Kutadgu Bilig’den Öğütler-4 (Alp-Er Tunga)

Köylüsünden, devlet başkanına kadar herkes için çıkarılacak bir sürü dersi içeren Kutadgu Bilig adlı eserinden hem orijinal dili olan Karahanlı Türkçesi’yle hem de günümüz Türkçesi’yle ele alacağımız bu öğütler yüzyıllar öncesinin mantığıyla yazılmasına rağmen üzerinde düşünüldüğünde hala her birinin (yazarın deyimiyle)  gümüşten değerli olduğu anlaşılmaktadır.

Yusuf Has Hacib’in bilgiyi, aklı kullanmayı, anlayışı ve iyiliği her şeyden üstün tuttuğunu, kişinin bunlara nasıl yaklaşması, nasıl ele alması gerektiğini önceki yazılarımızda belirtmiştik.

Yusuf hayatın özünü kavramış, kendini dünyevi işlerin akışına kaptırmamış, olaylara, olgulara, değerlere geniş açılardan bakabilen, çağının çok ötesinde bir düşünürdü. Yaklaşık 18 ay gibi bir sürede tamamladığı düşünülen eserinin çağlar ötesine kalacağını biliyordu.

Bu eserinden faydalanmasını bilene hayatın anlamını, mutluluğun formülünü, adalet dairesinde huzurlu bir hayatı, her iki dünyada da saadeti vaat etmişti.  Özellikle bilginin önemini 6645 beyitlik eserinin neredeyse her bölümünde vurgulayan yazar, aynı zamanda sözün iyi söylenmesini kişinin “süsü” olarak ifade etmiştir. İyi söz sahibinin süsüdür olarak anlaşılan beyitinden sonra bir Türk atasözüyle de bize, yüzyıllardır gelen sözlü geleneğimizin zenginliğini bir kez daha yansıtmıştır.

“Kişinin süsü sözdür haydi bu sözü öt dilim / kişi körki söz ol bu söz ök telim

Haydi iyi sözlü kişiyi öv dilim / yori edgü sözlüg kişig ög tilim

Buna benzer Türkçe bir atasözü vardır; / mesel keldi Türkçe mungar mengzetür

İşte onu söylüyorum, şöyle der. / anı sözledim men munu yangzatur

Aklın süsü dil, dilin süsü sözdür; / ukuş körki til ol bu til körki söz

Kişinin süsü yüz, yüzün süsü gözdür. / kişi körki yüz ol bu yüz körki köz

İnsan sözünü diliyle söyler; / tili birle yalnguk sözi sözlenür

Sözü iyi olursa yüzü parlar. / sözi yakşı bolsa yüzi suvlanur

Eğer dikkat edersen, görürsün ki, / körü barsa emdi bu türk begleri

Dünya beylerinin en iyileri Türk beyleridir. / ajun beglerinden bular yigleri

Bu Türk beyleri arasında adı meşhur ve / bu türk beglerinde atı belgülük

İkbali ayan beyan olanı Alp-Er Tunga idi. / tonga alp er erdi kutı belgülüg”

(Bakın liderler dediklerinize. Var mı aklı güzel olup, dili güzel söyleyen, sözü öz olan, gözü süs olan, yüzü parlak olan, ırkı cibiliyeti Türk olan, Alp-Er Tunga’nın kanını taşıyan?)

Bu bundan sonraki beyitlerde yüce atalarımızdan Alp-Er Tunga’yı överek bahseden şair, onun meziyetlerini, bilgeliğini, yiğitliğini ve anlayışlı oluşunu ifade ederek onun üzerinden ideal bir Türk beyi nasıl olur bunu anlatmaya çalışmıştır.

Bilgi ve aklın kişinin içindeki karanlıkları aydınlatacağını, bunlarla dünyada itibar göreceğini, ulaşılan bilginin misk gibi gizlenemeyeceğini şu sözlerle bizlere aktarmıştır.

“Akıl karanlık gecede bir meşale gibidir; / ukuş ol yula teg karangku tüni

Bilgi seni aydınlatan bir ışık gibidir. / bilig ol yarukluk yaruttı sini

Kişi akıl ile yükselir, bilgi ile büyür; / ukuşun agar ol biligin bedür

Kişi bu ikisiyle itibar görür. / bu iki bile er ağırlık körür

Misk ve bilgi birbirine benzer; / yıparlı biligli tengi bir yangı

İnsan bunları yanında gizli tutamaz. / tutup kizlese bolmaz özde öngi

Miski gizlersen, kokusundan belli olur; / yıpar kizlese sen yıdı belgürer

Bilgiyi saklarsan, dili ayarlamasından belli olur. / bilig kizlese sen tilig ülgüler

Bilgi ve akıl kişi için bir köstektir; / kişen ol kişike bilig hem ukuş

Kösteklenmiş kişi yakışıksız şeylere gitmez. / kişenglik yaragsızka barmaz öküş”

(Dilin ayarı nerede? Bilginin aydınlığı nerede? Bakın lider dediklerinizin sözlerine. Bu meziyetlerin hangisi kimde?)

Devamı gelecek…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone