Kanun!

Su, deniz seviyesinde 100 santigrat derecede kaynar. Hiçbir enerji yoktan var olmaz, var olan enerji yok edilemez. Bir üçgenin iç açılarının toplamı 180’dir. Isıtılan metaller genleşir. Serbest bırakılan bir cismin düşme hızı, kütlesiyle doğru orantılıdır.

Dil yani lisan, yaşayan bir yapıdır. Gelişir ve değişir. Tarihi olaylar kendi dönemlerinin şartlarına göre tahlil edilir ve değerlendirilir.

Bir sayının 0 ile çarpımı daima 0, 1 ile çarpımı daima sayının kendisidir.

Bunlar birkaç temel ‘kanun’dur. Bilimsel yöntemlerle tespit edilmişlerdir. Bilimsel, çevrelerde kabul görmüş şeylerdir. Sabittirler değişmezler.

Bunların yanında bir takım yargılar vardır. Bunlar kişiden kişiye göre değişirler. Fizik konusunda bu tip örnekler pek çoktur. Sosyal bilimlerde de görülebilirler. Tüm bu alanların toplamından daha fazlası ise gündelik hayatta bulunur.

Anlaşılması için bir kaç örnek vereyim. Tarih ilmi, tarafsız mıdır? sorusunun cevabı birçok kişiye göre farklıdır. Tarafsız olmalı denilir ama hemen her tarihçi kendi milletinin mazisini araştırır. Aborjin tarihini araştıran Hırvat tarihçi yoktur. Türk tarihçileri Aztek/Maya uygarlıklarını pek önemsemezler. Bu durum ilk tarafgirliktir. Daha sonra tarihi olaylarda kendi milletini savunma olayı ortaya çıkar. Ermeni meselesi bu konuya en güzel örnektir.

Gündelik yaşamda önümüze çıkan meseleleri herkes bir şekilde yorumlamaktadır. Siyasi veya başka konular olması fark etmiyor. Herkes kendince bakış açıları geliştirip olayları yorumluyor. Geçen akşam oynanan maçta yaşanan bir pozisyon üzerinden saatlerce tartışılabiliyor.

Tüm bu örneklerden sonra gelmek istediğim nokta siyaset veya başka bir polemik değil. Kanun ve yargı açıklamaları üzerinden herhangi bir Türk’ün neden Türkçü olması gerektiği meselesidir.

Konu dağılmadan belirteyim ki Türk’ün Türkçü olması gerektiği hususu, yargı değil kanundur. Kişiden kişiye değişecek yorumlar, bu konu üzerinde yapılamaz. Bu, budur.

Millete rağmen yapılan Türkçülük, mevcut durumda yeterince zorken, vatanımızın dört tarafı farklı ideolojilerin mümessili olan terör örgütleriyle doluyken, Türk milleti günden güne yoksullaşırken, eğitim sistemimiz günden güne kötüleşirken, Türk milletinden olup da boşta durmak gibi bir lükse kimse sahip değildir.

Tarih bize gösteriyor ki Türkçü olup kurduğumuz devletleri, rüşvetçi, uyuşuk, hümanist, kibirli, solcu, İslamcı, komünist, sağcı olup yıkıma götürüyoruz. Buradan alınacak ders, Türkçü olduktan sonra Türkçü kalmamız gerektiğidir. Yumurta kapıya dayanana kadar ses etmeyen, ayranı kabarmayan bir millet olan Türkler, artık fıtratı değiştirmek zorundadır. Bu durum bu haliyle devam ettiği sürece sıkıntılar, düzelmeyecek, kalıcı çözümler bulunamayacaktır.

Yarının Türkçüsü tüm bunları göz önüne alıp buna göre hareket etmelidir. ‘Türk, Türkçü olur, Türkçü Yaşar ve Türkçü ölür’ kaidesi artık kanun olmalıdır.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone