Kahvehane Sohbetleri-2

Mahmut Abiyi kovdum. Kafam kulağım rahat. Geceli gündüzlü başımı ağrıtan, beni güncel meselelerin sahte dünyası içine sokup yanlışların içine sürükleyen biri artık yok. Bundan sonra Bilderberg’e çağırsalar gitmem. Davos’ta konuş, deseler dilimi keserim. Moderatör de dahil olmak üzere herhangi bir şeyin Ermeni olanına bakış açımız zaten belli.

Biz asıl olandan uzaklaşmayalım. Aslına döndüremediğimizden de uzaklaşalım. Kahvede dönen sohbetlere bakın:

-Bozkurt mu? Rabia mı?

-Müslümanız, Rabia.

-Türk’üz, Bozkurt.

-Halkların ortak çocuğuyum ben de abi, ne simgem var ne bayrağım.

Sinsiye bak! Hücre evinde “Burjuva kalesi” diyor, sonra kaleyi içten fethetmeye kalkıyor. Sonra kahvehanenin sahibi Şefik Abi “Dükkanın kapısı kilit tutmuyor.” diye ağlıyor. Nasıl tutsun? İçeride soysuz var! Mevlana hoşgörüsü de bir yere kadar, Şefik Abi…

Önce dinim diyen de, önce ırkım diyen de, ikisi de aynı diyen de aynı yanlışı yapıyor. Her davanın bir özü, bir aslı vardır. İnsanlarda olduğu gibi. Saç, bıyık, el, kol şekildir. İnsanın özü ise ruhudur. Aynı şey dava için de geçerlidir. Dışarıdan bakınca bir Bozkurt var, bir Çift Başlı Kartal var, bir sarkık bıyık var ama içinde ne var? Bunu merak edip içine giren kaç kişi var? Elbette Türk ülküsü, Türk davası çözümdür. Fakat bunları yaşamayınca kişioğlu hiçbir şey elde edemez. Sadece şekille kalır.

Yoksa Türk yazılı tişörtlerin sayısı, Türk bilinçli gençlerin sayısından fazladır. Ama o tişörtü üretenler iflas etmiyorsa, şekle takılanlar sorgulama yapmak zorundadır.

Kahveye her gün her yaştan milliyetçi olduğu iddiasında olan birçok insan geliyor. Ama benim arada sırada sohbet ettiğim, bundan da keyif aldığım tek bir kişi var, o da Cenk’tir. Cenk, Türklük bilincinde, inandığı davasında samimi bir akranımdır. Adı da güzeldir. Görüşleri sola yatkın olduğu için özellikle dayıların kaynana bakışlarına maruz kalıyoruz. Cenk gidiyor, namert meydana çıkıyor her zamanki gibi:

-Sen nasıl Türkçüsün yeğenim?

-Tamam Dayı. Gel seninle sohbet edelim.

-Edelim tabi ya. Türklük bedenimiz İslamiyet ruhumuz bizim. Ruhsuz beden ceset olur.

-Aynen Dayı. Levon Dabağyan da cesetti, değil mi?

-Olur mu öyle şey!

Gırtlağına yapışacak neredeyse…

-Dabağyan milliyetçidir! Türk’üm, diyen herkes Türk’tür!

-Gagauzlar Türk müdür?

-Müslüman olsalar iyi olur…

-Tuvalılar Türk müdür?

-Müslüman yapmak lazım…

-Dabağyan Türk müdür?

-Türk’tür!

Bir anlık duraksama, bir anlık sorgulama ve sonra her zaman olan şey…

-Yeğenim hele anlat şu Türkçüleri de bilelim.

İşte davanın aslı budur. Hastahanede olabilirsin. Kahvehanede olabilirsin. Dosthanede olabilirsin. Misafirhanede olabilirsin. Hastaya da doktora da, dayıya da yeğene de, dostuna ve onun dostuna da, ev sahibine ve onun komşusuna da davayı anlatmakla yükümlüsün. Özüne çağırdığın insanın vereceği cevaptan korkma.

Ruhunu sars, kendine dönsün.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone