Kutadgu Bilig’den Öğütler-1

Hikayelerindeki kahramanları 4’e ayırmıştır Yusuf Has Hacib. Bunlardan Kün Togdı hükümdarı, kanunu ve adaleti temsil eder; Ay Toldı mutluluğu, Odgurmış akıbeti, Ögdülmiş ise aklı ve zekayı temsil etmiştir. Bu karakterlerin hikayelerine geçmeden önce Yusuf Has Hacib öğütlerine insanoğlunun değerinin bilgi ve akıldan geldiğini anlatarak başlar:

“Bilgiyi büyük bil ve anlayışı ulu; / biligni bedük bil ukuşnı ulug

Bu iki şey yükseltir seçkin kulu. / bu iki bedütür ödürmiş kulug

Anlayış nerede olursa, orası ululuk bulur; / ukuş kayda bolsa ulugluk bulur

Bilgi kimde olursa, o büyüklük bulur. / bilig kimde bolsa bedüklük alur”

Francis Bacon’un 1597’de söylediği “knowledge is power” (bilgi güçtür) sözünü Yusuf Has Hacib ondan beşyüz yıl önce Tavgaç Buğra Han’a ithafen Türk milletine söylemiştir. “Göçebe kültürün sözel zenginliği hayatın özünü içerisinde barındırır.” düşüncesi Kutadgu Bilig ve Divan-ı Lügatit Türk ile aslında kanıtlanmıştır; fakat maalesef bu iki esere de yüzlerce yıl hakettikleri değeri veremedik.

“Sen kendi esenliğini istiyorsan, / esenlik tilese sening bu özüng

Ağzından yararsız söz çıkarma. / tilingde çıkarma yararsız sözüng

Söz, bilerek söylenirse bilgi sayılır; / bilip sözlese söz biligke sanur

Bilgisizin sözü kendi başını yer. / biligsiz sözi öz başını yiyür

Sözü çok söyleme, az ve birer birer söyle; / öküş sözleme söz birer sözle az

Binlerce sözün düğümünü bu bir sözde çöz. / tümen söz tügünin bu bir sözde yaz

Bak doğan ölür; ondan eser olarak söz kalır; / toguglı ölür kalır belgü söz

Sözünü iyi söylersen ölümsüz olursun. / sözüng edgü sözle özüng ölgüsüz”

Sözün anlatımı ve kelimelerin iyi seçilmesi, konuşmanın sade ve açık olması konusunda da çeşitli öğütleri bulunan şair, sözün güzelini daima altından üstün tutmuş bunu da şu mısralarla vurgulamış ve bizlere öğüt olarak yüzlerce yıl öncesinden seslenmiştir:

“Ey oğul, sözümü sana söyledim; / sanga sözledim men sözüm ay ogul

Ey oğul, bu öğütleri ben sana verdim. / sanga birdi bu pend özüm ay ogul

Benden sana gümüş ve altın kalırsa, / kümüş kalsa altun meningdin sanga

Sen onları bu söze denk tutma. / anı tutmagıl sen bu sözke tenge

Gümüşü bir işe harcarsan tükenir, / kümüş işke tutsa tüker alkınur

Sözümü işe harcarsan gümüş kazanılır. / sözüm işke tutsa kümüş kazganur”

Buğra Han’a olan bu öğütlerinde sert bir üslup kullanmaktan çekinen Yusuf ona yanlış anlamaması gerektiğini, bunların gelecek nesillere birer öğüt olduğunu o yüzden bu öğütleri anlatırken uygun dilin bu olduğunu şu dizelerle anlatmıştır:

“Dileğim bir söz söylemekti, ey bilge hakim / tilekim söz erdi ay bilge bügü

Benden sonra gelecek kişilere kalacak. / kidin keldeçike özüm sözlegü

Sözümü sana söylemiş olduğum için / sözüm sözlemişke sanga eymenü

Çekinerek işte böylece senden özür dilerim. / özüm uzri koldı sanga uş munu

Yusuf Has Hacib’in evlatlarına bin yıl öncesinden tuttuğu “mutluluk” ışığını yansıtmaya yarın da devam edeceğiz. Siyasetsiz kalın, esen kalın…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone