Kırkpınar’dan Amerika’ya: Adalı Halil

Dünkü yazımda dönemin ABD basının’da çıkan haberleri ilk kez gün yüzüne çıkararak milli pehlivanımız Koca Yusuf’u anlatmıştım. Bugün yine Kırkpınar’dan Avrupa’ya, oradan da Amerika’ya uzanan bir diğer başarı öyküsünü, Adalı Halil’i anacağız.

Adalı Halil 1871’de Edirne’nin Adaiçi bölgesinin Kilise köyünde dünyaya geldi. İlk güreş eğitimini dönemin ünlü pehlivanlarından olan babası Kara Mehmet’ten aldı. Yaşı ilerleyip boyu kilosu gelişmeye başlayınca Kırkpınar’ın 26 yıl baş pehlivanlığını yapan, meşhur Kel Aliço’ya çırak oldu. Adalı Halil dün bahsettiğimiz meşhur Koca Yusuf ile de güreşmiş ve onun da sırtını yere getirmişti. (Bu bilgi kesin değildir. Dönemin ABD gazeteleri bunun böyle olduğunu söylemiştir.)

Osmanlı topraklarında rakibi kalmayınca 1898 yılında Kurtdere’li Mehmet ile birlikte Avrupa’ya gitti. Avrupa’da da dönemin ünlü güreşcileriyle mücadele etti ve hepsini kazandı. Koca Yusuf’un yolundan giden Halil, Amerika’ya geldiğinde basın ona “Sultan’ın Aslanı” lakabını takmıştı.

The San Francisco Call gazetesi 6 Kasım 1898 tarihli haberinde Halil’in gelişini şöyle duyurmuştu: “SULTAN’IN ASLANI ÜLKEYE GELDİ – Korkunç Türk’ü (Koca Yusuf’u) yendi ve şimdi Amerika’nın güreşcilerine meydan okuyor” Gazetenin alt başlıklarında “Onun muhteşem becerileri ve kasları Avrupa’da bilim adamlarını şaşırttı.” şeklinde Adalı’yı övercesine ifadeler vardı. Gazetenin haberinde ise ilk önce Koca Yusuf’tan, onun başarılarından ve üzücü kaderinden bahsettikten sonra, Adalı’yı ondan daha güçlü bir pehlivan olarak tanıtıp “Ülkesinde daha önce hiç yenilmeyen” bir pehlivan olduğundan bahsetmişti.

Adalı’nın menejeri Antonio Pierri ile de röportaj yapan gazete, menerjerden aldıkları bilgilere  göre Halil Yusuf’u 1893 senesinde Edirne’de dört saat süren bir mücadele sonunda yenmiş büyük bir pehlivan olduğunu belirtmişti. Gazete Yusuf’u çok iyi tanıyan Amerika halkına Halil’i Yusuf ile karşılaştırarak, güreşlerinden kesitler vererek uzun uzadıya anlatmış, Antonio Pierri’nin anlatımlarına uygun olarak da Koca Yusuf ve Halil’in karşılaşmalarını tasvir eden resimler eklemişlerdir.

Amerika’da büyük bir heyecanla beklenen Halil’in maçları için biletler günler öncesinden tükeniyordu. Yusuf’un karşılaşmalarından büyük keyif alan Amerikalı’lar ondan daha iyi bir pehlivanın geldiği haberini duyunca maçların yapılacağı salonlara akın etmişler ve karşılaşmalar 250 kişilik salonlarda bile minimum 300 seyirci tarafından izlenmiş. Amerika’da gücüyle, görünüşüyle ve güreşleriyle büyük bir şöhrete kavuşan Adalı Halil’in iştahı bile haber konusu oluyordu.

The San Francisco Call gazetesi 8 Nisan 1900 tarihli sayısında Halil’in yediği yemeğin miktarını haber yapmıştı. “Muhteşem bir güçle ve iştahla kutsanan Halil Adalı Cosmopolitan Otelde kalmaktadır…” diye devam eden haberde Halil’in gücünden, rakiplerine yönelik üstünlüklerinden bahsedilmiştir. Sürekli Yusuf ile kıyaslanan Adalı Halil, onun hakkında ABD basınına tek bir kelime dahi etmemiştir.

Amerika’da pek çok güreşci Halil ile güreşme fırsatı bulmuştu. Sadece tek bir yenilgisi olan Halil tüm rakiplerini yere sermeyi başarmıştı. Grekoromen güreşin öncülerinden olmakla birlikte güreşi uzatmayı da sevmezdi. Chicago’da yaptığı bir güreşte kaçak güreşen rakibine kızarak, rakibini sarmış kaburga kemiklerini kırmıştı. Kaburgaları kırılan kişi ise zamanın ustalarından Tom Jenkis’ di. Ona ne olduğunu sorduklarında Tom Jenkis şu cevabı vermişti; “Ne oldugunu anlamadım. Sanki üzerime bir duvar devrildi.” Dört kaburga kemiği kırılmasına ragmen Tom maçı terketmemiş, resmen yenilene kadar mücadelesini sürdürmüştür. Daha sonra ise aylarca sakatlığının geçmesini beklemiş, uzun süre güreşememiştir.

Adalı Halil Amerika’da sadece Amerikalılarla değil pek çok ırktan güreşcilerle de güreşmiştir. Bunların en kolay geçenlerinden biri ise Rus rakibiyle yaptığı güreşdir. O dönem Osmanlı Devleti’nin Rusya ile sıkıntılı zamanlar geçirmesinin üzerine bu tür galibiyetlere Osmanlı gazetelerinde de geniş yer verilmiş ve Türk Milleti’nin gururu okşanmıştır.

Halil tek mağlubiyetini ise Yusuf’un daha önce bire birde yendiği Burns ve Jack Rooney’den almıştır. Halil yenilmiştir çünkü iki ünlü güreşciyle peşi sıra güreşmeye çalışmıştır. Halil’in kazanması için iki güreşciyi de iki seferde 90 dakikada minder dışına atması gerekiyordu. Halil, Rooney’i ilk 30 dakika da minder dışına atmış, Burns’ü 8 dakika 28 saniye de atmıştı. İkinci oturumda ise Rooney’i 2 dakika 40 saniyede minder dışına atmış fakat Burns Halil’e 90 dakika dayanmayı başarmıştı. Böylelikle Halil mağlup sayılmış fakat New York Times’ın değerlendirmesine göre birinci sınıf güreşci olduğunu bir kez daha ispatlamıştır.

Halil yurda döndükten sonra 18 yıl Kırkpınar Baş Pehlivanlığını muhafaza etmiştir. Ustası kel Aliço 70 yaşına geldiğinde ustasıyla yaptıkları karşılaşmayı ustasına kaybetmiştir. Oğlu Mustafa da bir süre pehlivanlık yapmasının ardından Atatürk’ün faytoncusu olmuş ve Mustafa Kemal’in ölümünden sonra hayatını Silivri’de sürdürerek “Sinop” soyadını almıştır.

Edirne’de 1927 yılında vefat eden Adalı Halil’in kabri, Kasımpaşa Camii önünde bulunmaktadır. Geleneksel Kırkpınar güreşlerine katılan pehlivanların, güreş başlamadan önce Adalı Halil’in kabrini ziyaret etmeleri gelenek halini almıştır.

Milletimizin yetiştirdiği büyük şahsiyetlerden biri olan Adalı Halil’in aziz hatırasını yad etmiş olmayı umuyoruz. Onun kendi alanındaki azim ve başarılarının Türk Gençleri tarafından örnek alınmasını ve böylelikle milletimizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkaracak çalışmaları özverili bir şekilde yapmalarını temenni ediyoruz.

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone