İtinizi Bağlayın!

KemalOnalir

Bugün adına Irak denen yer, zamanında 3 vali ile yönettiğimiz yerdir. Tarihte Irak-ı Acem ve Irak-ı Arap isimleriyle vardır. Irak- Acem, bugünün Irak devletini barındıran topraktır. Irak-ı Arap ise Suriye ve Lübnan bölgesine verilen isimdir.

Tarihin hiçbir döneminde Irak adında bir devlet olmamıştır. Irak ırkı, milleti, soyu, dili diye bir şey de yoktur. Bu devlet ki, ne kadar devlet denebilir tartışılır, I. Dünya Savaşı sonrası kurulan ‘Piç’ devletlerden biridir.

Kurulduğu günden bu yana, Türkmenleri asimile etmeye, yok saymaya ve yok etmeye uğraşmaktadır. Bir Türkmen, devlet kademesindeki görevinden uzaklaştırıldığına dair verilen evrakta; ‘Türkmen olduğu için işten çıkarılmıştır’ yazsını görmüştür.

Defalarca Kerkük, Musul ve Erbil’de Türkmenlere yönelik katliamlar gerçekleştirilmiştir. Türkmen aydınları toplatılıp hapislere atılmış, katledilmiştir. Bunun uluslararası literatürdeki karşılığı; ‘Soykırımdır’.

Türkmenlerin dili yok sayılmış, Türkçe eğitim hakkından mahrum bırakılmışlardır. Asırlık Türkmen yurdu Kerkük’de Peşmerge bayrağı asılmış, Bağdat hükümeti sesini çıkarmamıştır.

Saddam, Arap milliyetçisi, Arap irredantisti ve milli sosyalizmden yana bir adamdır. Büyük ülküsü tüm Arapları tek devlet yapmaktı. Baas Partisinin lideriydi. Diktatördü.

Bunlar bizim meselemiz değildir. Olayın bize bakan yönü, Körfez Savaşı zamanında bizim yurdumuza sürdüğü 3,5 Milyon Kürttür. Bunlar bugünün Türkiye’sini mahveden guruptur.

Kendisi sık sık ordusuna geçit resmi yaptırır, intihar komandolarının görüntülerini yayınlatır ve nükleer silahlarıyla övünürdü. En güçlü Arap ordusunun kendisinde olduğunu düşünür fakat İran ile tutuştuğu savaşı bile kazanamazdı.

2003 yılında ABD ordusu Irak’a saldırdı. Saddam’ın çok güvendiği ordusu darmaduman oldu, intihar komandoları kaçtı, komutanları teker teker ABD’ye biat etti ve kendisi lağım çukurunda bulunup asıldı. Çok güvendiği Nükleer füzelerinden halen haber yok.

Aradan yıllar geçti, IŞİD denen bir örgüt peyda oldu. Bunların Saddam’ın adamları olduğu söylendi. Liderleri çıkıp kendisini Halife ilan etti, önce Suriye, sonra Irak şehirleri saldırıya uğramaya başladı. Bu sözde Halife olan şebek İstanbul’a da gözünü diktiğini açıkladı.

2003 yılında ABD ordusuna karşı hiçbir varlık sergileyemeyen Irak ordusu 2014 yılına gelindiğine toparlanmış, modern bir ordu olmuştu. Danışmanları, kılavuzları ABD’ydi. Fakat atalarımız bir kez daha boş konuşmadıklarını ispatladılar. Kılavuzu karga olanın burnu necasetten kurtulmadı.

IŞİD, Haziran ayının hemen başında Irak’ın en büyük ikinci kenti olan Musul’a saldırdı. Bu saldırıyı 1500 militanla yaptı. Musul şehrini korumakla görevli olan polis ve askerlerin toplam sayısı ise 50.000’di.

Bu 50 bin ‘’asker ve polis’’ neredeyse tek mermi atmadan, teçhizat ve mühimmatını hatta araçlarını bile bırakıp kaçtılar. Musul kenti 5 günde, 1500 militan tarafından IŞİD’in eline geçti.

Musul Merkez Bankasındaki 430 Milyon Dolar para IŞİD’in oldu. Musul’da bulunan binlerce tarihi eser kaçak yollarla satılıp IŞİD’e kaynak oldu. Musul petrolü halen bu örgütün maddi kaynaklarındandır.

Bakınız bu olay 2014 Haziran’ından beri böyle. En büyük ikinci kenti terör örgütü tarafından işgal edilen bir ülke ile karşı karşıyayız. Ve bu ülkede ‘İbadi’ diye çağırılan, başbakan sıfatını taşıyan bir yaratık, ikide bir Türkiye aleyhine açıklamalarda bulunuyor.

Yıllardır kayılmadık yeri kalmamış bu şahıs şimdi namusunu koruma peşine düşmüş, ne hikmetse ilk paçasına saldırdığı ülke, kendilerini dünyanın sayılı kültür merkezleri arasına sokan ve hiçbir art niyeti olmayan Türkiye olmuş.

Kendi şehrini 1500 teröristten koruyamayan adamlar bize posta koyuyor. Dış politikada destan yazdığımız günleri yaşıyoruz.

Fakat İbadi’nin bu havlaması kendi başına yapacağı iş değil. Kapıdaki iti bildiğimiz gibi sahibini de biliyoruz. Şimdi bu iti yallayana diyecek tek söz var; ‘Bağlayın, ezmeyelim’

Gerisi bizim iç meselemiz. Bu devran hep böyle sürmez elbet.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone