Irak Türklerinin Bugünkü Durumu- Av. Sadun Köprülü

?

 

Irak’ın başına gelen iktidarlar, dikta rejimleri eski dönemlerde olduğu gibi her türlü baskı, asimilasyon, zulüm politikaları ile Irak Türklerini yok etmek, sindirmek, ortalıktan kaldırarak, kendi toprak, ülke ve yerlerinden uzaklaştırmak, göçe zorlamak emellerinde ısrar etmektedirler.

Bir zamanlar İngilizler Türk ve Türkmen arasında ayrım yapmakla uğraşarak, Türkmen sözünü, Türk sözcüğü yerine kullandırmak için çalışmışlardı. Bir milleti ikiye bölmekle uğraşan İngilizler, sonradan Molla Mustafa Barzani ve Komünistler Türklere karşı bir suçlama olarak Turan ve Turancı ithamını kullandılar.

Otuzbeş sene süren ve özellikle Saddam dönemindeki ağırlığıyla Arap BAAS partisi rejimi, tam olarak Türkleri yok etmek, kendi ana topraklarından, bölgelerinden, dillerinden, gelenek, görenek, kültürlerinden, kimliklerinden uzaklaştırmak için bütün gücüyle uğraştı, çalıştı.

Türkleri Irak’ın güneyine ve doğusuna sürerek, Arapları Kerkük ve tüm Türkmen bölgelerine çekerek Türk etkisini yok etmek istediler. Türkmeneli’ni Araplaştırmak için yüz binlerce Arap’ı, güneyden  (Filistin, Gazze, Libya, Mısır ve başka ülkelerden) getirerek, paralar ve toprak dağıtarak yerleştirdiler.

Araplaştırma politikasının temeli,  Türklerin evlerini Araplara dağıtarak Irak Türklerinin bölgesel hâkimiyetini ortadan kaldırmak idi. Bu plan çerçevesinde Saddam diktatörü, Türkleri ilgilendiren her bir konuya; Türkçe edebiyat, Türkçe kitap,  gazete,  dergi, radyo, televizyon, okullarına yasak getirdi. Türk milletin Türkmenlerden farklı bir millet olduğu yalanını, devlet kanallarında, basın-yayında sürekli tekrarladı. Türkçe soyadlarını kaldırarak, tanınan Türkmen oymaklarını,  aşiretlerini tehditle, hapisle, idamla, Irak’ın güneyine uzaklaştırmayla yok etmeye çalıştı.

Irak Türkleri, candan bıktıran asimilasyon, Araplaştırma politikaları karşısında ayakta durarak, karşı çıkarak,  direnerek canlarıyla, kanlarıyla, yiğit gençleriyle, kadın, kız, yaşlılarıyla varlıklarını devam ettirmişlerdir.

Bu uzun yıllar boyunca, Irak Türkleri,  baskı ve zulümler bir gün sona erecek diye Allah’a inanarak umutluydular.  Saddam düşecek, mutlu olacaklar, rüyaları gerçekleşecek…

Saddam düştü fakat yine mutlu olamadılar. Acıları kat be kat arttı. Sözü demokrasiden açan Amerika yönetimi, Irak’a gözyaşları ve acıdan başka bir şey getirmedi. İşe bir takım etnik grupları kullanarak başladı., Kürtlere, akıllarına bile gelmeyecek imkânlar verdi.  Türklere karşı düşmanca bir tutum izledi.

Türkiye’yi susturmak için her türlü eylemlere, faaliyetlere, saldırıya girişti. 2004 yılında TELAFER Türklerine havadan uçak ve füzelerle, yerden roketler ve tanklarla, modern silahlarla saldırarak yüzlerce insanlarımızı yaraladı, şehit etti.  Yüzlerce Türk’ü de Kuzey Irak yönetiminin hapishanelerine atmıştır.

Böylece Irak Türkleri, Amerika işgalinde çok acılar yaşamaktadırlar. Araplaştırma politikası yerine Kürtleştirme politikası tüm hızıyla yürütülmektedir, Suriye, İran, Türkiye, Irak’ın birçok yerlerinden Kürtler, özellikle Kerkük şehri ve tüm TÜRKMENELİ Bölgelerine yerleştirilmektedir.

Farklı diller konuştukları için birbirini anlamayan Kürtler, tercümanlarını da yanlarında getirmektedir. Barzani’nin Kürt peşmergeleri,  Saddam dönemini aratmayan her türlü, baskı, işkence, suikast, öldürme, kaçırma, fidye olaylarıyla Irak Türklerini yok etmeye, sindirmeye, uzaklaştırmaya çalışmaktadır.

Kürtleştirme Politikasıyla, ALTUNKÖPRÜ, TUZHURMATU, HANEKIN, MENDELİ, KERKÜK, ERBİL, ÖTEKİ gibi Türk bölgelerinde yüz binlerce Kürt’e ev ve para dağıtıldı. Günümüze kadar sadece Kerkük şehrine 800 bin Kürt yerleştirildi. Baskıyla ve tehditle, Kürt uyruğuna geçmek için bir çok insana formlar imzalatıldı.

TELAFER Türklerine karşı yapılan asimilasyonun aynısı, aynı soykırım politikası, günümüzde her yönüyle yüzde yüz Türk ilçesi olan TUZHURMATU Türklerine yapılmaktadır.  Her gün gerçekleşen patlama ve suikast olaylarında çok sayıda kardeşlerimizi şehit vermekteyiz. TUZHURMATU ilçesindeki her evden mutlaka bir iki şehit verdik.

Irak Türkleri, Türk milletinin bir parçası olarak Türkiye’ye bağlanmak istediler fakat zamanın diktatörü olan İngilizler buna elbetteki müsaade etmedi.

Osmanlı hükümranlığı altında, 1520 ile 1920 yılları arasında Irak Türkleri en güzel günlerini yaşadılar. Türkiye, Türklük ve Türkçülük aşkıyla, sevgisiyle büyüyen Irak Türkleri,  ne yazık ki yalnız başlarına kimsesiz, sahipsiz kalmıştır. Anavatandan koptuğu günden beri her gün,  Irak’ın başına gelen yönetimler Türklere en büyük zulümleri reva görmüştür.

Buna rağmen Irak Türklerinin Türklüğü konusunda hiç bir kuşku yoktur. Onlar Türklük için, Türkiye için can atmaktadırlar.

Türk olmanın daima onurunu, töresini ve gururunu yaşamaktadırlar. Bu topraklarda altı büyük devlet kuran hoşgörü getiren Türkler, günümüzde kendi topraklarında azınlık durumuna düşmüşler.

Dilleri, ırkları nedeniyle, topraklarındaki petrol,  tahıl, ziraat zenginliği yüzünden her türlü acı, işkence, asimilasyon politikasını yaşayarak, baskı, acı ve zulümler görmektedirler.

Birçok arazileri ellerinden alınarak Araplara, Kürtlere dağıtılmıştır.

Irak Türkleri eski dönemlerde olduğu gibi Saddam dönemi ve Amerika işgalinden sonra da ölüm kalım savaşıyla kendilerini var güçleriyle koruyorlar.  Suikast, cinayet, bombalama, fidye, kaçırma, göç ettirme, uzaklaştırma politikası arasında Türklüklerini inkâra zorlamaktadırlar.

Bu acı durum karşısında, Araplaştırma ve günümüzde Kürtleştirme politikasıyla kendilerini yalnız, kimsesiz hissederek ayakta kaldılar. Büyük acılar, özlemler, işkenceler, ayrımcılık, asimilasyon, katliamlar karşısında, şehitler vererek, gazi olarak, direnerek yaşadılar.

Dikkatli baktığınızda, Irak’ın cefasını en çok çekenin ancak sefasını hiç süremeyenin sadece Türkler olduklarını göreceksiniz.

Bu çilekeş insanlar, Irak’ta TÜRKMENELİ denen, MENDELİ, TELAFER, AZİZİYA gibi yerlerde, Irak’ın kuzey, güney, batı ve doğusunda yaşayan büyük aşiret ve oymaklar ile tanınan Irak Türkleridir.

Geniş, büyük bir bölgede yaşamaktadırlar.  Türkmenler hiçbir sorunun kaynağı olmadan, devlete karşı silaha sarılmadan yaşamaya gayret ettiler.  Amerika’nın Irak işgalinden sonra bile Irak’taki dengeleri değiştirebilecek ya da gelecekte sorun yaratacak talepleri olmamıştır.

Irak Türklerinin politikası, yılların verdiği alışkanlıkla savunma ve mevcut ana haklarını korumaktan öteye gitmemiştir.

 

Öteki milletlerle eşit olarak siyasi, kültürel, anayasal haklarına kavuşmak istiyorlar. Silaha sarılmadıkları ve sorun çıkarmadıkları için, kaybeden taraf her zaman Irak Türkleri olmuştur.

Saddam döneminden sonra Irak Türkleri, Anayasa’nın bazı siyasi, sosyal ve kültürel haklarını garanti altına almalarına rağmen TÜRKMENELİ hala tam olarak işgal altındadır.

Biz Irak Türkleri temiz, arı Türkler olarak Türk dünyası ve Türkiye’ye karşı büyük bir sevgi ve aşk beslemekteyiz.  Anadolu Türkleri ve tüm Türklerin, Irak Türklerine karşı duyarlılığı ve düşkünlüğü olduğunu da iyice bilmekteyiz.

Ve uzaktan olsa bile Türk milletinin yanımızda olduğuna inanıyoruz. Günümüzde Irak Türklerini tek ayakta tutan da sizlersiniz. Bizlere karşı olan bu ilginizi sevginizi asla unutmayacağız.

 

Âmâ bu acı günlerde ne olur gönlümüzden ayrılmayın! Siz de bizleri unutmayın kan kardeşlerimiz, can soydaşlarımız…

Avukat Sadun Köprülü
ITC Türkmen Araştırmaları ve Projeleri Koordinatörü
Irak Türkmen Cephesi Türkiye Eski Temsilcisi

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone