Kurt Kıskacı

Ülkemiz gündemini uzun bir süre işgal eden İstanbul seçimleri de sonuçlandı. Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu, Cumhur İttifakı adayı Binali Yıldırım’a karşı, ciddi bir oy farkıyla seçimden galip ayrıldı. Tabi ki herkes için kestirmesi en kolay sonuç, bugünden itibaren Türkiye’nin farklı bir noktaya doğru ilerleyeceği oldu. Türkiye hangi noktaya ilerlerse ilerlesin, Türk siyasetinin geleceğinde AKP’nin yeri olacağına inanmıyorum.

Erken seçim ihtimali konuşuluyor. Erken seçim, ölmekte olan bir varlığın ömrünü, iki veya üç yıl kadar uzatmaya yarar. Buna rağmen, sonuçta bir şey değişmeyecektir. Bir kere “vücut” kararını vermiş görünüyor. AKP, bu yerel seçimlerde o kadar kötü bir kampanya yürüttü ki, ben bu kampanyaya “harakiri” diyorum. Ama esas “kurt kıskacı” içine girmeye sebep olan şeyler başkadır.

Geçmiş dönemlerde de çok güçlü partiler siyaset sahnesine çıkmıştır. Bunlar bir dönem zafer sarhoşu olmuş, seçimleri silmiş, süpürmüş, ancak nihayetinde bu sarhoşluğunda etkisiyle ses yükseltmiş, nihayetinde tarih olmuşlardır. Birkaç seçimlik kazanımlar, tek bir seçimde heba olabilir. Çok güçlü iktidarlarsa, dışarıdan değil, içeriden çürür. Bir kere, yolun başından itibaren Erdoğan ve AKP’yle olan ve parti tabanında yer alan üyeler el etek çekeli çok oldu. Bunun nedeni de, zirvelere yerleşmiş olan menfaat gruplarıdır. Zafer sarhoşu olup muhalefete karşı saygısını yitiren her iktidar için en büyük ceza, menfaat grupları tarafından içten kemirilmektir.

Diğer yandan, kendi partinizden başlayıp devletin her köşesinde liyakatı bir yana koyarsanız, millet de sizi kapının önüne koyar. Türk milleti küçümsenmeye gelmez. Küçüklük onda eğreti durur. Bu kan meselesidir, fıtrat değişmez.

AKP , işte bu zafer sarhoşluklarının etkisiyle, özellikle 16 Nisan’da gerçekleştirilen referandumla beraber, savaşı kazandığını sanmış, sivil bir ihtilal gerçekleştirdiğine inanmış, nihayet hücum ettiği Türk mukaddesatı tarafından kıskaca alınmıştır. Şimdi AKP nereye adım atabilir?

Cemaatle birlikte hareket etti; kaybetti. Nihayetinde, bu ihanet topluluğunun bir terör örgütü olduğunu kabul etmek zorunda kaldı. Açılım yaptı; kaybetti. Yerli ve milli olmaya çalıştı; bu da AKP’nin fıtratıyla çelişti ve yine kaybetti. Şimdi tekrar açılıma yöneldi ve yine kaybedecektir. Akacak olan kanın damarda durmaması gibi, eriyen iktidar da sarayda durmaz. Ayrıca unutmamalıdır ki “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir”. Artık AKP için nereye adım atsa, mağlubiyet alacağı bir dönem başlamıştır.

Açılım bu sefer başarılı olur mu?

Olmaz. Sahada kaybeden terör örgütü PKK, siyaset sahnesinde sadece AKP’nin propogandasıyla tutunabiliyor. Muhalefeti desteklediği iddia edilen PKK ve HDP, her iki tarafa da oynamış ve ömrünü biraz olsun uzatabilmiştir. Ancak bu sadece psikolojik bir durumdur, PKK da tarih sahnesine gömülecektir. ABD, PKK’nın artıklarını YPG’ye çevirdi. Çeyrek bir ordu durumuna getirilen YPG de kaybetti. PKK

AKP’nin İstanbul seçimlerinden alacağı önemli ders, PKK veya HDP’nin sandığı kadar yüksek bir etkisinin olmadığı, açılıma yönelmenin kaçınılmaz bir hata olacağıdır. AKP fıtratı ve misyonu gereği bu gerçeği göremedi, göremeyecek. Teröristbaşını hala kullanmaya çalışıp başarılı olamaması gibi.

AKP açılımla, terörle mücadele eden güvenlik güçlerini de karşısına alacaktır.

MHP’nin stratejisi doğru muydu?

AKP için FETÖ ile olan birliktelik fiyasko olmuş, çözüm süreci adı verilen çözülme süreci bitmişti. Çözüm sürecinin bitmesindeki en büyük etken, HDP’nin AKP’yi koalisyona düşürmesidir. AKP için bu noktada çözüm sürecini bitirmekten başka bir yol kalmamıştı. O zamanki seçimlerin yapılacağı yılın başından itibaren, şehitler vermeye başlamıştık. AKP, çözüm sürecini sürdürmekte kararlı görünüyordu. Koalisyonla beraber, Erdoğan’ın deyimiyle çözüm süreci dolaba kaldırıldı. Daha önce birkaç yazımda bunun üstünde durdum. Bir şey, bozulunca değil, bozulmasın diye dolaba kaldırılır.

MHP için çözüm süreci bozulduğu zaman iki yol vardı: Ya fiyasko üstüne fiyasko yaşayan AKP’nin üstüne gidecek ya da tırmanan teröre karşı Hükümetin yanında görünecekti. İkinci yol tercih edildi ve bu yol daha sonra ittifak seviyesine yükseltildi. İttifak seviyesine gelinmesinde, parti içinde güçlenen muhalefete karşı, Hükümetin desteğiyle de mevcut yönetimin yerini koruması da etkili oldu. Bunun doğal sonucu olarak, MHP’nin içinden yeni bir parti çıktı.

Bugün, Bahçeli’nin mevcut siyasetiyle çözüm sürecini bitirdiği söyleniyor. Bahçeli’nin AKP’nin yanında yer alması çözüm sürecini bitirmemiştir. Yukarıda da yazdığım gibi, bitmiş olan bir süreçten sonra gerçekleşmiş bir ittifak söz konusu olmuştur. Bu da büyük bir riskti ve pahalıya mal oldu. Şimdi artık Cumhur İttifakı da bitecek gibi görünüyor. Bu süreçten MHP güçlenmiş bir şekilde değil, daha zayıflamış bir şekilde çıkacak.

Sivil vesayet nedir?

Bir kez daha gördük ki sivil vesayet, teröristbaşının mektubuyla ülke yönetmeye çalışırken, TSK’nın elinden savunma hakkının bile alınmaya çalışılmasıdır. Elbette bir ülkeyi millet tarafından seçilmişler yönetir, ancak seçilmiş olmak, teröristle masaya oturma, TSK’yı lağvetmeye kalkma hakkına sahip olmak anlamına gelmiyor. Bu millet kendine en önce şunu sormuştur: Bir cemaat, 15 Temmuz’da darbe yapmaya kalktığına göre, neden cemaatler değil de askeri okullar kapatıldı? FETÖ tasfiye edilirken, neden liyakat bakımından ders alınmadı da bu sefer diğer cemaatlere yol verildi?

Cevabı çok açık: Hiçbir iktidar, gözü kapatılmadıkça bindiği dalı kesmez.

Belediyeler Neden Önemli?

İlk cevap herkesin bildiği gibi, yerel seçim, genel seçimin fragmanıdır. Ancak belediyeler, özellikle de İstanbul, AKP için bambaşka bir anlam daha taşıyor. Belediyeler, AKP’yi iktidara taşıyan ve iktidara gelince de orada tutan en önemli kaynaklardan biridir. Bütün siyasal İslamcılar için belediyeler ekmek kapısıdır. Rahmetli Mehmet Bölük’ün “El-Tayyip” kitabını okursanız, ne demek istediğimi kanıtlarıyla anlar ve dünden bugüne nelerin değişmediğini daha iyi anlarsınız.

Tarih tekerrür eder mi?

Tarih, yaygın söylemin aksine tekerrür etmez. Tarih, aynı hatayı iki kere yapanlar için benzer sonuçlar doğurabilir. Hepimiz aynı tarihin içinde yaşıyoruz. Aynı hatayı yapan ben olmadığıma göre, tarih benim için değil, o hatayı yapanlar için tekerrür ediyor. Kimdir onlar?

Hala “FETÖ kazandı” diyenler…

Hala “PKK-HDP kazandı” diyenler…

Devletin her türlü imkanını kendi yararına kullananlar…

Açık açık yalan söyleyenler…

“Bunlar dinsiz” diyenler…

Mustafa Kemal Atatürk’ün tablosunu duvardan indirenler…

Belediyelere çöken parazit çeteler…

“Bira içenler kazandı sevinin” diyenler…

Kendi imanından şüphesi olduğu için ulu orta namaz kılma ihtiyacı hissedenler…

Neredeyse 800.000’e ulaşmış farkı göremeyenlerdir…

“Oylarımız çalındı” diyenlerin, daha ağır bir sonuçla karşılaştığını göremeyenlerdir…

Ve göremeyenler her zaman kaybeder. Tarih, körlerin mağlubiyetiyle doludur.

CHP ne yapmalı?

AKP’nin aldandığı gibi aldanmamalı, bu sonucu HDP oylarını yanına almasına bağlamamalıdır. Aksine, CHP’nin içinde de yuvalanmış bulunan Kürtçüler herkesçe biliniyor. Azınlık seviciler, CHP’den uzaklaştırılmadıkça, CHP’yi iktidara ancak AKP’nin kendi kendine vurduğu darbeler indirir. Açılımın ilk döneminde, AKP Kürtçüleri sevindirmek ve yanına çekmek için hamleler yaparken, CHP bunun karşısında durmuyor, aynı şekilde karşılık vererek kendi seçmenlerini sandıktan uzaklaştırıyordu.

Ülkenin kuruluş ayarlarına dönmesi için, CHP’nin kuruluş ayarlarına dönmesi gerekmektedir. Sessiz fakat kalabalık haykırış bunu istiyor. Aksi, seçim sonucunu AKP’ye karşı kazanılmış bir zafer olmakla sınırlandırır. Götürdüğü, getirdiğinden çok olur.

Türkiye için tek çıkış yolu, Mustafa Kemal’in gösterdiği yoldur.

Millet nasıl yaklaşmalı?

Türk milleti her siyasetçiye temkinli yaklaşmak ve duygularına hakim olmak zorundadır. Gerçekler her defasında zamanla ortaya çıkar. Vaat etme dönemi bitti; şimdi izleyip görme zamanıdır. İktidarın yanlış seçim kampanyasıyla yaratılan psikolojik bölünme giderilmeli, yaşam tarzı ne olursa olsun, herkes Türk’te birleşmeli, Türk’ü düşünmeli, Türk için yaşamalı ve ebedi Başkomutanı daha derinlemesine okumalıdır.

 

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone