Kötünün İyisi Mantığı ve Demokrasi Emperyalizmi

KemalOnalir

Son yıllarımızın mantığı olan bu düşünce yüzünden muhatap olduğumuz sıkıntılar ortadadır. Gelinen nokta genel düşünce sistemimizde köklü değişiklikler yapmaktadır. Eskiden olmaz dediğimiz şeylere artık kötünün iyisi düşüncesiyle ‘olsun bari’ diyoruz.

Kötünün iyisi nasıl olur?

Bir belediye başkanı devletin 100 bin lirasını çalmıştır. Bundan sonra gelen başkan 20 bin lira çalmışsa kötünün iyisi olur. Hâlbuki ikiside hırsız ve ahlaksızdır.

Bir adam 1 tecavüz olayına diğer bir adam 1 taciz olayına karışmış olsun. Taciz olayına karışan diğerinden daha mı iyidir?

Bir ülkede aktif olan 3 terör örgütü olsun. Birinci hükümet bölücülere fırsat versin, yargılamasın, mücadele etmesin. Diğer bir hükümet bu 3 örgütün sadece biriyle mücadele edip diğerlerinin önünü açsın. Şimdi bu ikinci hükümete iyi hükümet mi diyeceğiz?

Aynı iş yerini soymaya kalkan iki hırsızdan biri başarılı olup bir miktar eşya çalabilsin, diğeri beceremeyip kaçsın. Bu durumda ikinci hırsız suçsuz mu olur? Teşebbüsün suçu yok mudur?

Bu örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Fakat önemli olan asıl sorunu çözebilmek.

Memlekette 91 siyasi parti var. Dünyada eşi benzeri olmayan bir durum, demokrasi adına büyük zafer (!)

Bir yerde seçimlerden, partilerden, yolsuzluklardan konuşurken demokrasi yanlısı olanın ilk savunma cümlesi; ‘Ne yapalım işte, kötünün iyisi’ saçmalığıdır. Kötünün iyisini seçmek tecavüze uğramaktansa tacizi seçmektir. İki hırsızdan az çalanını, terörle top yekûn değil de ucundan mücadele edeni seçmektir. Madem iyisi yok, iyisi olana kadar sandığa gitmemek, iyiyi istemek, en doğruyu bulmaya çalışmak akıllı adamın ve milletin yapacağı şeydir.

Bu süreç nasıl atlatılır?

Memleketin güven telkin etmiş adamları arasında seçim yaptırırsın. ‘Biz size güveniyoruz bu ortamı düzeltin’ dersiniz. Onlar da gerekeni yapar. Hiçbir şey çözümsüz değildir. Diyorsunuz ya hani; ‘Demokraside çareler tükenmez’ diye. O hesap işte.

*

**

 

Emperyalizm, yayılmacılıktır. Eski çağlarda işgaller bu harekâtın yöntemidir. Daha sonra sinsi yollara başvurulur oldu. Rejimler kullanılarak milletler boyunduruk altına alındı, alınıyor.

1917-1991 yılları arasındaki Rus emperyalizminin adı Komünizm’dir. Komünizm bir idare biçimidir. Bir ülkeye kendi idarenizi zorla dayatmak emperyalizmdir. Rusya komünizm rejimini kullanarak Sovyetler Birliğini kurmuştur.

Diktatorya, Elitizm, Demokrasi bunlar hep yönetim biçimidir. II. Dünya Savaşını Komünist/Demokrat ittifakı kazanmıştır. Soğuk Savaş, Komünizm ile Demokrasi arasında olmuş, Demokrasi kazanmıştır. Demokrasi dediğiniz şeyin koruyucusu, savunucusu ve dayatıcısı ABD’dir. Buna rağmen ABD’de kayıtlı seçmen oranı %70, seçime katılım oranı %50’dir.

Komünist işgaline karşı durmamak yani komünist olmak ile ABD güdümlü demokrasi işgaline karşı durmamak, yani demokrat olmak aynı şeydir. ABD’nin Afganistan, Vietnam, Irak gibi ülkeleri işgal sebeplerine bakın. Demokrasi görünümlü petrol hesabıdır. Kendi ülkesinden kilometrelerce uzaktaki bir diktatör ile ABD’nin ne alıp veremediği olabilir? Nükleer silahı icat eden adamlar nükleer silahtan mı korkacaklar? Irak’da nükleer silah bulunmadığı gerçeği de ortada.

Sonuç olarak kötünün iyisini, ABD’nin emperyalist amaçları doğrultusunda seçip duruyorsunuz. Demokrasi bizim kültürümüzde, inancımızda yoktur. Türkler bugünün tabiriyle Elitisttir. Yani toplumu yönetecek kişi, toplum içinde bilgisi, mücadelesi ve vasıflarıyla ön plana çıkmış olmalıdır. Bu kişilerin son örneği Mustafa Kemal’dir. Mustafa Kemal sandıkla değil mücadelesiyle lider olmuştur. Ondan sonra gelenler dayatılan adamlardır. Fakir adamın vekil olamadığı demokrasi, olsa olsa emperyalist araçtır.

Ehven-i şer, şerlerin en kötüsüdür.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone