Kısmetse Bitin!

İnsanlar için mühim bir müessese olan aile kurumunun suyu çıktığından (!) televizyonlar bu konuya el atmayı ihmal etmedi. Evli olanı birbirine düşürmek, komşunun yüzüne gülüp arkasından sövmek, her yaştan insanı ekrana çıkartıp evlendirmek gibi konulara sahip yayınlar moda oldu. Millet bu durumu yadırgamadı; yadırgamak bir kenara dursun, bundan kazanç sağlayan bile var. Yevmiyeli seyircilik, bugünün en çok tutan mesleklerinden… Adına “şakşakçılık” dersek tarihi bir meslek hatta… Modern (!) toplumun en önemli özelliğidir: Bir işaretle “şakşak”, bir işaretle “yuh”, bir işaretle “hüngür hüngür”… Güya uzay çağına gelmişiz ama kafalar Jüpiter’i geçmiş durumdadır. Kendi acizliğinden bihaber modern insanın en önemli marifeti, geçmişin temiz ve çalışkan insanlarını, onların adetlerini aşağılamaktır.

Kendini hür iradesiyle televizyon karşısında hipnoz edeni nasıl değerlendireceğiz peki?

Küçük bir çocuğun en fazla üç dakikada anlatılıp bitirilen bir masala inanması büyükler için neşe kaynağıdır. Büyüklerin televizyon karşısına geçip güya evlenemediği için kısmetini programlarda arayan genç, güzel, yakışıklı, iyi giyimli insanların tiyatrosunu izleyerek kendini hipnotize etmesi de çocuklar için dramdır.

“Türkiye’nin en iyi sesini seçelim…”

Ne? Nasıl?

Yabancı şarkı söylemekten Türkçe’yi unutan insanların acaba kaç tanesi yarışma kazandıktan sonra milleti hatırlıyor? Söyleşilerini inceleyin: “Hayranlarım beni bunaltıyor!”, “Sokağa çıkamıyorum!”, “Rahatsız oluyorum!”

Yok ya!

Böylesinin düşüncesi şudur: “Ben zaten doğuştan mükemmelim. Çok yetenekliyim. Bu ülke için bulunmaz Hint kumaşıyım. Tabi beni seçecekler…”

Türk kumaşı olmadığın kesin!

Türk kültürü için, Türk dili için ömrünü feda eden nice tanınmayan sanatçılarımız var. “Türkiye’nin en iyi sesini seçiyoruz.” iddiası o sanatçılara bir hakarettir. Türk kültürüne saldırmaktır.

Program başı para verilerek televizyonlara çıkarılan para ve şöhret düşkünlerini evlendirerek insanlara hizmet ettiğini iddia etmek, geleneklerini unutmayan, aile olma bilincine sahip 40 yıllık evli aksakal-ak nene çiftlerine hakarettir.

Yarışma yaparken evli çiftleri birbirine düşürmek, aralarına fitne sokarak milleti eğlendirmeye çalışmak, hatta yarışmaya “kıskançlık” duygusunu dahil etmeye uğraşmak da doğrudan milletin temeli olan aile kurumuna saldırmaktır. Yani ihanettir!

Eskiden terör, toplumsal hayatın olağan akışında sürmesini istemiyordu. Artık terörün beklentisi, toplumsal hayatın olağan akışında sürmesidir. Çünkü olağan akış dediğimiz şey, insanların üç dakikalık acı duyması ve samimiyetsiz tepki vermesinden sonra eğlenmeye ya da hipnoz olmaya devam etmesidir. “Terörü güldürmeyelim.” derken teröre kahkaha attıranlardan uzak durun.

Köstekli saatlerin yerini televizyonlar aldı; her evde hipnoz halinde insan var. Zombi teorileri gerçek oldu, siz hala bilimin ölüyü diriltmesini bekleyin. Bilim diriyi ölü gezdiriyor, kimse farkında değil…

Toprağın altında kefensiz yatanlar, toprağın üstünde türlü soytarılıklar yapanlara karşı haykırıyor. “O ses”, artık “kısmetse bitin!” diyor.

Bitirmek hipnoz olmayanların elindedir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone