Kim Vatan Haini?

Binali Yıldırım; ‘OHAL 2017 yılında bitecek, 2019’a kadar da seçim meçim yok’ diyeli birkaç ay olmuştu ki referandum yapılması kararlaştırıldı. Daha seçimin tarihi belli olmadan doğrudan propaganda dönemine geçtiler.

Hayatımıza ‘İce Bucket Challenge’ denilen olayla giren video ile propaganda usulü eski futbolcu Rıdvan Dilmen’in öncülüğünde bu mesele için de tezahür etti. Dilmen, Türkiye Futbol Federasyonu başkanlığı için aday olacakmış. Şimdiden hayırlı olsun.

Rıdvan Dilmen’in başlattığı kampanyaya birkaç futbolcu, bakanlar ve diğer meslek dallarından kimseler dâhil oldu. Daha seçime çok var, büyür gider. Tuğçe Kazaz, Fatih Tezcan ve Abdullah Öcalan’ın videolarını beklemiyor değilim.

Geçelim…

15 Temmuz meselesinde sonra, siyasilerin üslubu kısa veya uzun vadeli olarak değişti. Bunlar ilk önce kucaklaştılar, sonra bir kısmı tekrar birbirine düşman oldular. Siyasetçidir dedik, geçtik. Normal karşıladık.

Malum süreçte ortak bir dil benimseyenler; ‘İnsanları kamplara bölmeyin, ayrıştırmayın, ikilik çıkartmayın’, ‘Biz hep birlikte Türkiye’yiz’ gibi söylemleri sık sık kullandılar. Fakat Anayasa meselesi gündeme gelince işin rengi değişti.

Toplumu bir bütün halinde tutmak istediğini söyleyenler, daha tarih belli olmadan ‘Evetçiler ve Hayırcılar’ olarak toplumu ikiye böldüler bile.

Zaten 15 Temmuz’dan sonra hükümetin karşısında olmak en iyisinden ‘vatan hainliği’ halini almıştı. Ne derlerse ‘eyvallah’ çekilmeli, ne yaparlarsa ‘doğru’ kabul edilmeliydi. Çünkü onlar terörle mücadele ediyordu. ’15 yıldır ülke onların elinde. Neden şimdi?’ diye soramıyordunuz. Yoksa siz FETÖ’cü müsünüz?

Şimdi de seçim dönemi geldiği için tavırlar değiştiriliyor. Yılların taktiği olan gri propaganda yeniden uygulanmaya başlıyor.

Neymiş? ‘Hayır diyen PKK ile aynı safta olurmuş.’ Apo denilen maymun yıllar önce ‘Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz’ demişti. Bunu ne yapacağız?

12 Eylül referandumunda TKP yani Türkiye Komünist Partisi başta olmak üzere bütün sol örgüt ve partiler HAYIR demişti. Aynı oylama da HAYIR diyen bir parti daha vardı. Adı da MHP’ydi.  Yukarıdaki hesaba göre MHP Komünistlerle aynı davayı gütmüş mü oluyor?

O seçimde BDP formatıyla söz hakkı olan ama boykot kararı alan bugünün HDP’si hayır deseydi, MHP duruş değiştirecek miydi? Veya biz boykot yapınca AKP’ye çalıştığımızı iddia edenler o zaman neden bunu dile getirmediler?

PKK, DHKP-C hatta Fetullah’ın köpekleri tövbe etse, devletin zararına iş yapmayacağını söyleyip bu seçimde de ‘EVET’ diyeceklerini açıklasa, ‘HAYIR’ diyenleri vatana ihanetle suçlayanlar ne yapacaklar?

Bir elinde 40 adamı çevirmiş olanlar, vatana ihanet etmeyenlerin(!) verdiği oylarla yetkileri kuşanıp, Türkiye’yi 36 etnik unsura paylaştırınca, ‘kandırıldık’ mı diyeceksiniz? Öyleyse şimdiden milleti hazırlayın. O gaz sandıkla çıkmaz.

Son olarak dünyanın en demokratik ülkesi olduğumuzu iddia ediyorsunuz. Darbe durdurup, milli iradesine sahip çıkan milletimizle övünüyorsunuz. Pekâlâ, neden o milletin önüne sunduğunuz iki seçenekten sizin işinize gelmeyeni seçenlere hain muamelesi yapıyorsunuz? Bu tutumu hangi demokrasi kitabında okudunuz, hangi demokratik ülkede uygulamasını gördünüz?

Madem ‘HAYIR’ demek vatan hainliği oluyor, böyle bir seçenek neden var? HDP ile bir olmak, HDP için çalışmak vatan hainliği ise, bu şer yuvası neden açıktır, bunun başarısı için uğraşanlar neden serbesttir?

Bizim kararımızdan veya ‘HAYIR’ diyenlerin hainliğinden önce ‘EVETLEDİĞİNİZ’ grubun geçmişine bakın. Takınılan tavrın mahiyetini iyi tahlil edin.

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone