Kukla Irak’ın Karın Ağrısı

YusufhanGuzelsoy

Dünya tarihi incelendiğinde “Kesin birinin bedduasını almış.” diyeceğiniz ilk ülke Irak olmalıdır. Sakın Türk yurtları olmalı, demeyin. Türk yurtları beddua değil düşmanlık görmüştür. Çünkü Türk yurtlarının sahibi dönek değildir. Dönmeyen ve yiğit kalan herkes düşmanlık çeker. Irak’ın durumu tam tersidir. Irak coğrafyası birçok dönekliğin yaşandığı ve bu yüzden beddualar almış bir coğrafyadır. İşin “beddua almak” gibi dini kısımlarını geçerseniz, her türlü dönekliğin sonunun beddua almadan da Irak’ın durumuna düşmek olduğunu göreceksiniz.

Bugün Türk devletine olan düşmanlığı da ABD’ye karşı “uşaklık” görevinden kaynaklı kukla Irak devleti, tarihin eski dönemlerinden beri fitne ve kargaşanın, adam satmanın merkezi bir coğrafyada bulunmanın etkisini karakterinde çok iyi taşımaktadır. Size Arap kaynağı niteliğindeki iki ismin, Ebu Zehre ve Hz.Ali’nin Irak ahalisi hakkındaki yorumlarını aktarayım:

“Ebu Hanife’nin doğduğu yer olan Kufe, Irak’ın büyük şehirlerinden biriydi. Belki o zamanki Irak’ın ikincisiydi. Irak’ta muhtelif milletler, kavimler, eğilimler vardı. Orası eski medeniyetlerin yatağıdır. Süryaniler orada yayılmıştı. İslam’dan önce orada mektepler kurmuşlardı. Buralarda Yunan felsefesi, İran hikmeti okunurdu. Irak’ta İslam’dan önce inanç meselelerinde birbiriyle mücadele halinde bulunan Hristiyan mezhepleri vardı. İslamiyet’ten sonra da çeşitli milletler ve dinler burada mevcuttu. Ara sıra kargaşalıklar, fitneler oluyordu. Siyasal fırkalar birbirleriyle çarpışıyor, akideler yöntem mücadelesi yapıyordu. Görüştükleri sahabeden aldıkları ilmi neşreden müctehit tabiun da oradaydı. Din ilminin berrak menbaları orada kaynıyordu. Birbirleriyle çekişen taifeler, birbiriyle çarpışan düşünceler, görüşler hep oradaydı.” (Ebu Zehre)

“Peygamberimizin Ehlibeyt’i size geldiğinde onlara nasıl muamele ettiniz? Şunu yaptık, bunu yaptık diyeceksiniz. Bunları demeye hakkınız yoktur. Onlara önce yandaş göründünüz, sonra yan çizip kaçtınız. Daha sonra da gelip aklanmak istediniz. Sizin için aklanmak söz konusu değildir.” “Ey Irak halkı! Siz, gebe kalıp sonra da düşük yapan bir kadın gibisiniz.” (Hz.Ali)

Tarihin gördüğü en büyük zalimlerden biri olan Haccac da Irak valiliğine atandığında Kufe’de şu hutbeyi okumuştur: “Ey Irak halkı, ey parçalanmaların, bölünmelerin ve dinden çıkmaların halkı! Ey ahlaki rezilliklerin halkı! Şunu bilin ki müminlerin emiri ok torbasını önüne koyup okları teker teker gözden geçirdi de onların işe en yarayanı, en öldürücüsü olarak beni buldu ve sizi vurmak için beni vali yaptı. Beni sizin başınıza bir kırbaç ve bir kılıç olarak getirdi. Ama artık kırbaç dönemi bitti, kılıç dönemi başladı.”

***

Kendi asrımıza gelelim.

Yakın zamanda Irak’ta bulunan Uluslar arası koalisyon gücünün sözcüsü ABD’li Yarbay John Dorrian “Irak topraklarında bulunan Türk ordusu Irak hükümeti tarafından resmi izinle gelmemiştir ve illegaldir. Bilindiği üzere uluslar arası koalisyon gücü içinde, bazı ülkeler Irak hükümetinin izniyle burada bulunmaktadır. Bu güçler IŞİD ile mücadelede Irak ordusuna havadan ve karadan destek vermektedir.” dedi.

20 Mart 2003’te ABD ve Birleşik Krallık önderliğindeki koalisyon güçleri Irak’ın işgaline başladı. Koalisyon ülkeleri o savaşa “Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu” dedi. Yıllar sonra ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin “hata” dediği savaş görünümlü katliamda 1 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiği ifade edilmektedir. Daha birçok insan bu savaşla birlikte Guantanamo’ya götürülmüş, birçok insan işkencelerde veya çatışmalarda kaybolmuş, Ebu Garip cezaevinde yaşananlar gibi skandallar ortaya çıkmış ve yüz binlerce insan organ ve mülteci ticareti yapan organizasyonların kurbanı olmuştur. Bugün 15 milyon insan karanlıkta yaşıyor ve Irak’ın 6 milyon mültecisi vardır.

Yarbay John Dorrian utanmadan “Türk askeri illegaldir.” diyebilmekte ve ülkesinin resmi izinle işgal edildiği söylenen Irak Başbakanı Haydar El Abadi Türkiye’nin Musul’a girme ihtimaline karşı adeta çıldırmaktadır. Kukla devletin kukla idarecisi de böyle olmalıdır. Haydar El Abadi görevini eksiksiz yerine getiriyor ancak görevini eksiksiz yerine getiren şu koca dünyada bir tek kendisi midir? Onu da önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Amerikan yapımı Fahrenheit 9-11 belgeselini bilirsiniz. O belgeselde çarpıtma da gerçeklik de vardır. Çarpıtma yapılan nokta, ABD’nin Irak’ı işgalinin sadece Bush ailesinin Suudi sermayesiyle olan ilişkisinin açığa çıkmaması için gerçekleştirildiği konusudur. Irak işgal edildiği zaman ABD hükümetinin Bush da dahil olmak üzere tamamı petrol şirketlerinde ya danışman ya hissedar ya da patrondu. Gerçeklik noktası da Bush ailesinin Suudi sermayesiyle olan ilişkileridir.

Evet…

Ülkesini işgal edenlere yasal izin vererek IŞİD terörüne karşı sözde savaş veren Haydar El Abadi ve sadece Irak’ta milyonlarca insanı katleden ABD kafa kafaya vermiş TSK’ya saldırıyor. Önümüzdeki günlerde 15 Temmuz darbe girişiminin neden gerçekleştirildiğini daha iyi anlayacağınız olaylar olacaktır. 15 Temmuz gerçek olsaydı, bugün koalisyon güçleri Türkiye’ye girip sözde IŞİD’e karşı operasyon düzenlemeye hazırlanıyor olacaktı. Ancak ne ABD ne de köpekleri amacına ulaşamadığı için, TSK hem Suriye’de hem de Irak’ta bedel ödetecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone