Komünistleri Özledim!

Zamanında saatlerce tartıştığım, broşür dağıtırlarken broşürlerini yırtıp kafalarına attığım, sırf zat-ı şahanelerine laf yetiştirebilmek için Karl Marx’ın 3 cilt Das Kapital’ini okuduğum komünist, vatan haini, millet düşmanı mantık yoksunlarını özledim.

Karşınızdaki kitleyle en azından bir şeyler konuşabiliyordunuz. Okuyorlardı. Mizah anlayışları vardı. Derslerde birbirinize ince esprilerle laf sokabiliyordunuz. Mesela, derste hararetli bir ideolojik tartışma esnasında komünist kişinin size hafiften hak verdiğini anladığınızda “Aha uçak sallanmaya başlıyor.” dediğinizde şahsın arkadaşları bile bunu anlayıp gülebiliyordu.

Size broşür vermeye çalışan feminist aktivistin broşürünü yırtıp suratına attığınızda ve buna kızıp “bayan” olmasından da güç alarak üzerinize doğru gelmeye başladığında “Şşşt! erkeğin gelsin.” deyip, feminist şahsı kudurtup arkanızı dönüp gidebiliyordunuz.

Yürüyüş yapacakları esnada slogan ata ata alanı basıp kim var kim yok polis gelene kadar dövebiliyordunuz. Dayak yediği için derse gelemeyecek olan sınıfınızdaki komünistin arkadaşı ona vermek üzere sizden gizlice not isterken yanlış ders notlarını verip sınavdan kalmasına sebep olabiliyordunuz.

Ah eski günler… Eskiden kalite vardı, zeka vardı, nükte vardı, kavga vardı, “Saldıracağınızı niye önceden haber vermedin.” diye tavır yapan gazeteci arkadaşlarımız vardı…

Şimdi geldiğimiz noktaya, kaliteye bak: Binali YILDIRIM.

“Fetö evet dediği, PKK hayır dediği, Cehape hayır dediği, Fetö eeee hayır dediği için Evet diyoruuuz.”

Tamam ‘evet’ deyin. Ne deyim… Allah’tan bu şer odakları Anayasayı destekleme kararı almadı. Yoksa kendi teklif ettiğiniz Anayasa değişikliğine bunlar “Evet” diyor diye “Hayır” derdiniz değil mi?

17-24 Aralık zamanı birilerini aklamak için yapılan sosyal medya çalışmasına bak: “Dünya Zeka Örgütü (NASA)’nın yaptığı araştırmaya göre Bilal Erdoğan’da normal insana göre 3 kat daha fazla zeka varmış.”

Eskiler derdi hep ağaç altına necaset yapmayın diye ama bu milletin yarısı dinlememiş herhalde bu öğüdü…

Küle su mu döktük, gece tırnak mı kestik, ömürde bir defa denk gelindiğine inanılan Hızır Ata’ya bıçak mı çektik anlamadım ki…

Kanada başbakanı kuantum bilgisayarlarının çalışma prensibini anlatır, bizimkisi “Bulut sistemine fazla şaapmayın kafayı çizersiniz.” diyor. Bir de “Başbakanlık gereksiz.” diyor. Bu seviyede olacaksa bence de gereksiz.

Biz komünistlerle iyiydik be… Canımız sıkıldıkça döverdik en azından. Bunlar çok kalabalık. Game of Thrones’daki Ak-Gezenler gibi gittikçe de kalabalıklaşıyorlar.

Şaka bir yana insan üzülüyor. Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış bir neslin torunlarıyla bu derece dalga geçilmesi, eğitim sistemindeki “kasti” oynamalarla bir kaç neslin birden aptallaştırılması, elaleme karşı bizi temsil eden liderlerimizin böyle olmakta ısrar etmesi gerçekten üzüyor.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone