmenin tek etkili yol olduğuna inanıyoruz. Milletimiz için de bu tedavi yönteminin Türkçülük olduğunu biliyoruz.

Bir aday “Benim HDP’li kardeşlerim” diyorsa, “HDP’nin 7 milyon seçmeni var, bu ülkede 7 milyon terörist olamaz. Biz onların da oyuna talibiz.” diyorsa bu şahsın Türk milletine bir faydası dokunamaz.

Bir aday “Suriyelilere plajların yasaklanmasına karşıyım. Bu ırkçılıktır.” diyorsa, ya oğlu bir Suriyeli tarafından bıçaklanmamıştır ya da bir yakını tacize, tecavüze uğramamıştır. Senin önceliğin evrensel değerler değil milletinin çıkarları olmadıktan sonra bu millete nasıl bir faydan olabilir ki? Kaldı ki yamyamları insanlardan uzak tutmaya çalışmak evrensel değerlerin dik âlâsıdır.

Benim şöyle bir teklifim olacak. Güzel Mudanya’nın güzel belediye başkanı güzel bir pazar günü Mudanya sahilini güzel Suriyelilere açsın ve İmamoğlu da ailesiyle birlikte o sahile gidip denize girsin. Sonra güzel Mudanya’nın güzel belediye başkanının bu “ırkçı” yaklaşımını bir daha değerlendirsin.


Yazının ana fikri:

Akp, Mhp, Apo ittifakına karşı Chp, İp, Hdp ittifakı.

Seçim sizin, sandık sizin, demokrasi sizin, Türklük hepimizin, Türkçülük bizim.


Sonuç olarak; ya hepsin ya hiç, ya Türksün ya piç mantığıyla bu seçimlerde de tavrımız bellidir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone