Genel

Şeyh Sait isyanının bastırılmasından hemen sonra, 27 Nisan 1925 tarihinde, Başvekil İsmet İnönü, Vakit Gazetesi’ne verdiği beyanatında aynen şunları söylüyordu: “Milliyet tek birleştiricimizdir. Diğer unsurlar Türk çoğunluğu karşısında etkileme gücüne sahip değildir. Vazifemiz Türk vatanı içinde bulunanları derhal Türk yapmaktır. Türklere ve Türkçülüğe muhalefet edecek unsurları kesip atacağız. Vatana hizmet edeceklerde arayacağımız nitelikler her şeyden […]

Devamını Gör

3. Sayı-  Ümitlerimiz Kırık Değildir. Değerli Türkçüler; Ötüken’in yeni sayısını takdirlerinize sunmanın gururunu yaşıyoruz. Atsız Beğ’in son mücadele cephesini devraldığımızı ve en uzun soluklu Türkçü yayını devam ettirmek gibi zorlu bir işin altına girdiğimizin şuuruyla, elimizinden gelenin fazlasını yapmak azmiyle yolumuza devam ediyoruz. Türkiye’mizin, artık mide bulandıracak bir rezilliğe ulaşmış gündelik siyasi oyunlarından, kişilik erdemlerinden […]

Devamını Gör

2. Sayı – Yeşermesi Ektiğimiz Tohumun Haktır Hüseyin Nihâl Atsız Bey’in uçmağa varışından yıllar sonra, yeniden alevlenen Ötüken Dergisi ateşinin, çıktığı bu uzun yolculukta 145. sayımızla karşınızdayız. Yeşermesi dileğiyle ektiğimiz tohumların, yarının Türklüğünde nasıl bir büyüklük arz edeceğini bilmeden, günlerimizi ve gecelerimizi ve emeklerimizi Türklük sevdasına hibe etmekten bir an bile geri durmayacağız! Ötüken Dergisi […]

Devamını Gör

1. Sayı – Atsız’dan Miras Ötüken Dergisi 144. Sayısı Münâsebetiyle; 1964 yılında yayın hayâtına başlayan ve Atsız’ın uçmağa varışına dek süren Ötüken Dergisi, uzun bir aradan sonra 144. sayısıyla yayın hayâtına kaldığı yerden devam etmektedir. Ömrünün en çileli yıllarını yaşadığı sıralarda -bütün ömrünün çile içerisinde geçtiği gerçeğini göz ardı etmeyerek- Türkçülüğün düzenli bir yayın organına […]

Devamını Gör

İnsanları soylarına göre ayırdığımızı her vesileyle dile getiriyor olmamıza rağmen, böyle bir hissi daha önce hiç yaşamamış olanlar, bunun asıl amacımızı gizlemek için kullandığımız bir perde olduğu zannına kapılıyor. Türkçülük, insanlık tarihini milletler penceresinden gören, meseleleri ve çözümlerini milliyet prensibine göre tespit eden bir davadır. Din, insanın doğuştan gelen içgüdülerinden, tapınmak( tedeyyün) içgüdüsüne cevap verdiği […]

Devamını Gör

Bizim lehçemizde, Kafkasya Türklerinin genelinde kullanılan bir kelime var; biz bir hareketin iyi şeklini, doğru halini, olması gereken biçimini “töreli” kelimesiyle ifade ederiz. Büyüklerimizin nasihâtleri, terbiye edenimizin uyarıları hep bu kelimeyle başlar. Töreli otur, töreli giyin, töreli oku, töreli ye, töreli iç… vs. Bir nesnenin, hareketin iyi-kötü, güzel-çirkin, yakışıklı-yakışıksız halleri her kişiye göre olduğu gibi […]

Devamını Gör

Ahlâk, kelime anlamı itibariyle çeşitli şekillerde tarif edilebilir; zira kaynağı yönünden farklılıklar arz eder. Bizim açımızdan önemli olan terim anlamıdır. Türkçülük, bütün değerleri milliyet yönünden izah ettiği için, bizim anladığımız ahlâk da kaynağını milletten alan ve çerçevesini milletin belirlediği, yazılı olmayan fakat milletin her ferdini bağlayan kurallar dizinidir. Ziya Gökalp “Kişi dünyaya geldiği zaman sosyal […]

Devamını Gör

Yeryüzünde bir alana toplanmış her insan yığını toplum kelimesinin karşılığı değildir. Topluluk oluşturmak için, kaza-kader bir şekilde yan yana bulunmak, “süreli” bir menfaate dayalı amaç uğrunda sıkışık şekilde durmak yeterlidir. Toplum olmak içinse bunlardan çok fazla etken bulunmalıdır. İnsan yığınının, toplum olarak anılabilmesi için; yığılanların ortak ülkü, ortak kurallar ve ortak duygularla bağlanmış olması gerekir. […]

Devamını Gör