Kimin Doları Daha Kıymetli?

Son günlerin en çok konuşulan konusu dolar ve avronun rekor üstüne rekor kırıyor olması. Yeni uydurdukları söylemiyle ‘Milli Paramız’ yani ‘Türk’ lirası yabancı paralar karşısında her gün biraz daha değer kaybediyor.

Bütün devlet erkânı ve ekonomi yorumcularının mutabık kaldığı noktalar var. Bu durumun sadece bizde değil, tüm dünyada böyle olduğu veya yabancı ülkelerde yaşanan gelişmelerin bu durumlara sebep olduğu gibi düşünceler ön plana çıkıyor.

Herkes haklı, hepsi doğru. ABD seçimleri, AB meselesi, Rusya, Çin, İngiltere falan filan. Zaten mesele de burada başlıyor. Önemli olan etkilenmeyecek ülkeler arasına girebilmekte ama hiç kimse hedefimiz budur demiyor. Beklentim de yok açıkçası. Etkilenmeyen var mı diye soracak olursanız, Almanya ve İngiltere etkilenmedi. Aklınızda bulunsun.

Velhasıl bizim ‘devlet büyüklerimiz’ yine çözüm arayışına girdi ve ilginç fikirlerle parlak çözümler buldular. Bir önceki krizde olduğu gibi bu seferki krizinde içimizden değil, teğet geçeceğini söylediler. Yatırımcılara; ‘Durmayın, yatırmaya devam edin, size bir şey olmaz’ diye eklediler.

Buldukları çözümler ise ‘benim’ diyen ekonomi uzmanını dumura uğrattı, ülkemiz üzerinde oyun çevirenlerin aklını başından aldı. ‘Dükkânları yabancı parayla kiralamayın’ denildi, ‘Dövizinizi altına çevirin’ tavsiyesinde bulunuldu. Ve son öneri Ortadoğu’da tüm kartların yeniden dağıtılmasına sebep oldu. ‘Yastık altında döviz saklamayın. Bozdurun’ emri verildi.

Esnaflarımız, döviz bozdurma makbuzu’ karşılığında ücretsiz hizmet vermeye başladı. Döviz bürolarının önlerinde en fazla 2-3 bin doları olanlar uzun kuyruklar oluşturdu.

Fakat!

Hiç kimse; ‘Yahu reis mühim değil. 2 bin dolar köpeğin olsun ama sen kaç bin dolar bozduracaksın?’ diye sormadı. Çünkü bunu sorması gereken muhalefet partilerinden birisi HDP’lilerin yasını tutuyordu, diğeri ise ‘devlet zor günler yaşıyordu’ muhalefet yapamazdı. Sırası değildi.

Wikileaks olarak bilinen ve zaman zaman siyasilerin maillerini yayınlayan grubun yayınlarına göre Erdoğan’ın İsviçre Bankalarında 800 milyon doları varmış. Cumhurbaşkanlığı zamanı yaptığı mal beyanında 200 bin doları vardı. İlk ihtimal daha gerçekçi gibi duruyor. 14 yıldır tanıdığımız siyasetçi sonuçta.

Erdoğan’ın büyük oğlu Bilal’in servetini hesaplamaya çalışmışlar. Hesaplayamamışlar. Tahminen 300 milyon avro diyorlar. Küçük oğlu Ahmet Burak’ın işlerine ve kendisine ise akıl sır ermiyor. Babasına 500 bin TL borcu var. Başka bir bilgi yok. Pırlanta işinde olduğunu ve Türkiye’de pırlanta ticaretinden vergi alınmadığını biliyoruz.

17-25 Aralık hadisesi sırasında yüklü miktar dolar ve avro elde edilmiş fakat bu paralar faiziyle iade edilmişti. Bu yeterli görülmeyip Reza Sarraf’a Numan Kurtulmuş’un eliyle ödül bile verilmişti. Bu meselenin en büyük takipçisi olacağını söyleyen Bahçeli ise bu konuyu artık kurcalamıyor. Sırası değil.

Erdoğan’lar ailesine en son katılan damat Berat Albayrak’ın CEO’su olduğu Çalık Holding’in mal varlığı 1,3 milyar dolar. Güzel para.

Türkiye’nin sanayicisi, iş adamı, tüccarı ve bilumum zenginlerinin dolar miktarını toplamaya matematik bilgim yetmedi. Merakı olan araştırsın.

Yani sözün özü, garibanın bozduracağı 3-5 dolarla bu iş çözülmez. Türkiye’de geçerli yatırım aracı zaten altındır. Ticaretle uğraşmadığı sürece kolay kolay kimse döviz biriktirmez. Türk milleti oynak şeyleri sevmez.

Seçmen olarak başkaldırdığınız, isyan ettiğiniz, hesap sorduğunuz bir şey yok. Bari düşünün kardeşim. Tahtını kurtaran siz, aylık bilmem kaç bin lira maaşı cebine koyan siz, aldığınız herhangi bir malın ÖTV’sine KDV ödeyen siz, tahsil edemediği faturaları bile siz ödüyorsunuz, bütün bunlara rağmen hesap soramıyorsunuz, hiç yoktan düşünün.

Bu kadarına hakkınız var. Paranızda cebinizde dursun. Siz bu vatanı seven insanlarsınız, bakalım seçtikleriniz ne kadar seviyor. Bırakın önce onlar ispatlasın. Kimin doları daha kıymetliymiş biz de öğrenelim.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone