İslamcıların Derdi

KemalOnalir

‘İslâm vahdet dinidir’ yani birlik beraberliği öğütler.

Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)

Allah’a ve Resul’üne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)

İnkâr edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)

Vesaire, vesaire…

Ayet açıkken, akıl mantık çizgisi belliyken siz kimi kandırıyorsunuz diye sorarlar adama.

23.02.2014 tarihli Zaman gazetesinin eklerinden birinde aynen şu başlık vardı; ‘Anadilde eğitimi savunan Hoca Efendi çözüme nasıl karşı olabilir.’ Bölünmenin ilk aşaması olan anadilde eğitime Fettullahçıların bakışı buydu.

Geçen seçim döneminde, Kayseri’de bir imam eskisi HDP toplantısına katıldı. Biz her gün şehit cenazesi sayarken bu gereksiz herif; ‘Türkiye’de kürtçülük olduğunu düşünmüyorum. Dağa taşa ‘Ne mutlu Kürt’üm diyene? yazmıyorlar’ diyordu ve ekliyordu; ‘Kürtçe okutulsun. Neden okutulmuyor?’ Adı Mehmet Göktaş, söyleyeyim havaya sıkıyor sanmayın. Bu konuşmanın tamamı internette mevcuttur.

İHH nedense Kürt Raporu diye bir metin yayınlıyor. Metnin içinde Kürtlere tek bir öğüt yokken, canımızı dişimize takıp kurduğumuz devletimizden ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ yazılarını ‘derhâl’ sökmemizi istiyorlardı. Rapordan bir hafta sonra Al-Jazeera’ye konuşan bu derneğin nursuz başkanı; ‘Dindar Türkler Kürtleri anladı. Anadilde eğitime ses etmezler’ diyor.

Bizim Reis-i Cumhur’da bir sıkıntı var kardeşim. Bu adam ya çok saf ya çok saf. Öteki türlüsü ihanete girer. Bundan önceki danışmanı ‘Zaman’ gazetesinin başyazarı, af edersiniz Ermeni, Etyen Mahçupyan diye bir adamdı. O gitti Adnan Tanrıverdi diye bir adamı getirdi. Delilli, sabıkalı Türk düşmanı adamı tuttu kendine danışman yaptı. Memlekette adam kalmamış gibi böyle seçmece tipleri neden etrafına topluyor bilemiyorum. Bununda kırdığı ceviz kırkı geçmiş durumda; ‘Devlet resmi yazışmalarını Türkçe yapsın, -bakınız burası önemli- Kürtler ve diğer etnik gurupların anadilde eğitim hakkı verilsin’ dedi. Önemi nedir? İbarenin ‘Kürtler ve diğer etnik guruplar’ şekilde olmasıdır. Kürtler vurgusu dikkat çekicidir.

Görüldüğü üzere İslamcı camianın gayesi anadilde eğitim olmuş. Ne Arap ne Fars dünyasından herhangi bir âlimin çıkıp yapmadığı birlik çağrısını bizimkilerde yapmıyor. İslam’ın birlik beraberlik dini olduğu Cuma’dan Cuma’ya bizim cami cemaatine söylenip geri kalan günlerde unutuluyor.

Size deniyor ki; ‘Bak kardeşim biz bir haltlar yiyoruz ama sen bunları kurcalama. İslam birlik dini, sen ne karışıyorsun bu işlere. Himmet ve kurban parasını ver yeter’. Sizin hayır hasenat için hiç tanımadığınız adamlara verdiğiniz o paralar, memleketin bölünmesinde birinci adım olan anadilde eğitim meselesinde kullanılmak üzere harcanıyor.

Hayır işleyecekseniz önce komşunuzu doyurun. Üşengeçlik etmeyin. Kendi kurbanını kesemeyen Müslüman olur mu?

Sözün özü, İslamcıların en büyük hassasiyeti Kürtçe oldu. Başka İslam toplumu kalmamış gibi, elinde silahla beşikteki bebekleri öldürmekten imtina etmeyen kalleşlerin haklarını bu nursuzlar savunuyorlar. Buna pirim verende uyuşuk Müslümanlar.

Sorsanız İslam birlik dini ama bu birlik olma meselesi bir tek biz Türklere işliyor. Hep kafasını önüne eğmesi, ses etmemesi gereken bizmişiz gibi davranılıyor. Her gün öleceğiz, çoluğumuz çocuğumuz ölecek ama ses etmeyip anadilde eğitime müsaade vereceğiz.

Hadi oradan! Nursuzlar!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone